‘spor’ olarak etiketlenmiş yazılar

PostHeaderIcon MAURO FORMICA FUTBOL STİLİ

Mauro formıca 22 yaşında Arjantin doğumlu olmasına rağmen İtalya pasaportuda taşımaktadır 1988 doğumlu mouro formıca hakkında 2 gündür araştırma yapıp 8-9 maçın 15 er dakikalık özetlerini izledim…

Mauro formıca ofansif orta saha oyuncusu olmasına rağmen kanatlarda da ayrıcada 2. forvet mevkiinde de çok etkili olabilen her iki ayağınıda iyi kullanabilen özelliklede uzaktan attığı gollerle dikkat çeken bir oyuncudur çok süratli ve top tekniği üst düzeydedir bazen taraftarı ayağa kaldırabilecek klas hareketlerle rakiplerini alt edebilir fakat bunların yanında negatif yönleride var örneğin;çok süratli vede hırslı olmasına rağmen fizik olarak bu lig için yeterli olmayışı aynı zamanda futbol zekasının çok fazla ilerlememesi açıkçası beni endişelendiren özelliklerinden bazılardır ama saha içindeki oyun yapısı ile burada kendisine birçok taraftar kitlesi kazanabileceğini rahatlıkla söleyebilirim,yanlız birşeyi üzerine basa basa sölüyorum bu oyuncudan taraftarlarımızın çok büyük beklentiler içinde olmamalarını sabırlı olmalarını artık bizimde genç oyuncuların gelişmesi için yaptığı hataları esgeçme zamanımızın geldiğini düşünüyorum…

bu transferin Galatasaray camiası için hayırlı olmasını temenni eder ve bu forma altında sayısız başarılara imza atmasını umarım…

LEVENT DOĞANAY….

PostHeaderIcon İNTİHAR

Haftanın maçı güzel futbol bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Futbolu biraz yakından takip eden herkes ise bu oyunu bekliyordu . Galatasaray eldeki mevcut kadro nazarında oynayabileceği en iyi kadro ile sahada yer alıyordu. Trabzonspor ise fazlaca ofansif bir kurgu ile sahaya çıkmıştı. Bu kurgulara bakılınca sahada hücum ve defansın çarpışması olacağı düşünülüyordu ancak iki hafta önce Fenerbahçe maçında olduğu gibi Galatasaray önde pres yapıp rakibe topla oynama şansı tanımayınca Trabzonspor etkili ayaklarını kullanamaz hale geldi. Maçın büyük bölümü bir kör dövüşü şeklinde geçti cılız ataklar, bireysel parlama çabaları çoğu zaman tehlike bölgesine varmadan sonlanan ataklar izledik. Maçta gol olması için bireysel hata olması gerekiyordu zira iki takımda özellikle duran toplarda rakibe önlemler almıştı ve ceza sahasına yakın kazanılan serbest vuruşlarda ise isabet sağlayamamıştı. Bireysel hatalar ise hemen maçın başında Trabzonspor kalecisi tarafından yapılmıştı burada Mustafa bu hatayı değerlendiremeyince maçın hemen başında oyun şekli değişmemiş oldu ve uzun süre oyun dengede gitti.
İkinci devrenin başında Barış-Cana değişikliği geldi. Bu esnada kendimce Hagi hocamızı aklama derdine düşmüştüm bunu birazdan oyuna yapacağı Kewell hamlesi öncesi yabancı rotasyonuna zemin hazırlama ayarı olarak görmeye çalışıyordum. Aradan biraz süre geçince Kewell oyuna girmek için kenara geldiğinde işte bu demek üzereydim ki kalkan tabela 21 numarayı gösteriyordu. İki haftadır kendimi avutmaya çalıştığımı bu dakikada anladım zira efsane Hagi vatandaşı Lucescu’ya fena halde benzemeye başlamış ve kafasında kazanmaktan çok 0-0 varmış. Kadro dizilişinde her şey mantıklı görünse de burada yapılan gözden kaçan nokta oyuncuların oyunculuk yapısıydı zira ne Elano ne de Misimoviç forvet özellikli değiller ikisi de önlerinde oyuncu olduğunda verimli olan oyunculardı hal böyleyken ilerde Pino yalnızlık senfonisi kıvamında oynamaya devam etti sağda solda etkili deplaseler yapsa da yanına giren oyuncu olmayınca ataklar cılızlaştı. Başka bir ilginç nokta da sürekli Pino gereksiz şut atıyor saçmalığıydı zira Kolombiyalı kaderi ile baş başa bırakılmış halde en yakın arkadaşı ile arasında 20 metreye varan mesafede oynarken çabuk karar verip çabuk uygulamak zorunda tek başına dört oyuncu içinde fazla seçeneği yokken bu eleştiriler oldukça garip oluyor.
Kewell oyuna girdiğinde acı gerçekle karşılaşmıştım bu acı gerçek oyun süresince başka bir şekilde daha kendini gösterdi. Diğer bir gerçek Kewell henüz hazır değildi zira maç içinde birkaç defa gözüken oyunun 70 dakikasını oynamış Trabzonspor sağ beki Serkan Balcı karşısında ayakta kalamaması oldu. Buraya bir müdahale yapıp sola Pino ön tarafa da Kewell tercihi mantıklı olabilirdi zira takımda gözüken öne doğru top taşıyacak fizik ve teknik özellik sadece Kolombiyalı oyuncuda vardı ama bunu denemedik. Ön tarafta Kewell hemen arkasında Pino ve onlara servis yapabilecek Misimoviç ile Elano denklemini kuramayınca oyunu 0-0 götürmekten başka çare yoktu nitekim maç bu şekilde gidiyordu ki…..
Kaçınılmaz son veya mukadderat artık adını siz koyun beklenmeyen bir şey diyemeyeceğim zira bu bekleniyordu hatta kendimi hazırlamıştım diyebilirim ama gene de gerçekler acı veriyor. Haftalardır giydiği formaya ihanet eden, bu kutsal formayı taşımayı hak etmediğini kanıtlayan ve bu yönde açıklamalar yapan Servet normal bir oyuncu için akıl almaz kendisi için bilindik hatalarından birini yaparak takımın geriye düşmesine neden oldu. Golde kaleci Ufuk hiçbir mantıkla izah edilmeyecek şekilde kaleyi boşaltarak ta davetiye çıkardı ama yapılan ilk hatanın izahı mümkün değil.
Bu hata doğru değerlendirilirse hayırlı bile olabilir zira yönetim 3 yıldır eksik hamleler yapmakla ün salmış durumda hiçbir eyleminde sonuna kadar gidilmiyor ve sürekli eksik bırakıyorlar ki tamamen köklü revizyon için dibe vurmak şart olacaktı bunu hoca değişikliği esnasında bir kez daha gösterdiler. Hocayı yollayıp oyuncu bazında tasarrufları es geçenlerin bu yenilgi ile yüzleşmesi iyi oldu denebilir.

Golden sonra yapılabilecek hamle maç içinde sıkça gözüken Trabzonspor defansı ve kalecisinin yan toplarda sürekli hata yapacakmış gibi bir görüntüsünden faydalanıp Mehmet Batdal ile doldur boşalta dönmekti. Maç içinde bu sinyalleri fazlaca vermişken bu yola gidilmeyip Emre hamlesi yapıldı burada bazı pozisyonlar yakalansa da kale önünde zenginlik yakalanmadığı için verimli olamadık. İkinci gol için zaten söylenecek bir şey yok maç boyu futbol adına bir şey ortaya koyamayan Trabzon takımı net bir galibiyet almış gibi gözükse de skor aldatıcı olabilir.
Hagi bu maçta sınıfta kalmış oldu devre arasına kadar en az hasar şart ve ilk etapta atletik bir santrfor şart diğer arızaları gidermek çok mümkün olmadığı için oraları yazmıyorum ama oyuncu transferinden önce bazı oyuncuları yollamak transferlerden daha fazla katkı yapacaktır.
Trabzonspor için söyleyecek birkaç nokta öncelikle orta saha kaliteleri oldukça yüksek hele Selçuk-Colman ikilisi birlikte oynaya devam edip aşama yaparlarsa çok daha ileriye gidebilirler. Gözüken sorun ön tarafta oynayan oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarını yetersizliği ile oyuncuların bireysel performansı ve yeterlilik seviyesi olmalı. Bu forvetlerin genelde bireysel oynadıkları ve vatanı kurtaran kahraman rolüne soyunmaları ilerde sorun yaratabilir.
Lig daha çok olaya gebe görünüyor zira 6-7 takım yukarda ve her hafta puan kaybetme riski var b sonuçla Galatasaray lige havlu atmış gibi görünse de sıkça söylediğimiz gibi bir seri yakalamaya ihtiyacı var bu seri yakalandığı takdirde yeniden hesaplar yapılabilir ama kazanmadıkça rakiplerin kaybetmesi anlam kazanmayacaktır.
Bu yenilgi hayırlı olabilir bunun olması yönetim ve teknik kadronun elinde umarım bu fırsatı değerlendirebilirler.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Hamalsızlık

Malumunuz, hamal (taşıyıcı) çarşıda, pazarda, ev nakliyelerinde vücut gücünü kullanarak işlerini icra eden emekçi insanlardır.

İşin ve sektörün içeeriği ne olursa olsun, teknoloji hangi seviyede olursa olsun, iş-vücut-kaba güç her zaman gereksinim duyulacak bir aracıdır ve her daim de böyle olacaktır. Gerek bir arı kovanında, gerekse bir otomotiv servisinde, gerekse ekmek fırınlarında… teknoloji, yapay zeka, üstün nitelikler ne kadar ileri seviyede olursa olsun, en ilkel tabiriyle “kas gücüne-kaba güce” ihtiyaç bakidir her daim.

Ufak bir mazi turu yapalım o meşhur 4 yılımıza ve tabii ki o meşhur 4 yılın evveline… Hiç futboldan anlamayan bir insanı bile Galatasarayımızın o 4-5-6 yılda oynadığı futbolu izlemek üzere stada götürdüğünüzde ve ya televizyon başına geçirdiğinizde, en ham hali ile yapacağı 3-5 yorumdan bir tanesi de “yaa şu çocuklara bak formaları sırılsıklam oldu oraya buraya koşmaktan” olacaktır.

Emre-Okan-Suat-Hasan-H. Şükür-Bülent-Fatih… o meşhur 4 yıllık arı kovanının içindeki, işçi arılar. Bir arı kovanının sahibinin (kraliçe) kalitesi, işçi arıların kalitesi ile eş orantılıdır. Dünyanın en zeki kraliçe arısı (Hagi) bile olsanız, işçileriniz gerekli özveriyi göstermiyorlarsa, size kraliçeliğinizin hazzını (Hagi’nin futbol zekası) yaşama ve yaşatma (seyir zevki, resitaller) hakkını kimse vermez, o ortam sağlanamaz. İşçi ve kraliçe arı iş birliğinden sonra da o kovan, güvenlik ve beraberlik açısından en sağlam kovan olma hakkına kavuşmuştur.

Karşı takıma, daha kendi ceza alanlarından çıkmadan baskı uygulandığından, ondan sonra iyice dermansız olarak orta sahamıza gelseler bile, geldikten sonra 3 tane dinamo bücür ile karşılaşan rakip, bizim ceza sahamıza girse bile orada da 2-3 hamleden sonra, kalecimize kadar gelen top kulak memesi kıvamında oluyordu. Bu kadar işçinin ve iş gücünün yanında da on numara resitalleri izleme fırsatı buluyorduk.

Bugün Galatasarayımız hamalsızdır, işçisizdir.

Ne rakip bizim kale önümüze gelirken direniş işçilerimiz var, ne de biz rakip kale önüne giderken hamal işçilerimiz var; hiçbirisi yok.
Çok kabaca bir örnek ile; mesela yapılan 40 pasın 15 tanesi Servet (isim önemli değil; savunma bölgesindeki herhangi bir isim olabilir) ve Jo arasında ise ve bu pas da DİREKT ise, burada oturup düşünmek lazım.

Nehirin bir yakasından diğer yakasına topu “fırlatmak” yerine, acilen emekçi, o köprü üzerinde, geriden ileriye topu taşıyacak hamallara ihtiyacımız var.
İstediğiniz kadar bir holdinge yıldız beyinler ithal edin, holding binasında özverili işçiniz yok ise, o yıldız beyinler beyin olmaktan çıkıp sadece 2 bacak üzerinde ve omuzların üzerinde taşınan bir kafa olmaktan öteye gidemeyecektir.

Saygılar…
GS Ruhu…

PostHeaderIcon Galatasaraylı ve Diğerleri…

Galatasaray’lı olmak”Hangi takımlısın?” sorusunun cevabı değildir. Çünkü Galatasaray’lı olduğun andan itibaren, bu; yaşam felsefen, yaşam tarzın, olaylara bakışın, sosyal hayatın, 24 saatin, okulun, işin… üzerinde etkili olur, “O” olursun; böyledir. Bu durum da başka hiçbir spor kulübünde (dünyada ve ülkemizde) yoktur. Tabii ki bunun yanında Türk örf adetleri ve yetiştirilme tarzının, Anadolusal insan tipinin de etkisi çoktur.

“Başka hiçbir yerde yoktur”dan kastım: takımına aşırı gönül verme, sosyalleşme, takımla yatıp takımla kalkma… vesaire gibi unsurlar DEĞİLDİR. Eğer bu pencereden bakılırsa, o zaman ülkemizden de, dünyadan da örnekler verilebilir.

Aksi iddia ve ispat edilene kadar da bu durum fikr-i sabittir.

Durum, Galatasaray’lılarda böyle iken, bir de bunun kulüp ve spor dalı yönetim tarafı da vardır elbet. Orada da durum aynıdır, aynı olmak zorundadır; çünkü Galatasaray’lılık, Galatasaray’lı olan herkes için aynı oranda ve aynı şekilde hissedilmesi gereken bir duygudur.

Galatasaray’a gönül vererek desteğini gösteren ve “işini” yapan taraftarlar nasıl ki “diğerlerinden” farklı ise, kulüp bazında da düşünceler, yönetim şekilleri ve alınan kararlar diğerlerinden farklı olmak zorundadır. Galatasaray’lı taraftarın hayatı nasıl ki diğerlerinden farklı ise, Galatasaray’ı idare eden birimlerinin de yaptığı işler, düşünceler, hamleler, olaylara bakışı, davranışları diğerlerinden farklı olmak zorundadır.

Transfer konusunda gerek ülkemiz, gerekse de takımımız, birer “Gösteri dünyası için futbolcu alan A.B.D ligi, 8 tane çalışkan kendi öz cevherinin yanına 30 yaş üstü bir, iki eski dev getirerek ağabeylik yaptıran Yunanistan ligi, hem halkını hem de işgücünü sömürerek ülkelerden futbolcu toplayan Fransa, Hollanda ve Belçika ligi” DEĞİLDİR.

E, tabii ki İngiltere, İspanya, İtalya ligi de değildir. O zaman birisine İLLAKİ benzemeye çalışmak, hem olayın doğasına aykırıdır, hem de yanlıştır.

En başta, Türk futbolcusunun aklından “Avrupa’da oynamak” mantalitesi çıkmalıdır. Kulüplerimizde de “23 yaşına kadar getiririm, 10 yaşından itibaren tesislerimde besler özenle büyütür sonra AVRUPA’ya yıldız ihraç ederim” mantalitesi de çıkmalıdır. Bunun yanında Galatasaray; bir Gaziantepspor, Gençlerbirliği de değildir. Yap-İşlet-Elde Tutma-Devret… gibi… O zaman başka bir üslup, başka bir politika lazım.

Avrupa’ya ya da başka yerlere futbolcu gitmesin, oradan da futbolcu gelmesin demiyorum tabii ki. Ama kırsaldan kente SIRF GİTMİŞ OLMAK için giden, umut arayan insanlar gibi, bunu bir hayal ve şiar haline getirmek de, altı boş bir fikirdir.

Tabii ki bu sadece bir takımın düşüncelerinin değişmesi ile olmaz, top yekün ülke futbolunun ve içindeki insanların da gayreti ve emellerinin doğrultusunda olabilecek bir durumdur.

Yeni bir sezon başlarken hedefi nedir Galatasarayımızın? Kendi ligimizde şampiyon olmak, ülke içi müsabakalardaki kupalara sahip olmak ve yurt dışı müsabakalarında da üst noktalarda olup, dünya futbolunun üst noktalarındaki takımlarla mücadele edip, yenmek. Doğru mu? Doğru… O zaman, o üst noktalardaki takımlarla boy ölçüşeceğin vakit, elindeki “Avrupa’ya gitmek istiyorumcu” futbolcunu 22’sinde, arkasından su dökerek o üst noktadaki takımlardan birisine gönderirsen bu işte bir tezatlık doğar mı?

Ya da tam ters pencereden; o üst noktalardaki takımların göndermek istediği futbolcuyu alarak, o üst noktalardaki takımları yenmeye çalışmak istersen bu işte de bir tezatlık doğar mı?

Futbolu ve futbolcumuzu demir perde arkalarına gizleyip; biz onlardan almayalım, onlar da bizden almasın demiyorum tabii ki; lakin biraz daha özen istiyoruz.

Saygılar…
GS Ruhu…

PostHeaderIcon Güneşi Gösterin Bize

Evet dün akşam görüldüki iki yıldır görülmek istenmeyen herşey görülmeye başlandı ts,fb ve sivas maçları iki yıldır gözlerimizin önüne serilen sihirli perdeyi indirdi.Ama bugün gördüğüm yönetim ısrarla bunu görmek istemiyor floryada idari kadronun alt yapısında olan bir kaç ismi görevden almışlar.

Bu konuda yönetim umarım tatmin edici bir açıklama yapar burası 10 binden fazla üyesi olan bir kulüp ve 100 lerce sporcusu var böyle bir camiada insanlar dost sohbetlerinde sersenişlerde elbette bulunacak ama gündem değiştirmek yada birilerini suçlu göstermek için bunlar yapılıyorsa çok yazık camianın bir bütün olması gerektiği şu dönemde bunlar tatmin edici sebeplere dayanmazsa gerçekten çok yazık.

Gelelim takıma takımın sorunu çok açık net belli sevgisizlik isteksizlik takım adeta kamplara bölünmüş dün bir 45 dak oynadılar nefesleri kesildi çünki geçen süreçte okadar birbirlerini takip edip kulis yapmaktan düzensiz yaşamaktan aldıkları tüm antremanları yiyip bitirdiler şimdi yumurta kapıya gelincede çuvallayıp kaldılar.

Biz bunu aylardır hatta ben iki yıldır görüyordum skibbe ümit karan lincoln hasan şaş dediler bizde sabır dedik ama şimdi aynı isimler jo elano ayhan servet diyor peki diyenler ne yaptı hiç birşey birtek maç kazandırdılarmı hayır hepsi kaptanın arkasına okadar saklandılarki şimdi kaptan çıkmış ben bunaldım sıkıldım gidecem diyor.Nereye?TFF’nin yayın organı tam saha dergisine.

Durum böyleyken yönetim işin sorumlularını sorgulamak yerine hataları söylemek yerine aşağıda çalışan bir kaç personeli görevden alıyor başlarında bulunan 4 yıldır çalışan adnan sezgine dokunmadan.

Bu durum nasıl düzelir geçmişte nasıl düzeldiyse öyle önce herkes iş ahlakına kavuşturulacak yani yeteneği kısıtlı ama büyük paralar alan yerlibazı oyuncularla yeteneği güçlü ağırlığı yabancı olan oyunculara siz bir takım olursanız hepiniz kazanırsınız denecek lobi faliyeti yapanlara ceza vererek bu işe başlana bilir o şunun kardeşi o bunun adamı demeden herkes hakkına düşeni almalı artık.

Bu taraftar iki hatta üç yıldır Adnan Polat’a büyük destek verdi maddi ve manevi oda iyi transferler yaptı iyi bir takım kurdu ama görülüyorki bu iş takım kurmakla olmuyor ozaman başkanımız en iyi bildiğini yapacak futbolcuya dayalı düzene son verecek ve bu camianın eski neferlerini’de bir şekilde bu potada bulunduracak çünki artık herkes şunu bilmeli geçmişte bazı hatalarda olsada büyükler affetmeli küçüklerde saygısını göstermeli ve bu yüz yıllık kulübü eski şanlı günlerine döndürmeli.

Bu kadar malzemenin olduğu bir ortamda bu kadar güzel mutfağın ve ahçıların olduğu yerde bu yapılmalı ve bizde GÜVEN SABIR İSTİKRAR diyebilmeliyiz.

İşte tüm bunların olabilmesi için bizim sabretmemiz için artık güneşi bize yönetim uygulamalarıyla göstermeliki bizde Aslantepeye giden yolda onlara daha çok destek verecek arzuyu gösterelim.

Herşey Gönlünüzce Olsun Saygılarımla

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar