‘galatasaray’ olarak etiketlenmiş yazılar

PostHeaderIcon Statüko ve Galatasaray

 

 

Galatasaray da seçim dönemlerinde hep ortaya atılan bir iddia vardır.Statüko Galatasaray da kimi işaret ederse o başkan olur diye. Bugün gazeteci,GSTV eski genel yayın yönetmeni ve GSSK üyesi Bahri Havadar ın analiz haberi sonrasında bu algı dahada güçlenecek gibi duruyo.Eğerki haberin muattapları bir yalanlama yapmazsa bu haber gündemi oldukça meşgul edecek gibi duruyor.Açıkcası Bahri Havadar ın Ünal Aysal a yakınlığını düşününce haberin önemi dahada artıyor. Devamını Oku »

PostHeaderIcon 3×3

 

Galatasaray; hafta arası şampiyonlar liginde, hafta sonunda da ligde çok önemli 2 maç oynadı. Arada da şampiyonlar ligi çeyrek final kura çekiminin heyecanını yaşadı. Kuranın sonucu, yaşanan heyecanı kat be kat arttırdı ve hemen Real Madrid maçları konuşulmaya başlandı. Bu beni o an biraz endişelendirdi çünkü hafta arasında Schalke 04′e karşı alınan muazzam galibiyet ve atlanan tur üstüne, başta futbolcularımız olmak üzere tüm teknik ekibin ve yönetimin kalpten bir şekilde turu geçebileceklerine olan yoğun inançlarını dile getirmeleri, ve yine başta sosyal medya olmak üzere, internet sitelerinde ve forumlarda taraftarın da bu konudaki inancının tavan yapması Real Madrid eşleşmesinin bir anda gündemin ilk sırasına oturmasına sebep oldu.

Oynamamız ve muhakkak kazanmamız gereken bir lig maçı vardı ve Schalke maçı öncesi oynadığımız Gençlerbirliği maçı, öncesi ve sırasında yaşananlarla benim hala aklımdaydı. Ancak; atladığım bir nokta vardı. Fatih Terim.
Devamını Oku »

PostHeaderIcon Taktiksel Savaş..

  

 

Pastaydı çilekti derken takımımız 2 dünya yıldızı oyuncu kazandı
Wesley Sneijder..
ve Didier Drogba..
Birisi İnter’de R.Madrid’de başarıdan başarıya koşmuş Hollanda milli takımının 10 numarası Sneijder , diğeri Chelsea formasıyla CL şampiyonluğu yaşamış Drogba..
Bu iki sansasyonel transfer muhtemel taktik yapımızı değiştirecek..
Fatih Terim’in 4-4-2′den sonra nasil bir taktik kuracağı merak konusu. Bütün otoriteler 4-2-3-1 üzerinde duruyor..
Drogba’nın tek forvet Burak’ın sağ kanat oynadığı bir 11.. izleyebiliriz ilerleyen maçlarda..
Sneijder ise forvet arkasında 3 lünün ortasında olacak.. geride selcuk ve hamit en geride Riera – Semih – Dany – Eboue
Fatih Terim’in MP Antalyaspor maçında kullanacağı taktik ilerleyen zamanlardaki Drogbalı sisteme hazırlık olacak…     Devamını Oku »

PostHeaderIcon 3 Temmuzdan beri gelinen bu süreçte

     

    Galatasaray’da yoğun gündem yaşanıyor. F.Terim-Ü.Aysal arası yaşanan "Eleman" krizi, GS Muhalefeti, transfer süreci, Sneijder transferi, Sneijder’in eşinin rol aldığı film için kamuoyunda bunu manipüle etme çabaları, Beşiktaş maçı ve Melo’nun tükürdü tükürmedi iddiaları derken FB’ kulübünün liseli ergenler gibi hemen olaya zıplaması veee Drogba transferi. Bu arada GSTV de yaşanan süreç.  Aslında yazacak çok konu birikti. Bunların hepsine güncelliğine bakarak yazmaya gayret edeceğiz ekip olarak. Ki bu arada Voleybol kadın takımımızın CEV Cup Final Four öncesi İtalya’daki ısınma turları, Galatasaray Erkek Basketbolundaki D.Hawkins süreci ve  son gün yapılan Markoishvili transferi de gündemimizin parçası

 
     Gördünüz gibi yazacak çok şey var. Galatasaray spor kulübü en hızlı günlerini yaşıyor. Ünal Aysal’ın yaşı ile ters orantılı yarattığı bu kinetik enerji camianın tüm branş ve katmanlarında hissedilmekte. Hemen her yerde bir hareketlilik var.  Medyanın FB’li olduğunu düşündüğümüzde, bu hareketten olumsuz haberler yaratma telaşını da hepimiz gözlemliyor ve  buna alıştığımız için eğleniyoruz da.
 
     Bütün bunlara rağmen bugün değinmek istediğim konu direk Galatasaray ile ilgili değil. Konumuz UEFA, Zero Telorance, Siyaset ve TFF sarmalındaki STSL kulüplerinin şike davası…     Devamını Oku »

PostHeaderIcon Cemaat FB’ yi Ele Geçirecek –Mağdur Edebiyatı Zirve-

 

Cemaat FB’ yi Ele Geçirecek –Mağdur Edebiyatı Zirve-

 

Son günlerde çokça dile getirilen, tabiri caizse son günlerin moda deyimi. Evet, Cemaatin (ya da hizmetin -mensupları böyle diyor-) bu ülke de neredeyse her kurumda adamının olmasını istediği, ya da bazılarına göre söz sahibi olmasını istediği bir gerçek. Belki de bu oluşuma destek verenlerin bugün bir çok kurumda görevli olduğu sebebiyle oluşan intiba bu şekilde(ki bende de var olan budur). Doğrudur, yanlıştır bilemem ama doğruysa da yanlışsa da bunu önce FB camiasının kendi içerisinde konuşması gerekmez mi? Yazılı ve görsel basına demeçler vererek mağdur edebiyatı yapmalarının altında yatan acaba bir feryat mı yoksa şike delillerini karartma da son nokta mı? Ruşen Çakır bu konuda birkaç gündür yazı yazıyor, kendisine gelen maillerin bir tanesinde cemaat gazeteleri son günlerde sürekli Fenerbahçe’ yi kötüleyen yazılar yazıyorlar diye bir serzenişten bahsediyormuş. İyi de o zaman ben de şöyle bir sonuç çıkartamaz mıyım bundan, cemaat Fenerbahçe’ ye operasyon düzenledi, Fenerbahçe’ yi bitirmeye çalışarak Galatasaray’ a şirin gözükecek, zaten hareketin lideri de Galatasaray sempatizanı, demekki cemaat Galatasaray’ ı ele geçirmek istiyor. Şimdi bütün bu paranoyayı bir kenara bırakalım Fenerbahçe camiasına cemaat davulla zurnayla nasıl girmiş önce onu hatırlayalım. Devamını Oku »

PostHeaderIcon Travma Sürüyor

Maç için birşey yazmak içimden gelmedi hatta futboldan bir süre uzak kalmayı düşünüyordum. Hayat devam edince dertler ile yüzleşmek kaçınılımaz bir hal alıyor . maçtan bağımsız kulüp olarak içinde bulunduğumuz ruh hali oldukça düşündürücü.

Devamını Oku »

PostHeaderIcon MAURO FORMICA FUTBOL STİLİ

Mauro formıca 22 yaşında Arjantin doğumlu olmasına rağmen İtalya pasaportuda taşımaktadır 1988 doğumlu mouro formıca hakkında 2 gündür araştırma yapıp 8-9 maçın 15 er dakikalık özetlerini izledim…

Mauro formıca ofansif orta saha oyuncusu olmasına rağmen kanatlarda da ayrıcada 2. forvet mevkiinde de çok etkili olabilen her iki ayağınıda iyi kullanabilen özelliklede uzaktan attığı gollerle dikkat çeken bir oyuncudur çok süratli ve top tekniği üst düzeydedir bazen taraftarı ayağa kaldırabilecek klas hareketlerle rakiplerini alt edebilir fakat bunların yanında negatif yönleride var örneğin;çok süratli vede hırslı olmasına rağmen fizik olarak bu lig için yeterli olmayışı aynı zamanda futbol zekasının çok fazla ilerlememesi açıkçası beni endişelendiren özelliklerinden bazılardır ama saha içindeki oyun yapısı ile burada kendisine birçok taraftar kitlesi kazanabileceğini rahatlıkla söleyebilirim,yanlız birşeyi üzerine basa basa sölüyorum bu oyuncudan taraftarlarımızın çok büyük beklentiler içinde olmamalarını sabırlı olmalarını artık bizimde genç oyuncuların gelişmesi için yaptığı hataları esgeçme zamanımızın geldiğini düşünüyorum…

bu transferin Galatasaray camiası için hayırlı olmasını temenni eder ve bu forma altında sayısız başarılara imza atmasını umarım…

LEVENT DOĞANAY….

PostHeaderIcon Son 3 yılki kötü gidişin suçlusu bulundu: Misimoviç kadro dışı!

Sezon başından beri Rijkaardile bir türlü ileri gidemeyen ve gidemeyecek olan takımımıza müdahale yapılmış ve Rijkaard gönderilip George Hagi takımın başına getirilmişti.

Futbolculuğu ile taraftarın gönlünde özel bir yeri olan Hagi hırslı ve disiplinli kişiliği ile takıma farklı bir hava katabilirdi. Bu doğrultu da taraftar Hagi’ye destek oldu ve olmaya da devam ediyor.

Ancak bu arada Rijkaard’ın gönderilmesinde bilindiği gibi kötü sonuçlar başrol oynamıştı. Bu kötü sonuçlarda da Servet çoğunlukla başroldeydi. Ve Rijkaard’ın kendisine güvenmediğini belirtip ‘Bana güvenilen her ortamda başarılı olurum!’ diye iddialı bir beyanat verip amiyane tabirle hocasına sallamıştı.

Rijkaard gitti Hagi geldi. Hagi her maçta hatalarına rağmen Servet’e güvendi, forma verdi. Bunun karşılığında da Servet her maçta takımı yakmaya devam etti.

Hagi’nin gelişinden sonra en azından şu ortaya çıktı. Bu takımda kimse takımı yada hocayı sabote etmiyor. Çünkü bunu yapacak kadar bile güçleri yok. Herkes tel tel dökülüyor. Rijkaard’la kötüydüler. Hagi’yle de kötüler. Rijkaard’ı sevmedikleri için oynamıyorlar yorumları da otomatikman anlamını yitirdi.

Takımın kötü olmasının yanında 3 yıldır sakatlıkalr da bir türlü bitmiyor. Demeki bir türlü bilimsel çalışılmıyor sezon başlarında. Sürekli sakatlıkalr yaşanıyor. Ya fazla yüklenme var ya da oyuncular tüm sezonun ağırlığını kaldıracak düzeyde değiller. Sakatlanan aylarca geir gelmiyor. Sağolsun yönetimde onların yerine adam gibi oyuncular almıyor. Olan taraftara oluyor.

Yönetim demişken 5.lik ve 3.lükle geçen son 2 sezonun ardından bu sezon Türk Telekom Arena’ya iyi bir kadro ile gidip şampiyonluk yaşamak isteyen yönetim görünen o ki geçtiğimiz sezonları bile arayacak bu yıl sonunda. Ama kötü gidişe dur demek için aksiyon almaya başladılar !?!

Gülmeyin önce Rijkaard’ı kovdular. Şimdi de son 3 sezondaki kötü gidişin baş sorumlusu olarak tespit ettikleri Misimoviç’i kadro dışı bıraktılar. Fazla sürmez Kayseri mağlubiyetinden sonra taraftarı da kadro dışı bırakırlar. Üstüne Beşiktaş’a da kaybedersek Allah’ın izniyle Adnan Sezgin de kovulur. Devre arasına kadar bir mağlubiyet daha gelirse başarısızlıklar imparatoru Adnan Polat da istifa eder. Böylece Türk Telekom Arena’ya da Galatasaray’ı başarıya taşıyacak yeni bir yönetim, camianın desteklediği yeni bir başkan ile gideriz.

Adnan Polat yönetimi Galatasaray Spor Kulübü’nün gelmiş geçmiş en kötü ve en başarısız yönetimidir. Ne kendi içlerinde bir tutarlılıkları var ne de dışarda herhangi bir alanda sportif başarıları var.

Stadı yaptık diyorlar, 29 Ekim’de açılacak demişlerdi, şimdi 15 Ocak’a ertelendi. Hala açılışı yapacak düzgün bir takım bulamadılar. Çünkü bunu sezon başlamadan organize edecek bir beyin yok ekibin içinde. Sezon ortasında hangi büyük takımla maç organize edebilirsiniz ki? Sadece Türkiye’de plansız programsız iş yapılır. Avrupalı da bu yüzden zaten bizi Avrupa Birliği’ne almıyor ya.

Gelelim şirket birleşmesine. Başkan tek hedefim şirketleri birleştirmek demişti. Geçen gün 2.başkan Helvacı çıktı ‘şirketleri tek başına ben birleştirdim’ dedi. ‘Rahmetli Başkan Canaydın bana görev vermişti, ben de görevimi yaptım’ dedi. Kim yaptı şimdi bu işi? Galatasaray kulübü mü? Başkan Adnan Polat önderliğinde yönetim kurulu mu? Yoksa Brütüs Helvacı mı?

Geçen yılki basketbol rezaletini unutan var mı aranızda? Avrupa’da sezon öncesi hazırlık kampında oynanan bir antreman maçında cezalı oyuncuyu (Cemal Nalga) tüm Türkiye’nin tanıdığı Tufan Ersöz’ün yerine oynattılar. Kime karşı oynattılar? Avrupa’da koçluk yapan, müsait olduğunda da Türkiye’deki basketbol maçlarına yorumcu olarak katılan Türkiye’nin yetiştirdiği ender basketbol adamlarından biri olan Murat Didin’in takımına karşı oynarken yaptılar. Küme düşmekten son anda kurtulduk. Bu arada Tufan da 2 yılı sakat geçirdikten sonra şimdi Edirne’ye transfer oldu. İyileşti oynuyor. Kız takımında da bayrak oyuncumuz Işıl Alben sakatlanmıştı o da henüz yeni yeni sahalara dönüyor.

İster uğursuzluk deyin ister başka bir şey. Ancak Adnan Polat geldiğinden beri takımın üzerinden sakatlık belası hiç eksilmiyor. Gördüğünüz üzere bu yalnızca futbolla da sınırlı değil.

Sportif anlamdaki durumdan bahsetmeye gerek yok sanırım. Ligde bir sezon beşinci bir sezon üçüncü olduk. Bayram yaptılar, gelişme gösterdik diye.

Hatırlayın son UEFA Kupası finali Kadıköy’de oynanacaktı. Takım ligde sallanarak ilerliyordu ama kupada yoluna tam gaz devam ediyordu. Kupanın favorilerinden biri olarak gösteriliyordu. Taraftar, futbolcu tüm camia UEFA finaline odaklanmıştı. Adnan Polat baktı oalcak gibi değil, böyle giderse bir ikinci UEFA Kupası gelebilir. Bunan hamisi Aziz Yıldırım Başkan çok bozulabilir. Hemen takımdaki en güvenilir stoper olan Meira’yı sattı. Çıktığımız ilk maçta elendik. Çünkü elimizde stoper kalmamıştı. sol bek Hakan Balta ile sol açık Harry Kewell’ı stoper oynatmak zorunda kaldık.

Geçen sene de aynı film vardı sahnede. Bu sefer ligde en çok gol atan oyuncumuz olan Nonda’yı sattı başkan. Onun yerine de başka adam yok gibi Avrupa’da oynayamacak olan Jo Alves’i kiraladı. Jo futbol olarak bir şey veremedi takıma, zaten sadece ligde oynuyordu. Onlarda da gecelerde boy gösterdiği için beklenen performans ı veremedi. Geldiği gibi gitti, alemleri dillere destan kaldı.

Transfer yanlışlarına hiç girmiyorum. Sadece 2 örnek vereceğim. Şampiyonlar Ligi’nde seri başıyken ve bugüne kadar oynadığı tüm eleme maçlarında mağlubiyet yüzü bile görmemişken Adnan Polat önderliğinde Steaua Bükreş’e yenilerek elendik. Takımın santforu yoktu. Elenip UEFA’ya düştük. Büyük başkan gidip Milan Baros’u aldı. 3 kuruş tasarruf edeceğim diye uzatılan pazarlık neticesinde şampiyonlar ligi milyonlar gitti, milyon dolarlar gitti.

Ders alırlar sandık, yanılmışız. Bu sene de beğenmediğimiz Avrupa Ligi ön elmesinden elendik transferin son günü gidip dünya para verip Misimoviç’i aldılar, Liverpool’dan Insua’yı kiraladılar.

Dikkat buyurun bu iki isim takıma en son katılan isimler. Gözbebeğimiz Hagi son Manisa mağlubiyetinden sonra çıktı kiralık oyuncu istemiyorum dedi, Insua’yı bombaladı.

Yetmedi dün de Misimoviç’i kadro dışı bırakıp A2′ye yolladılar. Hagi’yi gördüğümde kesin soracağım. Kaç maç, kaç dakika şans verdin? Hangi pozisyonda oynattın?

Son 3 yıldır her gün ama her gün daha geriye gitti Galatasaray futbol takımı da spor kulübü de.

Ortada çok ciddi bir başarısızlık var. Tartışmasız. Bunda bu iki oyuncunun payı ne kadardır sizce?

Vurulacak ilk neşter acaba bunlara mı olmalıydı yoksa Servet gibi, Ayhan gibi yıllardır alıp da hiç bir şey vermeyenlere mi olmalıydı?

Rijkaard gitti sıra Adnanlar’da demiştim. Onlar kaldıkça hiç bir şey değişmez demiştim.

Bekledim. 4 maç geçti. 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldık ligde. 3 maçta gol bile atamadık. Son Manisaspor maçında ise gol pozisyonuna bile giremedik, rakip kalede tehlike bile yaratamadık.

Bu takımın toparlanabilmesi için mutlak suretle yeni bir başkan, yeni bir yönetim, yeni bir kadro gerekli. Adnan Polat kalırsa ligi ilk 5′te bile bitiremeyiz bu sene. Herkes kendini buna hazırlasın. Kimse Adnan Polat’ın ve yönetimdekilerin Galatasaray sevgisine Galatasaraylılığına bir şey diyemez. Onların bu kulübe hizmet etme ısrarları da bir noktaya kadar kabul eidlebilir. Ancak olmuyorsa olmuyordur.

Unutulmasın ki böyle durumlarda İSTİFA DA BİR HİZMETTİR.

Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/662/27/

PostHeaderIcon İNTİHAR

Haftanın maçı güzel futbol bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Futbolu biraz yakından takip eden herkes ise bu oyunu bekliyordu . Galatasaray eldeki mevcut kadro nazarında oynayabileceği en iyi kadro ile sahada yer alıyordu. Trabzonspor ise fazlaca ofansif bir kurgu ile sahaya çıkmıştı. Bu kurgulara bakılınca sahada hücum ve defansın çarpışması olacağı düşünülüyordu ancak iki hafta önce Fenerbahçe maçında olduğu gibi Galatasaray önde pres yapıp rakibe topla oynama şansı tanımayınca Trabzonspor etkili ayaklarını kullanamaz hale geldi. Maçın büyük bölümü bir kör dövüşü şeklinde geçti cılız ataklar, bireysel parlama çabaları çoğu zaman tehlike bölgesine varmadan sonlanan ataklar izledik. Maçta gol olması için bireysel hata olması gerekiyordu zira iki takımda özellikle duran toplarda rakibe önlemler almıştı ve ceza sahasına yakın kazanılan serbest vuruşlarda ise isabet sağlayamamıştı. Bireysel hatalar ise hemen maçın başında Trabzonspor kalecisi tarafından yapılmıştı burada Mustafa bu hatayı değerlendiremeyince maçın hemen başında oyun şekli değişmemiş oldu ve uzun süre oyun dengede gitti.
İkinci devrenin başında Barış-Cana değişikliği geldi. Bu esnada kendimce Hagi hocamızı aklama derdine düşmüştüm bunu birazdan oyuna yapacağı Kewell hamlesi öncesi yabancı rotasyonuna zemin hazırlama ayarı olarak görmeye çalışıyordum. Aradan biraz süre geçince Kewell oyuna girmek için kenara geldiğinde işte bu demek üzereydim ki kalkan tabela 21 numarayı gösteriyordu. İki haftadır kendimi avutmaya çalıştığımı bu dakikada anladım zira efsane Hagi vatandaşı Lucescu’ya fena halde benzemeye başlamış ve kafasında kazanmaktan çok 0-0 varmış. Kadro dizilişinde her şey mantıklı görünse de burada yapılan gözden kaçan nokta oyuncuların oyunculuk yapısıydı zira ne Elano ne de Misimoviç forvet özellikli değiller ikisi de önlerinde oyuncu olduğunda verimli olan oyunculardı hal böyleyken ilerde Pino yalnızlık senfonisi kıvamında oynamaya devam etti sağda solda etkili deplaseler yapsa da yanına giren oyuncu olmayınca ataklar cılızlaştı. Başka bir ilginç nokta da sürekli Pino gereksiz şut atıyor saçmalığıydı zira Kolombiyalı kaderi ile baş başa bırakılmış halde en yakın arkadaşı ile arasında 20 metreye varan mesafede oynarken çabuk karar verip çabuk uygulamak zorunda tek başına dört oyuncu içinde fazla seçeneği yokken bu eleştiriler oldukça garip oluyor.
Kewell oyuna girdiğinde acı gerçekle karşılaşmıştım bu acı gerçek oyun süresince başka bir şekilde daha kendini gösterdi. Diğer bir gerçek Kewell henüz hazır değildi zira maç içinde birkaç defa gözüken oyunun 70 dakikasını oynamış Trabzonspor sağ beki Serkan Balcı karşısında ayakta kalamaması oldu. Buraya bir müdahale yapıp sola Pino ön tarafa da Kewell tercihi mantıklı olabilirdi zira takımda gözüken öne doğru top taşıyacak fizik ve teknik özellik sadece Kolombiyalı oyuncuda vardı ama bunu denemedik. Ön tarafta Kewell hemen arkasında Pino ve onlara servis yapabilecek Misimoviç ile Elano denklemini kuramayınca oyunu 0-0 götürmekten başka çare yoktu nitekim maç bu şekilde gidiyordu ki…..
Kaçınılmaz son veya mukadderat artık adını siz koyun beklenmeyen bir şey diyemeyeceğim zira bu bekleniyordu hatta kendimi hazırlamıştım diyebilirim ama gene de gerçekler acı veriyor. Haftalardır giydiği formaya ihanet eden, bu kutsal formayı taşımayı hak etmediğini kanıtlayan ve bu yönde açıklamalar yapan Servet normal bir oyuncu için akıl almaz kendisi için bilindik hatalarından birini yaparak takımın geriye düşmesine neden oldu. Golde kaleci Ufuk hiçbir mantıkla izah edilmeyecek şekilde kaleyi boşaltarak ta davetiye çıkardı ama yapılan ilk hatanın izahı mümkün değil.
Bu hata doğru değerlendirilirse hayırlı bile olabilir zira yönetim 3 yıldır eksik hamleler yapmakla ün salmış durumda hiçbir eyleminde sonuna kadar gidilmiyor ve sürekli eksik bırakıyorlar ki tamamen köklü revizyon için dibe vurmak şart olacaktı bunu hoca değişikliği esnasında bir kez daha gösterdiler. Hocayı yollayıp oyuncu bazında tasarrufları es geçenlerin bu yenilgi ile yüzleşmesi iyi oldu denebilir.

Golden sonra yapılabilecek hamle maç içinde sıkça gözüken Trabzonspor defansı ve kalecisinin yan toplarda sürekli hata yapacakmış gibi bir görüntüsünden faydalanıp Mehmet Batdal ile doldur boşalta dönmekti. Maç içinde bu sinyalleri fazlaca vermişken bu yola gidilmeyip Emre hamlesi yapıldı burada bazı pozisyonlar yakalansa da kale önünde zenginlik yakalanmadığı için verimli olamadık. İkinci gol için zaten söylenecek bir şey yok maç boyu futbol adına bir şey ortaya koyamayan Trabzon takımı net bir galibiyet almış gibi gözükse de skor aldatıcı olabilir.
Hagi bu maçta sınıfta kalmış oldu devre arasına kadar en az hasar şart ve ilk etapta atletik bir santrfor şart diğer arızaları gidermek çok mümkün olmadığı için oraları yazmıyorum ama oyuncu transferinden önce bazı oyuncuları yollamak transferlerden daha fazla katkı yapacaktır.
Trabzonspor için söyleyecek birkaç nokta öncelikle orta saha kaliteleri oldukça yüksek hele Selçuk-Colman ikilisi birlikte oynaya devam edip aşama yaparlarsa çok daha ileriye gidebilirler. Gözüken sorun ön tarafta oynayan oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarını yetersizliği ile oyuncuların bireysel performansı ve yeterlilik seviyesi olmalı. Bu forvetlerin genelde bireysel oynadıkları ve vatanı kurtaran kahraman rolüne soyunmaları ilerde sorun yaratabilir.
Lig daha çok olaya gebe görünüyor zira 6-7 takım yukarda ve her hafta puan kaybetme riski var b sonuçla Galatasaray lige havlu atmış gibi görünse de sıkça söylediğimiz gibi bir seri yakalamaya ihtiyacı var bu seri yakalandığı takdirde yeniden hesaplar yapılabilir ama kazanmadıkça rakiplerin kaybetmesi anlam kazanmayacaktır.
Bu yenilgi hayırlı olabilir bunun olması yönetim ve teknik kadronun elinde umarım bu fırsatı değerlendirebilirler.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon TEK EKSİK GOL

Futbol bir sonuç oyunudur, bu sebepten ötürü maç öncesi beklentiler çok farklıydı . Önceki haftalara bakarsak sonuçlardan bağımsız iki takımın oynadığı futbol arasında çok fazla bir fark yoktu tek fark tabelada ve daha doğru yönetilmelerinden kaynaklanan kırılganlık eşiğindeydi.
Maç önü beklentiler farklı olsa da olaya daha rasyonel bakıldığında maçın çok ta sürpriz bir şekilde gelişmediğini söylemekte fayda görüyorum. Gheorghe Hagi beklendiği gibi daha agresif ve daha mücadeleci bir karakter ortaya çıkardı buna eldeki kadronun eksiklerden dolayı daralması bir etken olabilir .
Defansif gibi gözüken dizilişin aynı zamanda ofansif oynaması da mümkündü özellikle ilk yarıda rakibi oyun kurmadan basan sürekli kaleyi yoklayan bir anlayış vardı . İkinci devre biraz yorgunluk birazda yedekten yeteri kadar kaliteli oyuncu getirilememesi nedeniyle son dakikalara kadar insiyatifi rakibe bırakması en önemli etkenlerden biriydi.
Son yıllarda Kadıköy deplasmanlarında görmeye alıştığımız erken goller yiyen ürkek ve kırmızı kartla eksik kalan Galatasaray bu kez sahada yoktu burada asıl sendrom haline gelen şeyin kaliteden ziyade zihinsel bir sorun olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Oyunculara gelecek olursak ilk olarak Hakan Balta için bu takımda artık oynamasının zor olduğunu söylemek lazım öncelikle kendini toparlaması şart sezon başından beri sahada uyurgezer bir hali var böyle giderse devre arasında yollanması gerekir diğer dedikodular için ise yorum yapmak istemiyorum zira bunu çözecek merci kulübün yönetim kuruludur bu tip olayların ekranlarda tartışılması camia olarak yaşanan erozyonun ve Fenerbahçeleşme sürecinin belgesidir.
Lucas Neill ise takımın en iyi oyuncularından biriydi hiçbir pozisyonda geri adım atmadı ve rakibe psikolojik olarak üstünlü kurdu son yıllar da yapılan sakar defans hatalarını düşününce bir kez daha kendisine hayran olduk.
Servet son iki sezona göre çok iyi bir maç çıkarsa da klasik sakarlıklarından birini yapıp takıma gol yedirmeye yaklaştı. Son haftalarda ayyuka çıkan söylentiler ve sene başı açıklamaları ışığında devre arasında yönetimsel bir tasarruf kullanılmalı diye düşünüyorum.
Cana ilk kez beklediğimiz görüntüde oynadı bunda değişen oyun karakteri önemli bir etken oldu zira daha evvel daha teknik ve komplike bir sistem denendi ve hocanın da arzu ettiği bir transfer olmadığı biliniyorken şimdi ona daha uygun bir sistemle oynamayı seven bir hoca geldi bundan sonraki haftalarda takımın kilit oyuncularından birisi olmasını bekliyorum.
Pino özellikle ilk devre çok etkili oldu boş alanlarda önüne atılan toplarda sağa sola etkili koşular yaptı maçın sonlarında yorgunluk etkilemese gol bulabilirdi ilerleyen haftalarda rotasyonda kullanılacaktır özellikle Arif Erdem sonrası bu tarz bir oyuncumuz olmamıştı bu eksikliği giderecektir.
Misimoviç henüz takımla aynı frekansta değil bunda sezon başında takımla olmaması, takımın içinde bulunduğu ruh hali önemli bir etken Elano bu süreci 1,5 yıl yaşamışken biraz daha beklemek gerekiyor diye düşünüyorum.
Elano burada ilk kez Brezilya milli takımında oynadığı pozisyonda görev yaptı ve kalitesini gösterdi kendisi ne ofansif orta saha nede forvettir bu gerçeği geldiğinden beri inkar edenlerin şimdi ne iyi oyuncu demesi ise garip milli takımda Robinho, Kaka, Fabiano gibi önde oynayan oyuncuların arkasında orta üçlünün sağında hatta ileri çıkan sağ bek Maicon’un kademesinde oynayan ileriye çıkıp sürpriz goller atan bir oyuncuyken ondan özellikleri dışında ekstra işler beklemek doğru değildi aldığı ücretin etkisi ile beklentiler ise onun değil başkalarının kabahati olmalı.
Emre Çolak için kulübün geleceği adına ekleme yapmak lazım zira ilk Hagi döneminde biraz da kulübün finansal durumu da etken olsa da fazlasıyla genç oyunculara şans verilmişti bu bağlamda< dün kritik bir anda Emre seçimi diğer genç oyunculara da bir mesaj olarak algılamak istiyorum.
Önümüzdeki haftalar için bir ışık var genelde hoca değişiklikleri ilk etapta olumlu hava yaratır bu hava günlük değil de kalıcı bir hal alırsa dün sahaya çıkan kadrolar incelendiğinde bu kadar önemli eksiklere karşın takımın kalite sorununun söylendiği derecede olmadığı da ortada hatta devre arasında takviye yerine kadronun daraltılması gündeme gelebilir .
Devre arası demişken son yıllarda asıl sorunun ön tarafta oynayan oyuncuların yeteri kadar sert ve atletik olmamasıdır bu sorunun hele forvet arkasında oynayanlarında yumuşak olduğunu düşünürsek çözülmesi şart ilk transfer hamlesi kuvvetli bir hücum oyuncusu almaya yönelik olmalıdır.
Son olarak yeni hocalarımız hakkında birkaç şey yazmak istiyorum Gheorghe Hagi namı değer karpatların maradonası il olarak kendisi ile 1989 yılında Steaua maçlarında tanışmıştım o gün bizi üzmüştü 1990 dünya kupasında kendini göstermiş 1994 dünya kupasında ise turnuvanın yıldızı olmuştu 1996 yılında geldiğinde düşen kariyeri bizimle çıkışa geçip zirve yapmıştı. Oyunculuğu bir yana saha içi komutanımızdı o gittiğinden beri yeri dolmadı içerde değil kenarda olsa bile takıma bir hava katacağı bir gerçektir.
Tugay Kerimoğlu ise kulübün öz evladı 1992 yılında Türk futbolunda çığır açan Manchester United maçlarının saha içi lideri gene 1996 yılında milli takımla 50 yıl sonra büyük turnuvaya katılan takımında değişmez oyuncusuydu.
Bu iki değerin ilk sınavında gösterdiği performansın artarak sürmesi en büyük temennim bu sayede kulüp geleneklerine sahip çıkıp geliştirme konusunda daha cesur adımlar atmaya devam edebilir ve yıllardır tüketmeye çalıştığımız efsaneler yerine efsaneleri daha da büyüten bir kulüp olamaya başlayabiliriz.

Muhsin MORDENİZ

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar