‘muhsin mordeniz’ olarak etiketlenmiş yazılar

PostHeaderIcon Travma Sürüyor

Maç için birşey yazmak içimden gelmedi hatta futboldan bir süre uzak kalmayı düşünüyordum. Hayat devam edince dertler ile yüzleşmek kaçınılımaz bir hal alıyor . maçtan bağımsız kulüp olarak içinde bulunduğumuz ruh hali oldukça düşündürücü.

Devamını Oku »

PostHeaderIcon HESAP LÜTFEN !

Maçın yorumu yok, sezonun özrü yok, söyleyecek söz de kalmadı. Saftig döneminde üst üste üç maç kaybedildiğinde böyle bir ruh haline girdiğimi hatırlıyorum öyle ki ikinci Terim döneminde ve Skibbe-Korkmaz sezonunda bile o ruh haline dönüşmemiş biri için dün akşam oldukça zor bir dönem oldu.

Maçın sıcaklığında bir şey yazmak içimden gelmedi öyle ki hala kendime gelemedim. Son 10 yılda Galatasaray layık olmadığı şekilde ve layık olmayan insanlar tarafından yönetiliyor bu durum millet olarak başarılı olanı yakalamak değil onu aşağıya çekmek üzerine kurulmuş geleneksel tavrımızın da tezahürüdür. Sonunda başarıldı 10 yılda Avrupa’nın zirvesinden ligin diplerine gelindi. Bu süreçte başarıyla görev yapan başkan ve yönetim kurulu üyelerini yeni stadın açılışında bir tören eşliğinde ödüllendirmek lazım zira Avrupai yönetilip büyük başarılar kazanan kulüp tekrar geriye dönüp ülke futbolu açısından büyük bir hizmet yapmış oldular.

Yıllardır eşliğinde uyutulduğumuz masal umarım dün akşam nihayete ermiştir. Sürekli bizim çocuklar aslında çok yetenekli ama şans yanımızda değil lafları artık bahane olmamalı. Yıllardır görülüyor ki aslında bu çocuklar yetenekli falan değil bu iş iman gücü ile gazla da olmuyor yetenek yoksa sonuç böyle olur kendimizi kandırmaktan vazgeçelim.

Bugüne nasıl gelindi sorusu anlamsızlaşsa da aslında günün sorusu bu olmalı zira yıllardır bu teşhis yanlış konulduğundan dolayı sonunda hasta masada kaldı. Öncelikle hep yanlış yola girdik sonra çıkmak için daha da yanlış yola girdik sonuç ortada.

Canaydın 10 yılda 7 şampiyonluk parolasıyla yola çıktı şampiyon takımın kiralık ve 2 şanslarını kullanmaya çalışan oyuncularıyla hocasını göndererek yola çıktı. Burada teşhis çok yanlış değildi ama tedavi sürecinde ciddi hatalar yapıldı. Terim ilk geldiğinde olduğu kadar formda değildi , öğrenmeye açık değildi üstelik bu süreçte kazandıkları ona ego,sinir ve kibir olarak geri dönmüştü. Takım her şeyi sıfırlamak yerine geçici çözümlerle yola çıkarılmak istendi ilk yıl sonuçlar çok kötü değildi ama ters giden bir şeyler olduğu da açıkça gözüküyordu sonuç olarak Lucescu yönetimden hem şampiyonluğu hem de rövanşı almış oldu. Sonraki yıl halimiz içler acısıydı acı gerçekle yüzleşme vakti gelmişti bu takımla olmayacağı geç ve acı son ile anlaşıldı efsane Terim gitti ama hesap kapanmadı vücutta tümör büyümeye başlamak için kendini gizlemişti.

Hagi geldi takım sezonu tamamlandı sonraki yıl birkaç pansuman ile yola çıkıldı başlangıçta işler kötü gitmedi ama finali kötü yaptık bu arada idari anlamda görev değişimi oldu Ergun Gürsoy futbol yönetimini başkan danışmanı olan ve sportif direktörlüğe getirilen Bülent Tulun’a devretti. İlk icraatı yeni hoca oldu bu süreç içinde uyumsuzluklar yaşandı ve kaybeden Galatasaray oldu zira son haftalara şampiyonluk iddiasıyla girilmişken yaşanan Tulun-Hagi gerilimi sonucunda takım şampiyonlar ligi hedefini dahi yakalayamadı ve elde teselli ödülü olarak Türkiye kupası kaldı.

Tulun adamı Gerets’i getirdi ama elde pek imkan yoktu sonuçta eski takım ile yola devam edilecekti tek ümit devre arasıonda alınan Fransız genç yetenek Franck Ribery olacarak gözüküyordu ki….

Acı haber tez duyuldu sonra da yüzleşme gerçekleşti. Genç Fransız ülkesine kaçmıştı nedeni biliniyordu ama duyulmak istenmiyordu bilmem kaç yüz bin euro alacağını ödememiştik bu bilindik bir durum olduğundan çok üstüne düşülmedi zira kulüp yıllardır bu şekilde bir alaturkalıkla idare ediliyordu. O gün birkaç yüz bin kar ettikleri düşünenlerin yıllar sonra yüz milyonları çöpe attıkları ortaya çıktı peki değişen ne oldu tabi ki hiçbir şey zira aynı şahıslar hala gazete ve televizyonlarda itibar görüp fikirleri alınan kişiler olarak ortalıkta dolaşıyorlar kaybeden ise hep kasa oluyor.

Bu kaos ortamında kazanılan şampiyonluk ise Fenerbahçe tarafından Galatasaray kulübüne yapılmış en büyük kötülük olarak tarihe biraz geç de olsa geçecekti. Bu sarhoşluk çok daha pahalıya mal olacaktı. Bütün bu süreç gelişirken mart kongresinde efsane geri dönmüştü hakemleri koruma altına alan, derbi maçlarda yarı yarı olan tribünleri değiştiren üyük devrimci Adnan Polat geri dönmüştü asıl tehlike burada başladı ve vücuttaki iyi huylu tümör huysuzlanmaya başlamıştı hele son haftaki şampiyonluk iyice bunu tetikledi.

Polat yönetime girince haliyle can dostu, kader arkadaşı, sağ ve sol kolu Adnan Sezgin olmadan işler yürümezdi.

Bu Sezgin-Tulun çekişmesi sezon boyunca sürdü bir sezon da Sezgin için kurban edildi ama olsun yeter ki gönüller hoş tutulsun bu arada Bülent Tulun sütten çıkmış değil onu savunuyor değilim hatta bu kulübe yakışmadığını düşünüyorum ama mesele bu değil.

Ertesi yıl Adnan bey ikilisi iş başında ve bir as ile eli tamamlamalı gerekiyordu bu as 15 yıldır inzivaya çekilmiş bir futbol dahisiydi tıpkı 1992 yılında olduğu gibi işe aynı isimle başlayacaklardı sadakat ne güzel bir şey buna önem verenlere hep gıpta etmişimdir.

Efsane Polat başka bir efsane Kalli ile buluştu gönüller bir oldu kulüp gene ekmek kapısı oldu 70’lik ihtiyara. Yanlış anlaşılmasın Kalli zamanında çok büyük hocaydı hatta 2000 kadrosunun temelini atan adamdır dolayısıyla kulüp tarihinde eşsiz bir yeri vardır lakin oarada kalmasında fayda vardı tutup geri getirmek saçmaydı hele yeni bir takım kuracağız dedikten sonra 15 sene evvel takımın santrforu olan adam hala takımın santrforu ise yeni yapılanma lafı sadece lafta kalıyordu.

Sonuç bünye yeni organlar istemiyordu ben kendime yeterim diyordu dışarıdan her gelen organ 6 ay içinde çürüğe çıkıyordu. Kalli sezonu tamamlayamadı buna rağmen şampiyonluk kazanıldı ve Polat,Sezgin yetenekli fakat şanssız oyuncular daha fazla kredi kazandırlar buda Fenerbahçe tarafından yapılan ikinci büyük kötülük olarak tarihe geçti.

Çok geçmeden acı gerçek kendini gösterdi önce şampiyonlar ligi treni kaçtı sonra olur böyle şeyler denerek avutulduk. Çok geçmeden işler rayından çıktı ve Skibbe kovuldu sonrası malum Rijkaard ve sonrası ile ilgili bir şey yazmak istemiyorum.

Bu süreçler ilginç Saftig dahil hepsinde baş aktör Polat ve Sezgin bu kadar tesadüf olabilir mi bu kadar tesadüf çok fazla benim bu kadarını kaldırabilmem mümkün değil .

Ne olacaksa artık olması lazım daha kötüsü olacaksa da olmalı tamamen dibe vurmadan çıkılacak bir durumumuz yok bu insanlardan kurtulmak için küme düşmemiz gerekirse de bundan kaçınılmamalı 10 yıldır kangreni kesemediğimiz için bugüne gelindi artık gerçek anlamda radikal önlemler alınmalı yoksa günü kurtara kurtara denizi bitirdik artık sözün bittiği yerdeyiz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon İNTİHAR

Haftanın maçı güzel futbol bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Futbolu biraz yakından takip eden herkes ise bu oyunu bekliyordu . Galatasaray eldeki mevcut kadro nazarında oynayabileceği en iyi kadro ile sahada yer alıyordu. Trabzonspor ise fazlaca ofansif bir kurgu ile sahaya çıkmıştı. Bu kurgulara bakılınca sahada hücum ve defansın çarpışması olacağı düşünülüyordu ancak iki hafta önce Fenerbahçe maçında olduğu gibi Galatasaray önde pres yapıp rakibe topla oynama şansı tanımayınca Trabzonspor etkili ayaklarını kullanamaz hale geldi. Maçın büyük bölümü bir kör dövüşü şeklinde geçti cılız ataklar, bireysel parlama çabaları çoğu zaman tehlike bölgesine varmadan sonlanan ataklar izledik. Maçta gol olması için bireysel hata olması gerekiyordu zira iki takımda özellikle duran toplarda rakibe önlemler almıştı ve ceza sahasına yakın kazanılan serbest vuruşlarda ise isabet sağlayamamıştı. Bireysel hatalar ise hemen maçın başında Trabzonspor kalecisi tarafından yapılmıştı burada Mustafa bu hatayı değerlendiremeyince maçın hemen başında oyun şekli değişmemiş oldu ve uzun süre oyun dengede gitti.
İkinci devrenin başında Barış-Cana değişikliği geldi. Bu esnada kendimce Hagi hocamızı aklama derdine düşmüştüm bunu birazdan oyuna yapacağı Kewell hamlesi öncesi yabancı rotasyonuna zemin hazırlama ayarı olarak görmeye çalışıyordum. Aradan biraz süre geçince Kewell oyuna girmek için kenara geldiğinde işte bu demek üzereydim ki kalkan tabela 21 numarayı gösteriyordu. İki haftadır kendimi avutmaya çalıştığımı bu dakikada anladım zira efsane Hagi vatandaşı Lucescu’ya fena halde benzemeye başlamış ve kafasında kazanmaktan çok 0-0 varmış. Kadro dizilişinde her şey mantıklı görünse de burada yapılan gözden kaçan nokta oyuncuların oyunculuk yapısıydı zira ne Elano ne de Misimoviç forvet özellikli değiller ikisi de önlerinde oyuncu olduğunda verimli olan oyunculardı hal böyleyken ilerde Pino yalnızlık senfonisi kıvamında oynamaya devam etti sağda solda etkili deplaseler yapsa da yanına giren oyuncu olmayınca ataklar cılızlaştı. Başka bir ilginç nokta da sürekli Pino gereksiz şut atıyor saçmalığıydı zira Kolombiyalı kaderi ile baş başa bırakılmış halde en yakın arkadaşı ile arasında 20 metreye varan mesafede oynarken çabuk karar verip çabuk uygulamak zorunda tek başına dört oyuncu içinde fazla seçeneği yokken bu eleştiriler oldukça garip oluyor.
Kewell oyuna girdiğinde acı gerçekle karşılaşmıştım bu acı gerçek oyun süresince başka bir şekilde daha kendini gösterdi. Diğer bir gerçek Kewell henüz hazır değildi zira maç içinde birkaç defa gözüken oyunun 70 dakikasını oynamış Trabzonspor sağ beki Serkan Balcı karşısında ayakta kalamaması oldu. Buraya bir müdahale yapıp sola Pino ön tarafa da Kewell tercihi mantıklı olabilirdi zira takımda gözüken öne doğru top taşıyacak fizik ve teknik özellik sadece Kolombiyalı oyuncuda vardı ama bunu denemedik. Ön tarafta Kewell hemen arkasında Pino ve onlara servis yapabilecek Misimoviç ile Elano denklemini kuramayınca oyunu 0-0 götürmekten başka çare yoktu nitekim maç bu şekilde gidiyordu ki…..
Kaçınılmaz son veya mukadderat artık adını siz koyun beklenmeyen bir şey diyemeyeceğim zira bu bekleniyordu hatta kendimi hazırlamıştım diyebilirim ama gene de gerçekler acı veriyor. Haftalardır giydiği formaya ihanet eden, bu kutsal formayı taşımayı hak etmediğini kanıtlayan ve bu yönde açıklamalar yapan Servet normal bir oyuncu için akıl almaz kendisi için bilindik hatalarından birini yaparak takımın geriye düşmesine neden oldu. Golde kaleci Ufuk hiçbir mantıkla izah edilmeyecek şekilde kaleyi boşaltarak ta davetiye çıkardı ama yapılan ilk hatanın izahı mümkün değil.
Bu hata doğru değerlendirilirse hayırlı bile olabilir zira yönetim 3 yıldır eksik hamleler yapmakla ün salmış durumda hiçbir eyleminde sonuna kadar gidilmiyor ve sürekli eksik bırakıyorlar ki tamamen köklü revizyon için dibe vurmak şart olacaktı bunu hoca değişikliği esnasında bir kez daha gösterdiler. Hocayı yollayıp oyuncu bazında tasarrufları es geçenlerin bu yenilgi ile yüzleşmesi iyi oldu denebilir.

Golden sonra yapılabilecek hamle maç içinde sıkça gözüken Trabzonspor defansı ve kalecisinin yan toplarda sürekli hata yapacakmış gibi bir görüntüsünden faydalanıp Mehmet Batdal ile doldur boşalta dönmekti. Maç içinde bu sinyalleri fazlaca vermişken bu yola gidilmeyip Emre hamlesi yapıldı burada bazı pozisyonlar yakalansa da kale önünde zenginlik yakalanmadığı için verimli olamadık. İkinci gol için zaten söylenecek bir şey yok maç boyu futbol adına bir şey ortaya koyamayan Trabzon takımı net bir galibiyet almış gibi gözükse de skor aldatıcı olabilir.
Hagi bu maçta sınıfta kalmış oldu devre arasına kadar en az hasar şart ve ilk etapta atletik bir santrfor şart diğer arızaları gidermek çok mümkün olmadığı için oraları yazmıyorum ama oyuncu transferinden önce bazı oyuncuları yollamak transferlerden daha fazla katkı yapacaktır.
Trabzonspor için söyleyecek birkaç nokta öncelikle orta saha kaliteleri oldukça yüksek hele Selçuk-Colman ikilisi birlikte oynaya devam edip aşama yaparlarsa çok daha ileriye gidebilirler. Gözüken sorun ön tarafta oynayan oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarını yetersizliği ile oyuncuların bireysel performansı ve yeterlilik seviyesi olmalı. Bu forvetlerin genelde bireysel oynadıkları ve vatanı kurtaran kahraman rolüne soyunmaları ilerde sorun yaratabilir.
Lig daha çok olaya gebe görünüyor zira 6-7 takım yukarda ve her hafta puan kaybetme riski var b sonuçla Galatasaray lige havlu atmış gibi görünse de sıkça söylediğimiz gibi bir seri yakalamaya ihtiyacı var bu seri yakalandığı takdirde yeniden hesaplar yapılabilir ama kazanmadıkça rakiplerin kaybetmesi anlam kazanmayacaktır.
Bu yenilgi hayırlı olabilir bunun olması yönetim ve teknik kadronun elinde umarım bu fırsatı değerlendirebilirler.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon TEK EKSİK GOL

Futbol bir sonuç oyunudur, bu sebepten ötürü maç öncesi beklentiler çok farklıydı . Önceki haftalara bakarsak sonuçlardan bağımsız iki takımın oynadığı futbol arasında çok fazla bir fark yoktu tek fark tabelada ve daha doğru yönetilmelerinden kaynaklanan kırılganlık eşiğindeydi.
Maç önü beklentiler farklı olsa da olaya daha rasyonel bakıldığında maçın çok ta sürpriz bir şekilde gelişmediğini söylemekte fayda görüyorum. Gheorghe Hagi beklendiği gibi daha agresif ve daha mücadeleci bir karakter ortaya çıkardı buna eldeki kadronun eksiklerden dolayı daralması bir etken olabilir .
Defansif gibi gözüken dizilişin aynı zamanda ofansif oynaması da mümkündü özellikle ilk yarıda rakibi oyun kurmadan basan sürekli kaleyi yoklayan bir anlayış vardı . İkinci devre biraz yorgunluk birazda yedekten yeteri kadar kaliteli oyuncu getirilememesi nedeniyle son dakikalara kadar insiyatifi rakibe bırakması en önemli etkenlerden biriydi.
Son yıllarda Kadıköy deplasmanlarında görmeye alıştığımız erken goller yiyen ürkek ve kırmızı kartla eksik kalan Galatasaray bu kez sahada yoktu burada asıl sendrom haline gelen şeyin kaliteden ziyade zihinsel bir sorun olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Oyunculara gelecek olursak ilk olarak Hakan Balta için bu takımda artık oynamasının zor olduğunu söylemek lazım öncelikle kendini toparlaması şart sezon başından beri sahada uyurgezer bir hali var böyle giderse devre arasında yollanması gerekir diğer dedikodular için ise yorum yapmak istemiyorum zira bunu çözecek merci kulübün yönetim kuruludur bu tip olayların ekranlarda tartışılması camia olarak yaşanan erozyonun ve Fenerbahçeleşme sürecinin belgesidir.
Lucas Neill ise takımın en iyi oyuncularından biriydi hiçbir pozisyonda geri adım atmadı ve rakibe psikolojik olarak üstünlü kurdu son yıllar da yapılan sakar defans hatalarını düşününce bir kez daha kendisine hayran olduk.
Servet son iki sezona göre çok iyi bir maç çıkarsa da klasik sakarlıklarından birini yapıp takıma gol yedirmeye yaklaştı. Son haftalarda ayyuka çıkan söylentiler ve sene başı açıklamaları ışığında devre arasında yönetimsel bir tasarruf kullanılmalı diye düşünüyorum.
Cana ilk kez beklediğimiz görüntüde oynadı bunda değişen oyun karakteri önemli bir etken oldu zira daha evvel daha teknik ve komplike bir sistem denendi ve hocanın da arzu ettiği bir transfer olmadığı biliniyorken şimdi ona daha uygun bir sistemle oynamayı seven bir hoca geldi bundan sonraki haftalarda takımın kilit oyuncularından birisi olmasını bekliyorum.
Pino özellikle ilk devre çok etkili oldu boş alanlarda önüne atılan toplarda sağa sola etkili koşular yaptı maçın sonlarında yorgunluk etkilemese gol bulabilirdi ilerleyen haftalarda rotasyonda kullanılacaktır özellikle Arif Erdem sonrası bu tarz bir oyuncumuz olmamıştı bu eksikliği giderecektir.
Misimoviç henüz takımla aynı frekansta değil bunda sezon başında takımla olmaması, takımın içinde bulunduğu ruh hali önemli bir etken Elano bu süreci 1,5 yıl yaşamışken biraz daha beklemek gerekiyor diye düşünüyorum.
Elano burada ilk kez Brezilya milli takımında oynadığı pozisyonda görev yaptı ve kalitesini gösterdi kendisi ne ofansif orta saha nede forvettir bu gerçeği geldiğinden beri inkar edenlerin şimdi ne iyi oyuncu demesi ise garip milli takımda Robinho, Kaka, Fabiano gibi önde oynayan oyuncuların arkasında orta üçlünün sağında hatta ileri çıkan sağ bek Maicon’un kademesinde oynayan ileriye çıkıp sürpriz goller atan bir oyuncuyken ondan özellikleri dışında ekstra işler beklemek doğru değildi aldığı ücretin etkisi ile beklentiler ise onun değil başkalarının kabahati olmalı.
Emre Çolak için kulübün geleceği adına ekleme yapmak lazım zira ilk Hagi döneminde biraz da kulübün finansal durumu da etken olsa da fazlasıyla genç oyunculara şans verilmişti bu bağlamda< dün kritik bir anda Emre seçimi diğer genç oyunculara da bir mesaj olarak algılamak istiyorum.
Önümüzdeki haftalar için bir ışık var genelde hoca değişiklikleri ilk etapta olumlu hava yaratır bu hava günlük değil de kalıcı bir hal alırsa dün sahaya çıkan kadrolar incelendiğinde bu kadar önemli eksiklere karşın takımın kalite sorununun söylendiği derecede olmadığı da ortada hatta devre arasında takviye yerine kadronun daraltılması gündeme gelebilir .
Devre arası demişken son yıllarda asıl sorunun ön tarafta oynayan oyuncuların yeteri kadar sert ve atletik olmamasıdır bu sorunun hele forvet arkasında oynayanlarında yumuşak olduğunu düşünürsek çözülmesi şart ilk transfer hamlesi kuvvetli bir hücum oyuncusu almaya yönelik olmalıdır.
Son olarak yeni hocalarımız hakkında birkaç şey yazmak istiyorum Gheorghe Hagi namı değer karpatların maradonası il olarak kendisi ile 1989 yılında Steaua maçlarında tanışmıştım o gün bizi üzmüştü 1990 dünya kupasında kendini göstermiş 1994 dünya kupasında ise turnuvanın yıldızı olmuştu 1996 yılında geldiğinde düşen kariyeri bizimle çıkışa geçip zirve yapmıştı. Oyunculuğu bir yana saha içi komutanımızdı o gittiğinden beri yeri dolmadı içerde değil kenarda olsa bile takıma bir hava katacağı bir gerçektir.
Tugay Kerimoğlu ise kulübün öz evladı 1992 yılında Türk futbolunda çığır açan Manchester United maçlarının saha içi lideri gene 1996 yılında milli takımla 50 yıl sonra büyük turnuvaya katılan takımında değişmez oyuncusuydu.
Bu iki değerin ilk sınavında gösterdiği performansın artarak sürmesi en büyük temennim bu sayede kulüp geleneklerine sahip çıkıp geliştirme konusunda daha cesur adımlar atmaya devam edebilir ve yıllardır tüketmeye çalıştığımız efsaneler yerine efsaneleri daha da büyüten bir kulüp olamaya başlayabiliriz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Bizde Transfer Bitmez

Bu transfer klişesi oldu aslında transfer dönemi sona erse de bizde değişen bir şey olmadı hala transfer bitmedi .
Yıllardır süren kronik sorunu bu dönem içinde de çözememiş olmamız şaşırtıcı değil zira resmin büyük kısmı gene ıskalandı yapılan transferlerinde geç kalınması bir yana birçok mevki gene eksik kaldı.
Geçen sezon yaşanan hayal kırıklığı sonrası takımın ihtiyaçları belliydi buna mukabil yönetim hızlı hareket etme konusunda oldukça ketum davrandı bu bize Avrupa‘dan erken elenme olarak geri döndü bunun anlamı ise Avrupa ligi katılım payı,oynanacak maçlardan elde edilecek gişe hasılatı,kazanılabilecek muhtemel UEFA puanı ve prestij kaybı oldu bütün bu kayıplar transferlerde elde edilen görece maddi kazanımların çok daha üzerinde olmalı yönetim burada ciddi bir strateji hatası yapmıştır.
Transfer edilen ve giden oyunculara dönersek ,takımın sorunları geçen seneden belirlenmişti zaten aynı yönetim ve teknik kadro ile devam ediliyordu .Burada ilk sorun yönetim içinde yaşanan Haldun Üstünel sorunu oldu burada ciddi bir zaman kaybı yaşandı .Geçen yıl temel sorunumuz sakatlıklar sonrası kadro daralması oldu biten transfer dönemi sonunda bu konu ile ilgili pek bir değişim olmaması düşündürücü özellikle Milan Baros alternatif olarak gelen Mehmet Batdal’ın sakatlanması ile alternatşfsiz kalmış durumda gözüküyor.Hücum hattında Pino ile Kewell sakatlığa açık oyuncular bu bölgede sezon içinde sıkıntılar yaşanabilir.Geçen sezona göre tek ekstra transfer ise Misimoviç oldu Bosnalı hem kalite olarak takıma önemli bir ekleme oldu hem de sayısal olarak kadroyu genişletti .Yıllardır süregelen orta saha problemi ise olduğu gibi duruyor Mehmet Topal takımdan ayrılınca yerine Lorik Cana alındı diğer oyuncularda ise bir değişim olmadı .Son gün gelen İnsua ile sakatlığı süren Çağlar dışında defans geçen yıldan farksız takımın en fazla aksayan iki bölgesi geçen yıldan daha iyi gözükmüyor bu sorunu transfer ile çözemedik belki de takım bunu kendi içinde performans artışı ile çözmeye çalışacak umarım beklentiler gerçekleşir.
Kaleci meselesine gelirsek burada Rijkaard eldekilere güvenerek bir karar vermiş gözüküyor.Bu karar yönetim ve taraftar nezdinde desteklenmelidir sonuçta bütçemiz ortada gidip üst düzeyde bir kaleci almamız olanak dahilinde değil son iki yılda yaşanan tecrübeler ışığında kalecilerimizin arkasında durmak en iyi çözüm olacaktır sene sonunda bu durum tekrar ele alınabilir ama bu yıl için bu konu speküle edilmemek üzere kapatılmalıdır.
Yönetim için ayrı bir pencere açmak gerekli özellikle başkanımızın son açıklamaları büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Yapılan açıklamalarda yeni bir şey yok bilindik cümleler ,bilindik projelerden bahsetti durdu yapılan iftiralar çirkin o konuda erekli açıklamaları yaptı. Bizim konumuz ise idari konular başkanın Adnan Sezgin konusunda söylediklerine itirazım yok futbol bilgisi,tecrübeleri zaten bilinen konular ama asıl eleştirilen meseleye hiç girmemesi asıl soru işaretiydi.
Nedir bu sorunlar, Adnan Sezgin hiçbir hoca ile uzun süre çalışamıyor , medya ile ilişkilerde çok başarılı değil , takım içinde sürekli sorunlar yaşanıyor ,transferlerde sürekli geç kalınıyor.
Hocalar ile başlarsak ilk dönemde Kalli,Hollman,Saftig,Souness ikinci dönemde ise Gerets,Kalli,Skibbe,Rijkaard toplam 9 yılda 8 hoca ile çalışmış sadece Rijkaard ikinci sezonu görmüş onunda geçen yıl arka plandayken geldiğini hatırlatalım gene tarihimizde çok az olan sezon içinde hoca gönderme olayının üç defa gerçekleştiğinde ayrıca not düşmekte fayda var.
Medya konusunda sürekli antipatik bir tutum var hocanın kulübün yayın organları dışında röportaj vermemesi hem yurt içi hem de yurt dışında çok daha iyi kullanılabilecekken böyle bir marka değerlendirilemiyor.
Takım içinde sürekli sorunlar çıkmakta bu tarih içinde de yaşanmış bir durum.Hollman döneminde Tugay’ın kaptanlığının alınması ile başlayan zincir sezonu şampiyon bitirmemize rağmen sürdü ertesi yıl Saftig döneminde takım dağıldı sonraki yıl da Souness döneminde benzer sıkıntılar yaşanmaya devam etti.İkinci dönemde olaylar zaten biliniyor oyuncuların Kalli ile yaşadığı sorunlar ve hovanın gitmesi gene Lincoln ile takımın yaşadığı sorunlar biliniyor.Skibbe döneminde aynı sorunlar sürdü hocanın yardımcıları görevden alındı .Bütün bu sorunlardan yaptığım çıkarım Adnan Sezgin’in takım içinde düzeni sağlayamadığı oyuncu ve teknik kadro üzerinde otorite kurmakta sıkıntı çektiği ,bir topluluğu bir hedefe doğru bit bütün haline getiremediğidir .Sonuçta hocalar ve oyuncular değişse de sorunlar hep aynı kalmışsa bunun irdelenmesi gerekir.
Transfer meselesinde artık bilindik bir durum zira gene son günde iki transfer yaptık hemde Avrupa kupalarından elendikten sonra bu hata yeni değil zira Milan Baros şampiyonşlar liginden elenmemizin ardından alınmıştı sürekli aynı hataları yapmak kötü bir alışkanlık oldu.Sürekli benzer hatalar yapan bir profesyonelin herhangi bir holding bünyesinde barınması imkansızken başkanımızın Adnan Sezgin konusunda ısrar etmesi anlaşılır bir durum değil.
Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon TARAFTARA YAZIK

Haftalardır beklenen son nihayet dün akşam gerçekleşti Adnan Polat eseri ile gurur duymalı elbirliği ile dünya markasını rezil ettiler .
Maçtan önce kadrolara baktığımızda zaten durumun ne derece vahim olduğunu anlamıştık .Aylardır kötü değil çok kötü oynayan adamlar oynuyor , yedeklere bakınca zaten neden oynadıklarını da anlamak güç değil .Bu kadar zayıf bir kadronun sorumlusu olan yöneticilerde ayrı bir tebriki hak ediyor koskoca dünya markası ne hallere düşmüş başkan tribünde maçı izliyor aklından neler geçiyor acaba düşündükçe aklım almıyor.
Maç başladı aynı senaryo ,değişen bir şey yok takımda kalite de yok ,ayakta durmaya çalışan Ayhan oda yaşını almış elinden geleni yapıyor sağbek Ali maç boyunca beş metreye pas atamadı her topu rakibe Hakan maşallah evlere şenlik sahada değil koşmak ayakta duracak hali yok iki maçta yenen iki golü ikram etti ayakta durabilen bir sol bek olsa turu geçmiştik.Servet aynı ilk maçtaki gibi gölge markajı yapınca gene gol yedik Mustafa ve Barış için artık yorum yapamıyorum bu arkadaşların kapasitesi bu zaten.
Gelelim yılın transfer bombasına Beşiktaş’ın kapının önüne koyduğu Serdar Özkan bizim kurtarıcımız olmuş maşallah Messi gibi oynuyor üç kişiyi geçip gol atma peşinde aslında kabahat onda değil onu getirende Serdar’ı değil Aydın bizim Serdar Eylik’e bile değişmem.
Arda Turan için artık yorum yapmakta sıkıldım bu kardeşimiz sürekli yanlışlar içinde ,yanlış arkadaşlar,yanlış menajer ve asıl büyük yanlışlar içinde olan yönetimimiz el birliği ile sıfırı tüketmek üzere yönetim maalesef buna çanak tutuyor sırf Arda değil bütün oyuncuları iyi yola teşvik etmesi gerekirken ortada bir başı boşluk var yönetimin yetersiz olduğu apaçık bir şekilde ortaya çıktı.
Başkanın has adamı hala transfer yapacak neye yarayacaksa kulübün itibarını yerlere düşürdükten sonra,dünya çapındaki hocanı rezil ettikten sonra ,bu kulübün adını ağzına alamayacak adamlara malzeme olduktan sonra,bu kadar insanın hayallerini yıktıktan sonra Messi gelse ne olur Ronaldo gelse ne olur küçük hesaplar peşinde koşarak bakkal zihniyeti ile holding yönetmekle bu işler olmuyor.
Şimdi herkes bir kelle peşinde artık bıçak kemiğe dayandı maalesef bu yönetim modeli iflas etmiştir o yüzden bu iş en tepeden başlamadıkça çözüm bulmak mümkün değil başkan ve yönetim kulübe daha fazla zarar vermeden bu işi daha iyi yapacaklara bırakmalılar birkaç kişinin gitmesi ile bu iş çözülmez topyekun bir temizlik şart.

Muhsin MORDENİZ

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar