‘rijkaard’ olarak etiketlenmiş yazılar

PostHeaderIcon TEK EKSİK GOL

Futbol bir sonuç oyunudur, bu sebepten ötürü maç öncesi beklentiler çok farklıydı . Önceki haftalara bakarsak sonuçlardan bağımsız iki takımın oynadığı futbol arasında çok fazla bir fark yoktu tek fark tabelada ve daha doğru yönetilmelerinden kaynaklanan kırılganlık eşiğindeydi.
Maç önü beklentiler farklı olsa da olaya daha rasyonel bakıldığında maçın çok ta sürpriz bir şekilde gelişmediğini söylemekte fayda görüyorum. Gheorghe Hagi beklendiği gibi daha agresif ve daha mücadeleci bir karakter ortaya çıkardı buna eldeki kadronun eksiklerden dolayı daralması bir etken olabilir .
Defansif gibi gözüken dizilişin aynı zamanda ofansif oynaması da mümkündü özellikle ilk yarıda rakibi oyun kurmadan basan sürekli kaleyi yoklayan bir anlayış vardı . İkinci devre biraz yorgunluk birazda yedekten yeteri kadar kaliteli oyuncu getirilememesi nedeniyle son dakikalara kadar insiyatifi rakibe bırakması en önemli etkenlerden biriydi.
Son yıllarda Kadıköy deplasmanlarında görmeye alıştığımız erken goller yiyen ürkek ve kırmızı kartla eksik kalan Galatasaray bu kez sahada yoktu burada asıl sendrom haline gelen şeyin kaliteden ziyade zihinsel bir sorun olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Oyunculara gelecek olursak ilk olarak Hakan Balta için bu takımda artık oynamasının zor olduğunu söylemek lazım öncelikle kendini toparlaması şart sezon başından beri sahada uyurgezer bir hali var böyle giderse devre arasında yollanması gerekir diğer dedikodular için ise yorum yapmak istemiyorum zira bunu çözecek merci kulübün yönetim kuruludur bu tip olayların ekranlarda tartışılması camia olarak yaşanan erozyonun ve Fenerbahçeleşme sürecinin belgesidir.
Lucas Neill ise takımın en iyi oyuncularından biriydi hiçbir pozisyonda geri adım atmadı ve rakibe psikolojik olarak üstünlü kurdu son yıllar da yapılan sakar defans hatalarını düşününce bir kez daha kendisine hayran olduk.
Servet son iki sezona göre çok iyi bir maç çıkarsa da klasik sakarlıklarından birini yapıp takıma gol yedirmeye yaklaştı. Son haftalarda ayyuka çıkan söylentiler ve sene başı açıklamaları ışığında devre arasında yönetimsel bir tasarruf kullanılmalı diye düşünüyorum.
Cana ilk kez beklediğimiz görüntüde oynadı bunda değişen oyun karakteri önemli bir etken oldu zira daha evvel daha teknik ve komplike bir sistem denendi ve hocanın da arzu ettiği bir transfer olmadığı biliniyorken şimdi ona daha uygun bir sistemle oynamayı seven bir hoca geldi bundan sonraki haftalarda takımın kilit oyuncularından birisi olmasını bekliyorum.
Pino özellikle ilk devre çok etkili oldu boş alanlarda önüne atılan toplarda sağa sola etkili koşular yaptı maçın sonlarında yorgunluk etkilemese gol bulabilirdi ilerleyen haftalarda rotasyonda kullanılacaktır özellikle Arif Erdem sonrası bu tarz bir oyuncumuz olmamıştı bu eksikliği giderecektir.
Misimoviç henüz takımla aynı frekansta değil bunda sezon başında takımla olmaması, takımın içinde bulunduğu ruh hali önemli bir etken Elano bu süreci 1,5 yıl yaşamışken biraz daha beklemek gerekiyor diye düşünüyorum.
Elano burada ilk kez Brezilya milli takımında oynadığı pozisyonda görev yaptı ve kalitesini gösterdi kendisi ne ofansif orta saha nede forvettir bu gerçeği geldiğinden beri inkar edenlerin şimdi ne iyi oyuncu demesi ise garip milli takımda Robinho, Kaka, Fabiano gibi önde oynayan oyuncuların arkasında orta üçlünün sağında hatta ileri çıkan sağ bek Maicon’un kademesinde oynayan ileriye çıkıp sürpriz goller atan bir oyuncuyken ondan özellikleri dışında ekstra işler beklemek doğru değildi aldığı ücretin etkisi ile beklentiler ise onun değil başkalarının kabahati olmalı.
Emre Çolak için kulübün geleceği adına ekleme yapmak lazım zira ilk Hagi döneminde biraz da kulübün finansal durumu da etken olsa da fazlasıyla genç oyunculara şans verilmişti bu bağlamda< dün kritik bir anda Emre seçimi diğer genç oyunculara da bir mesaj olarak algılamak istiyorum.
Önümüzdeki haftalar için bir ışık var genelde hoca değişiklikleri ilk etapta olumlu hava yaratır bu hava günlük değil de kalıcı bir hal alırsa dün sahaya çıkan kadrolar incelendiğinde bu kadar önemli eksiklere karşın takımın kalite sorununun söylendiği derecede olmadığı da ortada hatta devre arasında takviye yerine kadronun daraltılması gündeme gelebilir .
Devre arası demişken son yıllarda asıl sorunun ön tarafta oynayan oyuncuların yeteri kadar sert ve atletik olmamasıdır bu sorunun hele forvet arkasında oynayanlarında yumuşak olduğunu düşünürsek çözülmesi şart ilk transfer hamlesi kuvvetli bir hücum oyuncusu almaya yönelik olmalıdır.
Son olarak yeni hocalarımız hakkında birkaç şey yazmak istiyorum Gheorghe Hagi namı değer karpatların maradonası il olarak kendisi ile 1989 yılında Steaua maçlarında tanışmıştım o gün bizi üzmüştü 1990 dünya kupasında kendini göstermiş 1994 dünya kupasında ise turnuvanın yıldızı olmuştu 1996 yılında geldiğinde düşen kariyeri bizimle çıkışa geçip zirve yapmıştı. Oyunculuğu bir yana saha içi komutanımızdı o gittiğinden beri yeri dolmadı içerde değil kenarda olsa bile takıma bir hava katacağı bir gerçektir.
Tugay Kerimoğlu ise kulübün öz evladı 1992 yılında Türk futbolunda çığır açan Manchester United maçlarının saha içi lideri gene 1996 yılında milli takımla 50 yıl sonra büyük turnuvaya katılan takımında değişmez oyuncusuydu.
Bu iki değerin ilk sınavında gösterdiği performansın artarak sürmesi en büyük temennim bu sayede kulüp geleneklerine sahip çıkıp geliştirme konusunda daha cesur adımlar atmaya devam edebilir ve yıllardır tüketmeye çalıştığımız efsaneler yerine efsaneleri daha da büyüten bir kulüp olamaya başlayabiliriz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Bizde Transfer Bitmez

Bu transfer klişesi oldu aslında transfer dönemi sona erse de bizde değişen bir şey olmadı hala transfer bitmedi .
Yıllardır süren kronik sorunu bu dönem içinde de çözememiş olmamız şaşırtıcı değil zira resmin büyük kısmı gene ıskalandı yapılan transferlerinde geç kalınması bir yana birçok mevki gene eksik kaldı.
Geçen sezon yaşanan hayal kırıklığı sonrası takımın ihtiyaçları belliydi buna mukabil yönetim hızlı hareket etme konusunda oldukça ketum davrandı bu bize Avrupa‘dan erken elenme olarak geri döndü bunun anlamı ise Avrupa ligi katılım payı,oynanacak maçlardan elde edilecek gişe hasılatı,kazanılabilecek muhtemel UEFA puanı ve prestij kaybı oldu bütün bu kayıplar transferlerde elde edilen görece maddi kazanımların çok daha üzerinde olmalı yönetim burada ciddi bir strateji hatası yapmıştır.
Transfer edilen ve giden oyunculara dönersek ,takımın sorunları geçen seneden belirlenmişti zaten aynı yönetim ve teknik kadro ile devam ediliyordu .Burada ilk sorun yönetim içinde yaşanan Haldun Üstünel sorunu oldu burada ciddi bir zaman kaybı yaşandı .Geçen yıl temel sorunumuz sakatlıklar sonrası kadro daralması oldu biten transfer dönemi sonunda bu konu ile ilgili pek bir değişim olmaması düşündürücü özellikle Milan Baros alternatif olarak gelen Mehmet Batdal’ın sakatlanması ile alternatşfsiz kalmış durumda gözüküyor.Hücum hattında Pino ile Kewell sakatlığa açık oyuncular bu bölgede sezon içinde sıkıntılar yaşanabilir.Geçen sezona göre tek ekstra transfer ise Misimoviç oldu Bosnalı hem kalite olarak takıma önemli bir ekleme oldu hem de sayısal olarak kadroyu genişletti .Yıllardır süregelen orta saha problemi ise olduğu gibi duruyor Mehmet Topal takımdan ayrılınca yerine Lorik Cana alındı diğer oyuncularda ise bir değişim olmadı .Son gün gelen İnsua ile sakatlığı süren Çağlar dışında defans geçen yıldan farksız takımın en fazla aksayan iki bölgesi geçen yıldan daha iyi gözükmüyor bu sorunu transfer ile çözemedik belki de takım bunu kendi içinde performans artışı ile çözmeye çalışacak umarım beklentiler gerçekleşir.
Kaleci meselesine gelirsek burada Rijkaard eldekilere güvenerek bir karar vermiş gözüküyor.Bu karar yönetim ve taraftar nezdinde desteklenmelidir sonuçta bütçemiz ortada gidip üst düzeyde bir kaleci almamız olanak dahilinde değil son iki yılda yaşanan tecrübeler ışığında kalecilerimizin arkasında durmak en iyi çözüm olacaktır sene sonunda bu durum tekrar ele alınabilir ama bu yıl için bu konu speküle edilmemek üzere kapatılmalıdır.
Yönetim için ayrı bir pencere açmak gerekli özellikle başkanımızın son açıklamaları büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Yapılan açıklamalarda yeni bir şey yok bilindik cümleler ,bilindik projelerden bahsetti durdu yapılan iftiralar çirkin o konuda erekli açıklamaları yaptı. Bizim konumuz ise idari konular başkanın Adnan Sezgin konusunda söylediklerine itirazım yok futbol bilgisi,tecrübeleri zaten bilinen konular ama asıl eleştirilen meseleye hiç girmemesi asıl soru işaretiydi.
Nedir bu sorunlar, Adnan Sezgin hiçbir hoca ile uzun süre çalışamıyor , medya ile ilişkilerde çok başarılı değil , takım içinde sürekli sorunlar yaşanıyor ,transferlerde sürekli geç kalınıyor.
Hocalar ile başlarsak ilk dönemde Kalli,Hollman,Saftig,Souness ikinci dönemde ise Gerets,Kalli,Skibbe,Rijkaard toplam 9 yılda 8 hoca ile çalışmış sadece Rijkaard ikinci sezonu görmüş onunda geçen yıl arka plandayken geldiğini hatırlatalım gene tarihimizde çok az olan sezon içinde hoca gönderme olayının üç defa gerçekleştiğinde ayrıca not düşmekte fayda var.
Medya konusunda sürekli antipatik bir tutum var hocanın kulübün yayın organları dışında röportaj vermemesi hem yurt içi hem de yurt dışında çok daha iyi kullanılabilecekken böyle bir marka değerlendirilemiyor.
Takım içinde sürekli sorunlar çıkmakta bu tarih içinde de yaşanmış bir durum.Hollman döneminde Tugay’ın kaptanlığının alınması ile başlayan zincir sezonu şampiyon bitirmemize rağmen sürdü ertesi yıl Saftig döneminde takım dağıldı sonraki yıl da Souness döneminde benzer sıkıntılar yaşanmaya devam etti.İkinci dönemde olaylar zaten biliniyor oyuncuların Kalli ile yaşadığı sorunlar ve hovanın gitmesi gene Lincoln ile takımın yaşadığı sorunlar biliniyor.Skibbe döneminde aynı sorunlar sürdü hocanın yardımcıları görevden alındı .Bütün bu sorunlardan yaptığım çıkarım Adnan Sezgin’in takım içinde düzeni sağlayamadığı oyuncu ve teknik kadro üzerinde otorite kurmakta sıkıntı çektiği ,bir topluluğu bir hedefe doğru bit bütün haline getiremediğidir .Sonuçta hocalar ve oyuncular değişse de sorunlar hep aynı kalmışsa bunun irdelenmesi gerekir.
Transfer meselesinde artık bilindik bir durum zira gene son günde iki transfer yaptık hemde Avrupa kupalarından elendikten sonra bu hata yeni değil zira Milan Baros şampiyonşlar liginden elenmemizin ardından alınmıştı sürekli aynı hataları yapmak kötü bir alışkanlık oldu.Sürekli benzer hatalar yapan bir profesyonelin herhangi bir holding bünyesinde barınması imkansızken başkanımızın Adnan Sezgin konusunda ısrar etmesi anlaşılır bir durum değil.
Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Aynı tas, aynı hamam; bize bu sene de hüsran…

Malesef geçen yıldan bu yana değişen hiç bir şey yok. Umut veren, hepimizi havaya sokacak yazılar yazmayı inanın herkesten çok ben istiyorum. Ama bu takım neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Nasıl umut verici bir yazı yazılaiblir inanın bilmiyorum.

3 temel suçlu var bana göre. Adnan Polat, Adnan Sezgin ve Rijkaard.

Transferleri hala bitiremeyen bir yönetim elbette ilk sıradadır. Oyuncularını lige, bu zorlu maçlara hazırlayamayan ve saçma sapan oyuncu seçimiyle saç baş yolduran Rijkaard da onlar kadar suçludur tabiki.

Rijkaard’dan başlayalım. Elinde Mehmet Batdal varken neden hastalanan Serdar yerine oyuna Emre Çolak ile başlarsın? Emre sağ tarafa koşamıyor bile. Hal böylekne bu tecrübesiz çocuğu neden sağ kanatta oynatırsın? Haydi diyelim yaptın bir hata kurdun kadroyu. Maçın 5. dakikasında ben seyirci olarak acil müdahale etmek gerektiğini görüyorsam sen orada ne iş yaparsın?

Sağ kanattan hiç bir varlık gösteremedik. Emre sahada kaldığı her an kayıptı. Ayağına değen her topu ezdi. Ezmemek için de geriye yana oynamaya başladı. Çocuğun suçu yok ama. Onu sağ kanada koyup körelten adama bakacaksın.

Arkasında Ali Turan oynuyor, çok kötü. İlk yan topta tuttuğu adamı kaçırdı. Bomboş kafayı vurdu adam bomboş. Her maçta rakip takım oyuncuları bomboş kalıp vuruşlar yapıyor sonra basın Galatasaray’ın kaleci ihtiyacı var yazıyor. Galatasaray’ın kaleciden çok TEKNİK DİREKTÖR ve adam gibi DEFANS oyuncularına ihtiyacı var. Ali Turan tel tel döküldü bugün. Bu adam mı bizi Sabri’den kurtaracak. Sabri’nin değil yedeği olmak şu haliyle kramponlarını taşıyamaz Ali Turan Sabri’nin.

Diğer kanatta Hakan Balta maksimum formsuz. Avrupa Ligi ön eleme maçında 2-1 ken bir top kaptırmıştı biliyorsunuz. Aykut çıkarmıştı üstüste 2 kere. Maçın dönüm noktası olmuştu. Hakan Balta benzer bir top daha kaptırdı. Lorik Cana Ceyhun’un peşinden sürüklendi ama faydasız. Zaten Servet’in durumu ve kapasitesi belli. Neill de formsuz olunca Sivaslı oyuncu bomboş ceza sahasına girip golü yaptı.

Ama dalga dalga geliyordu Sivas Galatasaray kalesine. O an nasıl olduysa Rijkaard’a vahiy geldi Mehmet Batdal’ı oyuna aldı. Toparlanma sinyalleri verdi takım hemen. Batdal top tutyor, pas yapıyordu. Harika da bir şut attı İbrahimoviç gibi. Direği yalayıp dışarı çıktı top.

Rijkaard baktı takım toparlanıyor hemen müdahale edip Baros’u aldı bu sefer de. Baros girince Batdal yerinden oldu. Ayağına gelen 2 topu üstüste ezdi Baros. Onun da günahı yok çünkü takımla sadece 2 idman yapabildi. Belli ki hazır değil. Bu arada orta saha döküldü. Rijkaard hamle yaptı Barış geldi kenara. Tabel kalktı: Arda! Herhangi bir şekilde gol atabilme olasılığımız bir anda ortadan kalktı. Kewell’ın vuracağı noktada topun başına gelen Arda o pozisyonda hatalıydı ama en azından pozisyon bulamayan takımda Baros’a, Batdal’a, yorulan Kewell’a gol pası yapabilecek sahadaki tek oyuncuydu. Aman öyle bir şey olmasın dedi Rijkaard ve Arda’yı dışarı çıkardı.

Geçen sene çuvallayan takımın defansı ve orta sahası aynen sahada. Ne Rijkaard ne de yönetim hatalardan ders çıkarıyor. Yanlış bu oyuncularla bu sistemi oynatmakta ısrar eden Rijkaard’da belli ki.

Yönetim neden suçlu? Çünkü gerekli transferleri bir türlü sezon öncesi kampa getirmeyi başaramıyor. Farkındaysanız sürekli yabancı oyuncular ya kampın son gününe katılıyor yada hala katılamamış oluyor. Sezon başı kampı neden yapılıyor o zaman? Alt yapıdaki çocuklar yurtdışı görsün diye mi? Hoş o kampa katılanların da hiç biri hazır değil o da ayrı.

Adnan Polat, Adnan Sezgin, Rijkaard üçlüsü Bermuda Şeytan Üçgeni gibi. Bu sene Galatasaray’ın herhangi bir eşkilde bu üçlüyle başarıya ulaşması gerçekten mucize olur.

Sami Yen’deki arkadaşlar biliyorlar. 2-2 berabere biten ön eleme maçından önce beklentimi söylemiştim. Ligin ilk dört haftası çok zorlu rakiplerle oynayacağız. 4 maçta toplam 1 maksimum 2 puan alabiliriz diye firkimi paylaşmıştım. İlk hafta beklediğim gibi hüsranla geçti. Bursaspor pek ışık vermedi Süper Kupa finalinde. Belki o maçtan bir puan alabiliriz diye düşünüyorum.

Eskişehir deplasmanı yine kayıpla geçer bu gidişle. Biraz şanslı olursak Antep’ten ikinci puanı alabiliriz.

Rijkaard’ın inadından vazgeçip Kewell’ı kanata çekip Batdal yada Baros’u santforda kullanması şart. Diğer kanatta Pino oynayamacaksa ki sakatlıktan zor forma giyer gibi geliyor bana, orada Arda’yı kullanıp forvet arkası da Elano’ya mutlaka forma giydirmek gerekli. Başka türlü bu takım gol pozisyonu üretemeyecek.

Takımın bu kadar kötü performans göstermesi, lig ve Avrupa Kupası maçlarına hazır olmayan bir görüntü vermesinin sebeplerinden biri oyuncuların Rijkaard’ı istemiyor olması olasılığını da güçlendiriyor.

Geçen yılki prostestodan bugüne hiç bir şey değişmemiş. Oyuncuları ıslıklayıp Rijkaard’a destek veren taraftar bakalım bu sefer kimi protesto edecek. Acaba Rijkaard’ın Galatasaray’ı da öne geçtiği maçları kaybetmekten ne zaman vazgeçecek? Avrupa Kupası maçında tacı atmaya koşan oyuncularına suçu atmıştı Rijkaard. Bakalım bu sefer de korner bayrak direklerini mi suçlu bulacak?

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/653/27/

PostHeaderIcon İBB Maçının Düşündürdükleri

Bu Akşam İBB Maçında aklıma arda turan’nın bursa maçı sonrası söylediklerinden bir cümle takıldı fener maçı bizim dönüm maçımızdı demişti evet bugün sahada o sözü doğruluyan bir takım vardı oysaki biz hakan şükür’ün hasan şaş’ın kaptan olduğu takımda 4 gol yediğimiz kadıköy mağlubiyetinden sonra anelkalı,apiahlı,tuncaylı Fenerbahçecek deplasmanda beşiktaşı o ağır kadıköy mağlubiyetinden sonra yenip şampiyon olmuştuk.Evet bu akşam en az 60 bin kişinin karşısında şampiyonluğu kutlayacakken yönetimsel hatalar yüzünden mağlesef 10 bin gönüldaşımızın genede yanlız bırakmadığı bir galibiyetle buruk ama çok buruk bir galibiyet aldık.

Evet yönetimsel dedim bunu lig bitimi dahada açarak sizlerle paylaşıcam gelelim kim şampiyon olura beni çok ilgilendirmesede bizim 16. şampiyonluğumuz benzeri bursa bir şampiyonluk alabilir olursada hiç şaşırmam fenerbahçeli dostlarımız hiç kızmasınlar tarih tekerürlerden ibarettir unutmayınız.

Evet biz şampiyonluk yarışını bir kenara bırakıp önümüzdeki seneye bakalım umarım artık herkes görmüştürki bu takıma bir ağbi gerekli nekadar bu düzene karşıda olsam şu geçiş sürecinde bu gerekli ya dışardan yada içerden bu yapılmalı.

Arda ve Sabri kaptanlık bizim olmalı derken sanırımbusene bu işin konuşmakla olmadığını anlamışlardır arda nekadar kaptanlığı ben aldım desede o konuşmaları sonrası verilen kaptanlığın gerçeğide ortada sevgili sabri ve arda siz futbolunuzla büyüyün konuşarak değil.

Evet bugün bursa ve fenerbahçede kazandığına göre haftaya bursa bay geçtiğini düşünürsek büyük ihtimalle avrupa liginde mücadele edicez eğer bu seneden gerekli dersler geçenseneden alınılmayan dersler alındıysa seneye buligde çok rahat şampiyon oluruz.

Rijkaard’ın dediklerine katılıyorum avrupada başarı için 3 yada 4 sene lazım biz bunu 1996-2000 arasında yaşadık gördük arkadaşlar formül bukadar açık ortadayken avrupada başarı için sabretmeliyiz eğer bunu yaparsak kazanan Galatasaray olacaktır.

Bu akşam birşey daha dikkatimi çekti jo bu akşam değişik bir görevde oynadı ve oldukça başarılıydı bukadar gece hayatı olan bir jo bukadar mücadele ederken biz evden çıkmıyoruz diyenlerin yürür gibi gezmeside ayrı bir konu tabi benim duyduğum caner bu takımda kalacak jo da kalırsa kimse şaşırmasın şu son iki maç bize çok şeyi gösterecek rijkaard sanki şu maçlarda benim takımım bu der gibiydi.

Son olarak gözüme çarpan birşeyde bu maçta arda çıkarken pazubandı direkt ayhana verdi eskiden önce sabriye verirdi bu bana iyi bir işaret gibi geldi.Bu akşam bukadar sorunlarla uğraşırken hakemin gene vermediği penaltı özellikle barosa vermediği 9.dakikadaki penaltı inanılmazdı artık bukadar budanmış bir galatasaraydan korkmayın lütfen biraz dürüst olun artık.

Evet sevgili galatasaraylılar bu sene bu şekilde geçerken umarım seneye şu son iki senedeki hatalar yapılmaz ve herşey iyi gider.Herşeyin gönlünüzce olması dileğiyle.

Saygılarımla

PostHeaderIcon Güle Güle Arda Turan…

Kızacak bir kişi varsa bu işin başındakine kızacaksın arkadaş. Başa geçtiğinden beri dünyanın parasını harcayıp üstüne sportif olarak sürekli geri gitmeyi başaran kim? Ben miyim? Adnan Polat’a bir kez daha oy verenler düşünsün şimdi. Son derece başarısız olmayı başaran ekibiyle mutlu olduğunu söyleyen, tam sayfa röportaj veren, oyuncuları suçlayan kim ben miyim? Ben mi getirdim o teknik heyeti, o futbolcuları bu takıma. Ortada bir başarısızlık varsa ki vardır, çıkıp hesabı birinin ödemesi gerekir.

Futbolda başarılı olmak istiyorsan oyuncun; hem yetenekli olacak, hem zeki ve akıllı olacak, hem de çalışkan, özverili olacak, forma aşkıyla oynayacak. Galatasaray’da şu an bu kriterleri dört dörtlük dolduran bir oyuncu yok. Sabri çok çalışkan, çok özverili, tamamen forma aşkıyla çalışıyor, oynuyor. Ancak yetenekli değil ve futbol zekası yok. Arda kağıt üstünde çok yetenekli, forma aşkı da var. Ama çalışkan değil, sahada sadece kabadayı gibi yürüyor, taraftara posta koyuyor. Sorarsan son on hafta bir iş yaptın mı diye, cevap yok. Galatasaraylılığına, forma sevgisine söyleyecek tek kelime yok. Tüm tribün çok seviyor kendisini. Ama 10 numaralı formayı giyip koluna pazu bandını takıyorsa herkes Arda’dan daha fazlasını bekliyor. M.Topal gerçekten soyadı gibi. Yalnızken kendi arkadaşına pas vermeyi başaramıyor, ben merak ediyorum tek başına uçağa binip Valencia’ya gitmeyi başarabilecek mi acaba?

En iyisi tek tek bakalım. Önce teknik heyet. Mutlak kazanması gereken Atletico Madrid ve Fener maçlarında kenar yönetim olarak tüm hamleleri negatif sonuçlanan Rijkaard ve ekibi bugün Bursa karşısında da başarılı olamadı. Baktığımızda geçen yıla göre kadro çok çok büyüdü. Ama Rijkaard bir oyun felsefesi otrttu mu? Bir başarı yakaladı mı? Galatasaray takımına şunu verdi diyebiliyor muyuz? Hepsinin cevabı çok net bir şekilde cevabı HAYIR. E, bu durumda Skibbe’nin, Bülent Korkmaz’ın ne suçu vardı? Yada Inamoto’yla oynatılan Eric Gerets’in? Rijkaard ve ekibi ellerindeki kadronun kesinlikle hakkını veremedi. Son derece başarısızlar.

Yönetime gelince hem kurdukları kadroyu bir arada tutamadılar, hem de devre arası en golcü oyuncu Shabani Nonda’yı gönderip hiç bir işe yaramayan Jo ve Gio’yu aldılar. Sakatların bir an önce sahaya dönmelerini sağlayamadılar. Bir de üstüne sezon başı yıllar boyu unutulmayacak Cemal Nalga skandalına neden oldular. Üstelik şube sorumlusu Yiğit Şardan istifa ettikten sonra, kendisini tekrar yönetime aldılar. Tabi Japonya değil burası. Kimse şuçunu kabul etmez bu ülkede. Gayet normal. Son derece suçludur bu yönetim. Sponsor bulmak değil temel görevleri. Spor kulübü burası, ticari işletme değil. Sportif başarı yakalamak olmalı primer amaçları, sponsor bulmak değil.

Oyuncularda kaleci Leo Franco sezon sonunu beklemeden gönderilmeli bence. Buralarda vakit kaybetmesin, yazık gitsin kendine kulüp bulsun. Allah’tan son haftalarda kaleye Aykut geçti de Galatasaray kalecilerinin de gol kurtarabileceğini görmüş olduk. Evet savunma dökülüyor. Her hafta rakiplere bolca pozisyon veriyoruz ama daha önce gelen her top gol oluyordu. Oysa şimdi Aykut ile gol kurtarmanın ne demek olduğunu öğrenemey başladık tekrar. Eğer üstün başarı sahibi G.Saray yönetimi seneye de Türk kalecileri ekarte edip saçma sapan bir yabancı kaleci daha alırsa, ben olsam Aykut’un yerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin’e giderim.

Jo, Caner, Servet, M.Topal, M.Sarp umarım gelecek sene bu formayı giyiyor olmazlar. Akılsız, faydasız adamların bu takımda yeri olmamalı. Gio Dos Santos ve Elano da tartışılır. Bu beşi olmasın, alt yapıdan gençlerle oynayalım bakın bakalım bu taraftar nasıl inletiyor o tribünleri. Ruhsuz değil adam gibi adam istiyoruz. M.Sarp bugün oyuna girdi, ayağına değen her topu rakibe verdi. Zaten o iş için Mehmet Topal’ı tutuyoruz saha içinde. İkinci girince iyice düşüyoruz. Bir de günün en iyilerinden biri olan Elano’yu çıkardı Rijkaard yine, akıllara zarar. Elano, Arda, Gio Dos Santos’u çıkarıp kimle maçı kazanmayı planladı çok merak ediyorum.

Daha da önemlisi bu sezon sonu Dünya Kupası var. Orda forma giymesi muhtemel Kewell, Neill, Elano, Gio Dos Santos gibi adamlar sezon açılışına gelemeyecekler. Malesef çok iyi biliyoruz ki sezon başı kampına katılamayan tüm oyuncular çok başarısız sezon geçiriyorlar. Hem yeterince dinlenememiş oluyorlar hem de sezon başı yüklemeleri kaçırmış oluyorlar. Bakalım bu oyuncuların hangisi seneye kadromuzda olacak? Hangisi ne zaman katılacak? Yetmez gibi faydasız futbolcu transferinde büyük sihirbazlıklar yapanlar kimleri alacak gidenlerin yerine? Yine Dünya Kupası’na gidip takıam çok az katkı sağlayan oyuncular mı alacaklar acaba? Bir de Lincoln sonrası bu takıma ben olduğum müddetçe bir daha Brezilyalı alınmayacak deyip hem Elano’yu yetmez gibi üstüne hem de Jo’yu transfer eden Adnan Polat’a saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Eğer istikrar adına Rijkaard kalacaksa bu takımın başında yanına mutlaka ama mutlaka söz sahibi bir Türk antrenör getirilmeli. Suat Kaya, Tugay Kerimoğlu, keşke kabul etseler Abdullah Avcı, Bülent Korkmaz… Kalmayacaksa da olabiliyorsa Fatih Terim, olamıyorsa da mutlak suretle Abdullah Avcı’ya görev verilmeli. Artık kariyerli yabancı falan değil, bu kulübe sevdalı birileri gelmeli bu takımın başına. Çünkü gelen yabancı teknik adamın Türkiye’yi, Türk futbolunu, Galatasaray mantalitesini tanıması yıllar alıyor. Bu yabancı hocanın yanına bir Türk antrenörü de ekibe koymayı başaramayan Adnan Polat ve ekibini bir kez daha saygıyla anıyorum.

Kimse yanlış anlamasın, ne Adnan Polat, ne diğer yöneticiler; ne Rijkaard, ne de diğer teknik ekip. Kimseyle alıp veremediğimiz yok. Hepimiz Galatasaray’ın başarısını istiyoruz. Biz yağmur, çamur demeden her maça gidiyoruz taraftar olarak. Ve şunu söylüyoruz sevgimiz renklere, sizlere değil. Buna hoca, futbolcu, yönetici herkes giriyor. Yöneticiler geliyor en fazla 3-5 sene görev alıyor, sonra ortalardan çekiliyor. Futbolcu geliyor, formayı öpüyor, resim çektiriyor. 3-5 sene sonra gidip ezeli rakibine imza atıyor. Ancak bu taraftar 3 senede geçse 5 sene de geçse Ali Sami Yen’i terketmiyor, sarı kırmızı parçalı formayı sırtından çıkarmıyor. Herkes bunu böyle bilsin.

Not: Maçtan sonra Arda basın mensuplarının sorularına çok ilginç cevaplar vermiş. Her zaman söylüyoruz, Arda’nın Galatasaraylılığı değil tartışılan, ona karşı olan yüksek beklenti ve Arda’nın ligin 2. devresinde performansının düşmesi ile bu beklentiye gereken karşılığı verememiş olması. Taraftara kırgın değilim dedi, ben de üzülüyorum dedi. Çoğunlukla güzel konuştu. Ancak seneye de burdayım demedi. Yönetim bilir dedi. Git derlerse giderim, kal derlerse kalırım dedi. Gönlümden Avrupa’da oynamak geçiyor dedi. Ama kalmak istiyorum ya da ona yakın bir manaya gelen herhangi bir söz söylemedi kesinlikle. Belli ki bu iş bitmiş. İfadelerinden mimiklerinden bu çok net anlaşılıyor. Umarım iyi bir bonservis bedeli karşılığında gerçekleşmiştir satışı. Bir de gerçekten M.Topal’ı satabilirse G.Saray Valencia’ya çok büyük iş yapmış oalcak. Yıllardır Servet’in, M.Topal’ın Sabri’nin talipleri geldi gitti, geldi gitti ama bir türlü bu oyuncuları alıp götüremedi. Umarım bu sezon sonunda bunların hepsi gerçek olur. Yönetim de sürekli yurt dışına gitmeyi değil, burada kalıp Galatasaray’a hizmet etmeyi tercih eden futbolcuları kadroya katmayı başarır.

Güçlü Gönüleri

www.bindokuzyuzbes.com

PostHeaderIcon Bursa Maçı,Arda Turan Ve Gelecek

Dün Akşam maç öncesi, maç sonrası ve maç sırasında çok değişik duygular içinde maçı izledik öncelikle Fenerbahçe’nin Kasımpaşa maçı sonrası biraz kafa karışıklığı seyirci açısından çözülmüştü ama görünen sahada çözülmemişti dün akşam herkesin tek istemediği sonuç beraberlikti ve derlerya istemediğin ot dibinde biter diye bizimde başımıza bu geldi.

Maça çok iyi başlayan takımımız bu sesonun en iyi topunu oynarken kafalarındaki karışıklık tüm sezonun çalkantıları son vuruşu yapmalarına mani oldu evet gol gelmedikçe seyircide gerildi bu sene zaten yeterince gerilen seyirci kendi kendine söylene söylene maçı bitirdi.

Artık taraftarda bazı gerçekleri gördü transferle yada bonservisi elinde adam almakla bu iş olmuyor maç sonrası Arda Turan kardeşimiz daha önce yazdığım arday’a açık mektup yazısının önemini ortaya koyan bir açıklama yaptı.

Sevgili arda kimse seni suçlu görmüyor ama sen okadar yanlız bırakıldınki sende haklı olarak bu açıklamaları yapıyorsun bizdede suç var senin sırtına gereğinden fazla yükler yükledik bizde suçluyuz çünki yönetimi uyarmadan her yaptıklarına destek verdik geçmişte yaşanan kötü sonuçlar bizimde gözümüzü kör etti bu manada.

Şimdi artık yargılşamayı bırakıp bir bütün olmalıyız aynı karşıyaka’da olduğu gibi bizde eğrisiyle doğrusuyla takım olmalıyız ve önümüze bakmalıyız 2011 yılında yeni stadyumumuza futbolun sarayına taşınırken bu sorunları çözüp öyle gitmeliyiz sarayımıza.Galatasarayın büyüklüğü bize bunu yapmayı gerektiriyor.

Geçen hafta boyunca Galatasaraya baskı yapmaya çalışanlar bu takımı ve taraftarını gerenler umarım artık susarlar ve umudum olmasada futbolun marka değeri diyen TFF artık bunlara bir son verir yada kendilerine son verirler.Birde dün akşamın bünyamin gezeri vardı tam beklediğimiz gibi maç yönetti hem bursayı hem bizi doğradı allahtan artık seyirci bünyamin gezerin provakasyonlarına gelmiyorda daha büyük saha olaylarına sebep olmadılar.

Dün akşamın kazananı fenerbahçeydi ama uzun vadede eğer gerekli dersleri çıkartırlarsa Başta Galatasaray kulübü,arda turan,ve bizler 2011 de yeni sarayımıza kazanarak gitmiş oluruz.Artık Görev Yönetimde ve Başkanda.

ABD yeniden keşfetmeye gerek yok Galatasarayın geçmişi bunların nasıl aşılacağını bize gösteriyor yapılması gereken geçmişte yaşanan derslerden gerekeni çıkartıp sorun çözülmeli.

Sevgili Galatasarayllılar göreceksiniz uzun vadede kazanan bizler olucaz.

Herşeyin Gönlünüzce Olması Dileğiyle.

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar