‘Adnan Polat’ olarak etiketlenmiş yazılar

PostHeaderIcon Travma Sürüyor

Maç için birşey yazmak içimden gelmedi hatta futboldan bir süre uzak kalmayı düşünüyordum. Hayat devam edince dertler ile yüzleşmek kaçınılımaz bir hal alıyor . maçtan bağımsız kulüp olarak içinde bulunduğumuz ruh hali oldukça düşündürücü.

Devamını Oku »

PostHeaderIcon Son 3 yılki kötü gidişin suçlusu bulundu: Misimoviç kadro dışı!

Sezon başından beri Rijkaardile bir türlü ileri gidemeyen ve gidemeyecek olan takımımıza müdahale yapılmış ve Rijkaard gönderilip George Hagi takımın başına getirilmişti.

Futbolculuğu ile taraftarın gönlünde özel bir yeri olan Hagi hırslı ve disiplinli kişiliği ile takıma farklı bir hava katabilirdi. Bu doğrultu da taraftar Hagi’ye destek oldu ve olmaya da devam ediyor.

Ancak bu arada Rijkaard’ın gönderilmesinde bilindiği gibi kötü sonuçlar başrol oynamıştı. Bu kötü sonuçlarda da Servet çoğunlukla başroldeydi. Ve Rijkaard’ın kendisine güvenmediğini belirtip ‘Bana güvenilen her ortamda başarılı olurum!’ diye iddialı bir beyanat verip amiyane tabirle hocasına sallamıştı.

Rijkaard gitti Hagi geldi. Hagi her maçta hatalarına rağmen Servet’e güvendi, forma verdi. Bunun karşılığında da Servet her maçta takımı yakmaya devam etti.

Hagi’nin gelişinden sonra en azından şu ortaya çıktı. Bu takımda kimse takımı yada hocayı sabote etmiyor. Çünkü bunu yapacak kadar bile güçleri yok. Herkes tel tel dökülüyor. Rijkaard’la kötüydüler. Hagi’yle de kötüler. Rijkaard’ı sevmedikleri için oynamıyorlar yorumları da otomatikman anlamını yitirdi.

Takımın kötü olmasının yanında 3 yıldır sakatlıkalr da bir türlü bitmiyor. Demeki bir türlü bilimsel çalışılmıyor sezon başlarında. Sürekli sakatlıkalr yaşanıyor. Ya fazla yüklenme var ya da oyuncular tüm sezonun ağırlığını kaldıracak düzeyde değiller. Sakatlanan aylarca geir gelmiyor. Sağolsun yönetimde onların yerine adam gibi oyuncular almıyor. Olan taraftara oluyor.

Yönetim demişken 5.lik ve 3.lükle geçen son 2 sezonun ardından bu sezon Türk Telekom Arena’ya iyi bir kadro ile gidip şampiyonluk yaşamak isteyen yönetim görünen o ki geçtiğimiz sezonları bile arayacak bu yıl sonunda. Ama kötü gidişe dur demek için aksiyon almaya başladılar !?!

Gülmeyin önce Rijkaard’ı kovdular. Şimdi de son 3 sezondaki kötü gidişin baş sorumlusu olarak tespit ettikleri Misimoviç’i kadro dışı bıraktılar. Fazla sürmez Kayseri mağlubiyetinden sonra taraftarı da kadro dışı bırakırlar. Üstüne Beşiktaş’a da kaybedersek Allah’ın izniyle Adnan Sezgin de kovulur. Devre arasına kadar bir mağlubiyet daha gelirse başarısızlıklar imparatoru Adnan Polat da istifa eder. Böylece Türk Telekom Arena’ya da Galatasaray’ı başarıya taşıyacak yeni bir yönetim, camianın desteklediği yeni bir başkan ile gideriz.

Adnan Polat yönetimi Galatasaray Spor Kulübü’nün gelmiş geçmiş en kötü ve en başarısız yönetimidir. Ne kendi içlerinde bir tutarlılıkları var ne de dışarda herhangi bir alanda sportif başarıları var.

Stadı yaptık diyorlar, 29 Ekim’de açılacak demişlerdi, şimdi 15 Ocak’a ertelendi. Hala açılışı yapacak düzgün bir takım bulamadılar. Çünkü bunu sezon başlamadan organize edecek bir beyin yok ekibin içinde. Sezon ortasında hangi büyük takımla maç organize edebilirsiniz ki? Sadece Türkiye’de plansız programsız iş yapılır. Avrupalı da bu yüzden zaten bizi Avrupa Birliği’ne almıyor ya.

Gelelim şirket birleşmesine. Başkan tek hedefim şirketleri birleştirmek demişti. Geçen gün 2.başkan Helvacı çıktı ‘şirketleri tek başına ben birleştirdim’ dedi. ‘Rahmetli Başkan Canaydın bana görev vermişti, ben de görevimi yaptım’ dedi. Kim yaptı şimdi bu işi? Galatasaray kulübü mü? Başkan Adnan Polat önderliğinde yönetim kurulu mu? Yoksa Brütüs Helvacı mı?

Geçen yılki basketbol rezaletini unutan var mı aranızda? Avrupa’da sezon öncesi hazırlık kampında oynanan bir antreman maçında cezalı oyuncuyu (Cemal Nalga) tüm Türkiye’nin tanıdığı Tufan Ersöz’ün yerine oynattılar. Kime karşı oynattılar? Avrupa’da koçluk yapan, müsait olduğunda da Türkiye’deki basketbol maçlarına yorumcu olarak katılan Türkiye’nin yetiştirdiği ender basketbol adamlarından biri olan Murat Didin’in takımına karşı oynarken yaptılar. Küme düşmekten son anda kurtulduk. Bu arada Tufan da 2 yılı sakat geçirdikten sonra şimdi Edirne’ye transfer oldu. İyileşti oynuyor. Kız takımında da bayrak oyuncumuz Işıl Alben sakatlanmıştı o da henüz yeni yeni sahalara dönüyor.

İster uğursuzluk deyin ister başka bir şey. Ancak Adnan Polat geldiğinden beri takımın üzerinden sakatlık belası hiç eksilmiyor. Gördüğünüz üzere bu yalnızca futbolla da sınırlı değil.

Sportif anlamdaki durumdan bahsetmeye gerek yok sanırım. Ligde bir sezon beşinci bir sezon üçüncü olduk. Bayram yaptılar, gelişme gösterdik diye.

Hatırlayın son UEFA Kupası finali Kadıköy’de oynanacaktı. Takım ligde sallanarak ilerliyordu ama kupada yoluna tam gaz devam ediyordu. Kupanın favorilerinden biri olarak gösteriliyordu. Taraftar, futbolcu tüm camia UEFA finaline odaklanmıştı. Adnan Polat baktı oalcak gibi değil, böyle giderse bir ikinci UEFA Kupası gelebilir. Bunan hamisi Aziz Yıldırım Başkan çok bozulabilir. Hemen takımdaki en güvenilir stoper olan Meira’yı sattı. Çıktığımız ilk maçta elendik. Çünkü elimizde stoper kalmamıştı. sol bek Hakan Balta ile sol açık Harry Kewell’ı stoper oynatmak zorunda kaldık.

Geçen sene de aynı film vardı sahnede. Bu sefer ligde en çok gol atan oyuncumuz olan Nonda’yı sattı başkan. Onun yerine de başka adam yok gibi Avrupa’da oynayamacak olan Jo Alves’i kiraladı. Jo futbol olarak bir şey veremedi takıma, zaten sadece ligde oynuyordu. Onlarda da gecelerde boy gösterdiği için beklenen performans ı veremedi. Geldiği gibi gitti, alemleri dillere destan kaldı.

Transfer yanlışlarına hiç girmiyorum. Sadece 2 örnek vereceğim. Şampiyonlar Ligi’nde seri başıyken ve bugüne kadar oynadığı tüm eleme maçlarında mağlubiyet yüzü bile görmemişken Adnan Polat önderliğinde Steaua Bükreş’e yenilerek elendik. Takımın santforu yoktu. Elenip UEFA’ya düştük. Büyük başkan gidip Milan Baros’u aldı. 3 kuruş tasarruf edeceğim diye uzatılan pazarlık neticesinde şampiyonlar ligi milyonlar gitti, milyon dolarlar gitti.

Ders alırlar sandık, yanılmışız. Bu sene de beğenmediğimiz Avrupa Ligi ön elmesinden elendik transferin son günü gidip dünya para verip Misimoviç’i aldılar, Liverpool’dan Insua’yı kiraladılar.

Dikkat buyurun bu iki isim takıma en son katılan isimler. Gözbebeğimiz Hagi son Manisa mağlubiyetinden sonra çıktı kiralık oyuncu istemiyorum dedi, Insua’yı bombaladı.

Yetmedi dün de Misimoviç’i kadro dışı bırakıp A2′ye yolladılar. Hagi’yi gördüğümde kesin soracağım. Kaç maç, kaç dakika şans verdin? Hangi pozisyonda oynattın?

Son 3 yıldır her gün ama her gün daha geriye gitti Galatasaray futbol takımı da spor kulübü de.

Ortada çok ciddi bir başarısızlık var. Tartışmasız. Bunda bu iki oyuncunun payı ne kadardır sizce?

Vurulacak ilk neşter acaba bunlara mı olmalıydı yoksa Servet gibi, Ayhan gibi yıllardır alıp da hiç bir şey vermeyenlere mi olmalıydı?

Rijkaard gitti sıra Adnanlar’da demiştim. Onlar kaldıkça hiç bir şey değişmez demiştim.

Bekledim. 4 maç geçti. 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldık ligde. 3 maçta gol bile atamadık. Son Manisaspor maçında ise gol pozisyonuna bile giremedik, rakip kalede tehlike bile yaratamadık.

Bu takımın toparlanabilmesi için mutlak suretle yeni bir başkan, yeni bir yönetim, yeni bir kadro gerekli. Adnan Polat kalırsa ligi ilk 5′te bile bitiremeyiz bu sene. Herkes kendini buna hazırlasın. Kimse Adnan Polat’ın ve yönetimdekilerin Galatasaray sevgisine Galatasaraylılığına bir şey diyemez. Onların bu kulübe hizmet etme ısrarları da bir noktaya kadar kabul eidlebilir. Ancak olmuyorsa olmuyordur.

Unutulmasın ki böyle durumlarda İSTİFA DA BİR HİZMETTİR.

Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/662/27/

PostHeaderIcon HESAP LÜTFEN !

Maçın yorumu yok, sezonun özrü yok, söyleyecek söz de kalmadı. Saftig döneminde üst üste üç maç kaybedildiğinde böyle bir ruh haline girdiğimi hatırlıyorum öyle ki ikinci Terim döneminde ve Skibbe-Korkmaz sezonunda bile o ruh haline dönüşmemiş biri için dün akşam oldukça zor bir dönem oldu.

Maçın sıcaklığında bir şey yazmak içimden gelmedi öyle ki hala kendime gelemedim. Son 10 yılda Galatasaray layık olmadığı şekilde ve layık olmayan insanlar tarafından yönetiliyor bu durum millet olarak başarılı olanı yakalamak değil onu aşağıya çekmek üzerine kurulmuş geleneksel tavrımızın da tezahürüdür. Sonunda başarıldı 10 yılda Avrupa’nın zirvesinden ligin diplerine gelindi. Bu süreçte başarıyla görev yapan başkan ve yönetim kurulu üyelerini yeni stadın açılışında bir tören eşliğinde ödüllendirmek lazım zira Avrupai yönetilip büyük başarılar kazanan kulüp tekrar geriye dönüp ülke futbolu açısından büyük bir hizmet yapmış oldular.

Yıllardır eşliğinde uyutulduğumuz masal umarım dün akşam nihayete ermiştir. Sürekli bizim çocuklar aslında çok yetenekli ama şans yanımızda değil lafları artık bahane olmamalı. Yıllardır görülüyor ki aslında bu çocuklar yetenekli falan değil bu iş iman gücü ile gazla da olmuyor yetenek yoksa sonuç böyle olur kendimizi kandırmaktan vazgeçelim.

Bugüne nasıl gelindi sorusu anlamsızlaşsa da aslında günün sorusu bu olmalı zira yıllardır bu teşhis yanlış konulduğundan dolayı sonunda hasta masada kaldı. Öncelikle hep yanlış yola girdik sonra çıkmak için daha da yanlış yola girdik sonuç ortada.

Canaydın 10 yılda 7 şampiyonluk parolasıyla yola çıktı şampiyon takımın kiralık ve 2 şanslarını kullanmaya çalışan oyuncularıyla hocasını göndererek yola çıktı. Burada teşhis çok yanlış değildi ama tedavi sürecinde ciddi hatalar yapıldı. Terim ilk geldiğinde olduğu kadar formda değildi , öğrenmeye açık değildi üstelik bu süreçte kazandıkları ona ego,sinir ve kibir olarak geri dönmüştü. Takım her şeyi sıfırlamak yerine geçici çözümlerle yola çıkarılmak istendi ilk yıl sonuçlar çok kötü değildi ama ters giden bir şeyler olduğu da açıkça gözüküyordu sonuç olarak Lucescu yönetimden hem şampiyonluğu hem de rövanşı almış oldu. Sonraki yıl halimiz içler acısıydı acı gerçekle yüzleşme vakti gelmişti bu takımla olmayacağı geç ve acı son ile anlaşıldı efsane Terim gitti ama hesap kapanmadı vücutta tümör büyümeye başlamak için kendini gizlemişti.

Hagi geldi takım sezonu tamamlandı sonraki yıl birkaç pansuman ile yola çıkıldı başlangıçta işler kötü gitmedi ama finali kötü yaptık bu arada idari anlamda görev değişimi oldu Ergun Gürsoy futbol yönetimini başkan danışmanı olan ve sportif direktörlüğe getirilen Bülent Tulun’a devretti. İlk icraatı yeni hoca oldu bu süreç içinde uyumsuzluklar yaşandı ve kaybeden Galatasaray oldu zira son haftalara şampiyonluk iddiasıyla girilmişken yaşanan Tulun-Hagi gerilimi sonucunda takım şampiyonlar ligi hedefini dahi yakalayamadı ve elde teselli ödülü olarak Türkiye kupası kaldı.

Tulun adamı Gerets’i getirdi ama elde pek imkan yoktu sonuçta eski takım ile yola devam edilecekti tek ümit devre arasıonda alınan Fransız genç yetenek Franck Ribery olacarak gözüküyordu ki….

Acı haber tez duyuldu sonra da yüzleşme gerçekleşti. Genç Fransız ülkesine kaçmıştı nedeni biliniyordu ama duyulmak istenmiyordu bilmem kaç yüz bin euro alacağını ödememiştik bu bilindik bir durum olduğundan çok üstüne düşülmedi zira kulüp yıllardır bu şekilde bir alaturkalıkla idare ediliyordu. O gün birkaç yüz bin kar ettikleri düşünenlerin yıllar sonra yüz milyonları çöpe attıkları ortaya çıktı peki değişen ne oldu tabi ki hiçbir şey zira aynı şahıslar hala gazete ve televizyonlarda itibar görüp fikirleri alınan kişiler olarak ortalıkta dolaşıyorlar kaybeden ise hep kasa oluyor.

Bu kaos ortamında kazanılan şampiyonluk ise Fenerbahçe tarafından Galatasaray kulübüne yapılmış en büyük kötülük olarak tarihe biraz geç de olsa geçecekti. Bu sarhoşluk çok daha pahalıya mal olacaktı. Bütün bu süreç gelişirken mart kongresinde efsane geri dönmüştü hakemleri koruma altına alan, derbi maçlarda yarı yarı olan tribünleri değiştiren üyük devrimci Adnan Polat geri dönmüştü asıl tehlike burada başladı ve vücuttaki iyi huylu tümör huysuzlanmaya başlamıştı hele son haftaki şampiyonluk iyice bunu tetikledi.

Polat yönetime girince haliyle can dostu, kader arkadaşı, sağ ve sol kolu Adnan Sezgin olmadan işler yürümezdi.

Bu Sezgin-Tulun çekişmesi sezon boyunca sürdü bir sezon da Sezgin için kurban edildi ama olsun yeter ki gönüller hoş tutulsun bu arada Bülent Tulun sütten çıkmış değil onu savunuyor değilim hatta bu kulübe yakışmadığını düşünüyorum ama mesele bu değil.

Ertesi yıl Adnan bey ikilisi iş başında ve bir as ile eli tamamlamalı gerekiyordu bu as 15 yıldır inzivaya çekilmiş bir futbol dahisiydi tıpkı 1992 yılında olduğu gibi işe aynı isimle başlayacaklardı sadakat ne güzel bir şey buna önem verenlere hep gıpta etmişimdir.

Efsane Polat başka bir efsane Kalli ile buluştu gönüller bir oldu kulüp gene ekmek kapısı oldu 70’lik ihtiyara. Yanlış anlaşılmasın Kalli zamanında çok büyük hocaydı hatta 2000 kadrosunun temelini atan adamdır dolayısıyla kulüp tarihinde eşsiz bir yeri vardır lakin oarada kalmasında fayda vardı tutup geri getirmek saçmaydı hele yeni bir takım kuracağız dedikten sonra 15 sene evvel takımın santrforu olan adam hala takımın santrforu ise yeni yapılanma lafı sadece lafta kalıyordu.

Sonuç bünye yeni organlar istemiyordu ben kendime yeterim diyordu dışarıdan her gelen organ 6 ay içinde çürüğe çıkıyordu. Kalli sezonu tamamlayamadı buna rağmen şampiyonluk kazanıldı ve Polat,Sezgin yetenekli fakat şanssız oyuncular daha fazla kredi kazandırlar buda Fenerbahçe tarafından yapılan ikinci büyük kötülük olarak tarihe geçti.

Çok geçmeden acı gerçek kendini gösterdi önce şampiyonlar ligi treni kaçtı sonra olur böyle şeyler denerek avutulduk. Çok geçmeden işler rayından çıktı ve Skibbe kovuldu sonrası malum Rijkaard ve sonrası ile ilgili bir şey yazmak istemiyorum.

Bu süreçler ilginç Saftig dahil hepsinde baş aktör Polat ve Sezgin bu kadar tesadüf olabilir mi bu kadar tesadüf çok fazla benim bu kadarını kaldırabilmem mümkün değil .

Ne olacaksa artık olması lazım daha kötüsü olacaksa da olmalı tamamen dibe vurmadan çıkılacak bir durumumuz yok bu insanlardan kurtulmak için küme düşmemiz gerekirse de bundan kaçınılmamalı 10 yıldır kangreni kesemediğimiz için bugüne gelindi artık gerçek anlamda radikal önlemler alınmalı yoksa günü kurtara kurtara denizi bitirdik artık sözün bittiği yerdeyiz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Bizde Transfer Bitmez

Bu transfer klişesi oldu aslında transfer dönemi sona erse de bizde değişen bir şey olmadı hala transfer bitmedi .
Yıllardır süren kronik sorunu bu dönem içinde de çözememiş olmamız şaşırtıcı değil zira resmin büyük kısmı gene ıskalandı yapılan transferlerinde geç kalınması bir yana birçok mevki gene eksik kaldı.
Geçen sezon yaşanan hayal kırıklığı sonrası takımın ihtiyaçları belliydi buna mukabil yönetim hızlı hareket etme konusunda oldukça ketum davrandı bu bize Avrupa‘dan erken elenme olarak geri döndü bunun anlamı ise Avrupa ligi katılım payı,oynanacak maçlardan elde edilecek gişe hasılatı,kazanılabilecek muhtemel UEFA puanı ve prestij kaybı oldu bütün bu kayıplar transferlerde elde edilen görece maddi kazanımların çok daha üzerinde olmalı yönetim burada ciddi bir strateji hatası yapmıştır.
Transfer edilen ve giden oyunculara dönersek ,takımın sorunları geçen seneden belirlenmişti zaten aynı yönetim ve teknik kadro ile devam ediliyordu .Burada ilk sorun yönetim içinde yaşanan Haldun Üstünel sorunu oldu burada ciddi bir zaman kaybı yaşandı .Geçen yıl temel sorunumuz sakatlıklar sonrası kadro daralması oldu biten transfer dönemi sonunda bu konu ile ilgili pek bir değişim olmaması düşündürücü özellikle Milan Baros alternatif olarak gelen Mehmet Batdal’ın sakatlanması ile alternatşfsiz kalmış durumda gözüküyor.Hücum hattında Pino ile Kewell sakatlığa açık oyuncular bu bölgede sezon içinde sıkıntılar yaşanabilir.Geçen sezona göre tek ekstra transfer ise Misimoviç oldu Bosnalı hem kalite olarak takıma önemli bir ekleme oldu hem de sayısal olarak kadroyu genişletti .Yıllardır süregelen orta saha problemi ise olduğu gibi duruyor Mehmet Topal takımdan ayrılınca yerine Lorik Cana alındı diğer oyuncularda ise bir değişim olmadı .Son gün gelen İnsua ile sakatlığı süren Çağlar dışında defans geçen yıldan farksız takımın en fazla aksayan iki bölgesi geçen yıldan daha iyi gözükmüyor bu sorunu transfer ile çözemedik belki de takım bunu kendi içinde performans artışı ile çözmeye çalışacak umarım beklentiler gerçekleşir.
Kaleci meselesine gelirsek burada Rijkaard eldekilere güvenerek bir karar vermiş gözüküyor.Bu karar yönetim ve taraftar nezdinde desteklenmelidir sonuçta bütçemiz ortada gidip üst düzeyde bir kaleci almamız olanak dahilinde değil son iki yılda yaşanan tecrübeler ışığında kalecilerimizin arkasında durmak en iyi çözüm olacaktır sene sonunda bu durum tekrar ele alınabilir ama bu yıl için bu konu speküle edilmemek üzere kapatılmalıdır.
Yönetim için ayrı bir pencere açmak gerekli özellikle başkanımızın son açıklamaları büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Yapılan açıklamalarda yeni bir şey yok bilindik cümleler ,bilindik projelerden bahsetti durdu yapılan iftiralar çirkin o konuda erekli açıklamaları yaptı. Bizim konumuz ise idari konular başkanın Adnan Sezgin konusunda söylediklerine itirazım yok futbol bilgisi,tecrübeleri zaten bilinen konular ama asıl eleştirilen meseleye hiç girmemesi asıl soru işaretiydi.
Nedir bu sorunlar, Adnan Sezgin hiçbir hoca ile uzun süre çalışamıyor , medya ile ilişkilerde çok başarılı değil , takım içinde sürekli sorunlar yaşanıyor ,transferlerde sürekli geç kalınıyor.
Hocalar ile başlarsak ilk dönemde Kalli,Hollman,Saftig,Souness ikinci dönemde ise Gerets,Kalli,Skibbe,Rijkaard toplam 9 yılda 8 hoca ile çalışmış sadece Rijkaard ikinci sezonu görmüş onunda geçen yıl arka plandayken geldiğini hatırlatalım gene tarihimizde çok az olan sezon içinde hoca gönderme olayının üç defa gerçekleştiğinde ayrıca not düşmekte fayda var.
Medya konusunda sürekli antipatik bir tutum var hocanın kulübün yayın organları dışında röportaj vermemesi hem yurt içi hem de yurt dışında çok daha iyi kullanılabilecekken böyle bir marka değerlendirilemiyor.
Takım içinde sürekli sorunlar çıkmakta bu tarih içinde de yaşanmış bir durum.Hollman döneminde Tugay’ın kaptanlığının alınması ile başlayan zincir sezonu şampiyon bitirmemize rağmen sürdü ertesi yıl Saftig döneminde takım dağıldı sonraki yıl da Souness döneminde benzer sıkıntılar yaşanmaya devam etti.İkinci dönemde olaylar zaten biliniyor oyuncuların Kalli ile yaşadığı sorunlar ve hovanın gitmesi gene Lincoln ile takımın yaşadığı sorunlar biliniyor.Skibbe döneminde aynı sorunlar sürdü hocanın yardımcıları görevden alındı .Bütün bu sorunlardan yaptığım çıkarım Adnan Sezgin’in takım içinde düzeni sağlayamadığı oyuncu ve teknik kadro üzerinde otorite kurmakta sıkıntı çektiği ,bir topluluğu bir hedefe doğru bit bütün haline getiremediğidir .Sonuçta hocalar ve oyuncular değişse de sorunlar hep aynı kalmışsa bunun irdelenmesi gerekir.
Transfer meselesinde artık bilindik bir durum zira gene son günde iki transfer yaptık hemde Avrupa kupalarından elendikten sonra bu hata yeni değil zira Milan Baros şampiyonşlar liginden elenmemizin ardından alınmıştı sürekli aynı hataları yapmak kötü bir alışkanlık oldu.Sürekli benzer hatalar yapan bir profesyonelin herhangi bir holding bünyesinde barınması imkansızken başkanımızın Adnan Sezgin konusunda ısrar etmesi anlaşılır bir durum değil.
Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Güle Güle Arda Turan…

Kızacak bir kişi varsa bu işin başındakine kızacaksın arkadaş. Başa geçtiğinden beri dünyanın parasını harcayıp üstüne sportif olarak sürekli geri gitmeyi başaran kim? Ben miyim? Adnan Polat’a bir kez daha oy verenler düşünsün şimdi. Son derece başarısız olmayı başaran ekibiyle mutlu olduğunu söyleyen, tam sayfa röportaj veren, oyuncuları suçlayan kim ben miyim? Ben mi getirdim o teknik heyeti, o futbolcuları bu takıma. Ortada bir başarısızlık varsa ki vardır, çıkıp hesabı birinin ödemesi gerekir.

Futbolda başarılı olmak istiyorsan oyuncun; hem yetenekli olacak, hem zeki ve akıllı olacak, hem de çalışkan, özverili olacak, forma aşkıyla oynayacak. Galatasaray’da şu an bu kriterleri dört dörtlük dolduran bir oyuncu yok. Sabri çok çalışkan, çok özverili, tamamen forma aşkıyla çalışıyor, oynuyor. Ancak yetenekli değil ve futbol zekası yok. Arda kağıt üstünde çok yetenekli, forma aşkı da var. Ama çalışkan değil, sahada sadece kabadayı gibi yürüyor, taraftara posta koyuyor. Sorarsan son on hafta bir iş yaptın mı diye, cevap yok. Galatasaraylılığına, forma sevgisine söyleyecek tek kelime yok. Tüm tribün çok seviyor kendisini. Ama 10 numaralı formayı giyip koluna pazu bandını takıyorsa herkes Arda’dan daha fazlasını bekliyor. M.Topal gerçekten soyadı gibi. Yalnızken kendi arkadaşına pas vermeyi başaramıyor, ben merak ediyorum tek başına uçağa binip Valencia’ya gitmeyi başarabilecek mi acaba?

En iyisi tek tek bakalım. Önce teknik heyet. Mutlak kazanması gereken Atletico Madrid ve Fener maçlarında kenar yönetim olarak tüm hamleleri negatif sonuçlanan Rijkaard ve ekibi bugün Bursa karşısında da başarılı olamadı. Baktığımızda geçen yıla göre kadro çok çok büyüdü. Ama Rijkaard bir oyun felsefesi otrttu mu? Bir başarı yakaladı mı? Galatasaray takımına şunu verdi diyebiliyor muyuz? Hepsinin cevabı çok net bir şekilde cevabı HAYIR. E, bu durumda Skibbe’nin, Bülent Korkmaz’ın ne suçu vardı? Yada Inamoto’yla oynatılan Eric Gerets’in? Rijkaard ve ekibi ellerindeki kadronun kesinlikle hakkını veremedi. Son derece başarısızlar.

Yönetime gelince hem kurdukları kadroyu bir arada tutamadılar, hem de devre arası en golcü oyuncu Shabani Nonda’yı gönderip hiç bir işe yaramayan Jo ve Gio’yu aldılar. Sakatların bir an önce sahaya dönmelerini sağlayamadılar. Bir de üstüne sezon başı yıllar boyu unutulmayacak Cemal Nalga skandalına neden oldular. Üstelik şube sorumlusu Yiğit Şardan istifa ettikten sonra, kendisini tekrar yönetime aldılar. Tabi Japonya değil burası. Kimse şuçunu kabul etmez bu ülkede. Gayet normal. Son derece suçludur bu yönetim. Sponsor bulmak değil temel görevleri. Spor kulübü burası, ticari işletme değil. Sportif başarı yakalamak olmalı primer amaçları, sponsor bulmak değil.

Oyuncularda kaleci Leo Franco sezon sonunu beklemeden gönderilmeli bence. Buralarda vakit kaybetmesin, yazık gitsin kendine kulüp bulsun. Allah’tan son haftalarda kaleye Aykut geçti de Galatasaray kalecilerinin de gol kurtarabileceğini görmüş olduk. Evet savunma dökülüyor. Her hafta rakiplere bolca pozisyon veriyoruz ama daha önce gelen her top gol oluyordu. Oysa şimdi Aykut ile gol kurtarmanın ne demek olduğunu öğrenemey başladık tekrar. Eğer üstün başarı sahibi G.Saray yönetimi seneye de Türk kalecileri ekarte edip saçma sapan bir yabancı kaleci daha alırsa, ben olsam Aykut’un yerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin’e giderim.

Jo, Caner, Servet, M.Topal, M.Sarp umarım gelecek sene bu formayı giyiyor olmazlar. Akılsız, faydasız adamların bu takımda yeri olmamalı. Gio Dos Santos ve Elano da tartışılır. Bu beşi olmasın, alt yapıdan gençlerle oynayalım bakın bakalım bu taraftar nasıl inletiyor o tribünleri. Ruhsuz değil adam gibi adam istiyoruz. M.Sarp bugün oyuna girdi, ayağına değen her topu rakibe verdi. Zaten o iş için Mehmet Topal’ı tutuyoruz saha içinde. İkinci girince iyice düşüyoruz. Bir de günün en iyilerinden biri olan Elano’yu çıkardı Rijkaard yine, akıllara zarar. Elano, Arda, Gio Dos Santos’u çıkarıp kimle maçı kazanmayı planladı çok merak ediyorum.

Daha da önemlisi bu sezon sonu Dünya Kupası var. Orda forma giymesi muhtemel Kewell, Neill, Elano, Gio Dos Santos gibi adamlar sezon açılışına gelemeyecekler. Malesef çok iyi biliyoruz ki sezon başı kampına katılamayan tüm oyuncular çok başarısız sezon geçiriyorlar. Hem yeterince dinlenememiş oluyorlar hem de sezon başı yüklemeleri kaçırmış oluyorlar. Bakalım bu oyuncuların hangisi seneye kadromuzda olacak? Hangisi ne zaman katılacak? Yetmez gibi faydasız futbolcu transferinde büyük sihirbazlıklar yapanlar kimleri alacak gidenlerin yerine? Yine Dünya Kupası’na gidip takıam çok az katkı sağlayan oyuncular mı alacaklar acaba? Bir de Lincoln sonrası bu takıma ben olduğum müddetçe bir daha Brezilyalı alınmayacak deyip hem Elano’yu yetmez gibi üstüne hem de Jo’yu transfer eden Adnan Polat’a saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Eğer istikrar adına Rijkaard kalacaksa bu takımın başında yanına mutlaka ama mutlaka söz sahibi bir Türk antrenör getirilmeli. Suat Kaya, Tugay Kerimoğlu, keşke kabul etseler Abdullah Avcı, Bülent Korkmaz… Kalmayacaksa da olabiliyorsa Fatih Terim, olamıyorsa da mutlak suretle Abdullah Avcı’ya görev verilmeli. Artık kariyerli yabancı falan değil, bu kulübe sevdalı birileri gelmeli bu takımın başına. Çünkü gelen yabancı teknik adamın Türkiye’yi, Türk futbolunu, Galatasaray mantalitesini tanıması yıllar alıyor. Bu yabancı hocanın yanına bir Türk antrenörü de ekibe koymayı başaramayan Adnan Polat ve ekibini bir kez daha saygıyla anıyorum.

Kimse yanlış anlamasın, ne Adnan Polat, ne diğer yöneticiler; ne Rijkaard, ne de diğer teknik ekip. Kimseyle alıp veremediğimiz yok. Hepimiz Galatasaray’ın başarısını istiyoruz. Biz yağmur, çamur demeden her maça gidiyoruz taraftar olarak. Ve şunu söylüyoruz sevgimiz renklere, sizlere değil. Buna hoca, futbolcu, yönetici herkes giriyor. Yöneticiler geliyor en fazla 3-5 sene görev alıyor, sonra ortalardan çekiliyor. Futbolcu geliyor, formayı öpüyor, resim çektiriyor. 3-5 sene sonra gidip ezeli rakibine imza atıyor. Ancak bu taraftar 3 senede geçse 5 sene de geçse Ali Sami Yen’i terketmiyor, sarı kırmızı parçalı formayı sırtından çıkarmıyor. Herkes bunu böyle bilsin.

Not: Maçtan sonra Arda basın mensuplarının sorularına çok ilginç cevaplar vermiş. Her zaman söylüyoruz, Arda’nın Galatasaraylılığı değil tartışılan, ona karşı olan yüksek beklenti ve Arda’nın ligin 2. devresinde performansının düşmesi ile bu beklentiye gereken karşılığı verememiş olması. Taraftara kırgın değilim dedi, ben de üzülüyorum dedi. Çoğunlukla güzel konuştu. Ancak seneye de burdayım demedi. Yönetim bilir dedi. Git derlerse giderim, kal derlerse kalırım dedi. Gönlümden Avrupa’da oynamak geçiyor dedi. Ama kalmak istiyorum ya da ona yakın bir manaya gelen herhangi bir söz söylemedi kesinlikle. Belli ki bu iş bitmiş. İfadelerinden mimiklerinden bu çok net anlaşılıyor. Umarım iyi bir bonservis bedeli karşılığında gerçekleşmiştir satışı. Bir de gerçekten M.Topal’ı satabilirse G.Saray Valencia’ya çok büyük iş yapmış oalcak. Yıllardır Servet’in, M.Topal’ın Sabri’nin talipleri geldi gitti, geldi gitti ama bir türlü bu oyuncuları alıp götüremedi. Umarım bu sezon sonunda bunların hepsi gerçek olur. Yönetim de sürekli yurt dışına gitmeyi değil, burada kalıp Galatasaray’a hizmet etmeyi tercih eden futbolcuları kadroya katmayı başarır.

Güçlü Gönüleri

www.bindokuzyuzbes.com

PostHeaderIcon Karışık Duygular İçinde Manisa Zaferi

Bu akşam eminim tüm galatasaraylı’lar karışık duygular içinde.Keşke Ts,Fb,Sivas maçlarından arzu ettiğimiz sonuçları alsaydık’ta şu duygu karmaşasını yaşamasaydık diyorlardır.Ama yapacak birşey yok yaşanması gerekiyormuş’ki yaşanıyor.

Haftalardır yazdıklarımı gene yazmayacam Manisa maçını yazacam evet bu akşam güzel bir Ege akşamında çok güzel olmasada kritik bir galibiyet aldık Öncelikle Ege Galatasarayı özlemiş bu açıkca belliydi stadyum hınca hınç doluydu bu manisada yıllardır görmeyi arzu ettiğimiz görüntüydü umarım manisalı spor severler bunu sürekli hale getirirler.

Galatasaray maça kontrollü başladı manisanın düşme hattında olması sivasın yani rakibinin bay geçip 3 puanı garintiye alacağı için doğal olarak manisa maça tak başlıyacaktı öylede oldu ve 20 dak gibi hızı kesilmeye başlayan manisa duran toptan bir gol yiyince Galatasaray rahatladı ve oyunu domine etmeye başladı tam herşey düzeldi derken son beş dakika skoru koruma derdi bize bir gol yedirmesine rağmen seson başından beri sevam eden hakem hataları lehimize tecelli edip bize bir avantaj getirdi.Manisanın buz gibi golü güme gitti bunu açıkca söylememiz gerek ama haftalardır öyle abuk hatalar olduki buna şaşmamak lazım.

Evet ilk yarı bu şekilde bitince ikinci yarı diğer deplasmanlar sonuçları hepimize acabı dedirtti ama ikinci yarının başlarıyla ortası arasında gelen gol canerle başlayıp ardanın tekniğiyle filizlenip barosun son vuruşuyla oluşan gol bizi rahatlatmıştıki bu rahatlık fazla diyen mehmet topal rakip yarı sahada yapamadığı vuruşu bizim kaleye yaptı ve gene stresli dakikalar başladı sağolsun elanoda ayağa gelen kısmetleri tepince maçı zar zor ama önemli bir üç puanı alarak kazandık.

Kazandık ama herşey güllük gülistanlıkmı hayır öncelikle arda elano kewell sorunları devam ediyor ve bu takıma disiplkinsizlik olarak yansıyor son dakikalarda ne kadar biz takım olduk deselerde maç içinde bunu gördük diyemeyiz zaten çok birşeyde beklememek lazım haftalardır kazandıkları kondisyonu düzensiz yaşantılarıyla abuk çekişmelerityle harcayan takım bugün halen potadaysa yarışın içindeyse demek takım olsalardı neler olurdu varın siz düşünün.

Yarın derby var Fenerbahçe Beşiktaş derbisi var o maçın skoru bizim posizyonumuzu önümüzdeki bursa maçının stratejisini belirleyecek bu kesin fb kazanırsa çok değişik duygular içinde olucaz görünen o’ki önümüzdeki hafta malum fb medyası fenerbahçe kazanırsa bunları çok işleyecek bursayı ve bizi germek için ellerinden geleni yapacaklar.Yok beşiktaş kazanır yada beraberlik olursa ozaman işler dahada karışacak ve hepimiz kaçan yukarda yazdığım üç maça üzülecez ama sonuçlar ne olursa olsun Galatasaray Bursaspor maçında adına büyüklüğüne layık oynayacaktır bundan kimsenin şüphesi olmasın bu skor fenere yarayacaksada bunu sorun etmeden diğer maçalarını kazanıp kaderine razı olacaktır.

Arkadaşlar iyisiyle kötüsüyle ne yaşanacaksa yaşanacak ama artık bizi yöneten yönetim ve başkanımız Adnan Polat gereken dersi çıkartıp bu takıma büyük zaferler yaşatan camia içindeki herkesden destek alıp paylaşımcı olup o özlenmen galatasarayı yeniden yaratmalı bizi bu karmaşık duygulardan kurtarıp hesap kitap içinde bırakmamalı bu taraftar ne diytorlarsa yapıyor bugün stadyumu dolduruyor yarın mağzaları dolduracak Aslantepede kombine bırakmayacak nasıl loca,vip koltuk bırakmadıysa.

Bizi lütfen layık olduğumuz şekilde yönetin ve bize layık olduğumuz başarıları zaferlewri yaşatın.Sevgili galatasaraylılar Herşeyin gönlünüzce olmasını dileyip yeni bloğumuzun hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saygılarımla.

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar