PostHeaderIcon SPORU SEVEBİLMEK

 

 

 

Aslında bu yazıdan önce aklımda Ergin Ataman ve Erkek Basketbol Takımımızı yazmak vardı. Yine yazıcam. Ama bu yazıyı ülkemizde son senelerde şirazesi kayan Spor Sevgisinin Holiganizm’e dönüşmesinden rahatsız olduğum için yazmak istedim. Yazıcağım şeyler konusunda, “Ya sen çok mu biliyorsun. Kime akıl veriyorsun” diyenler olabilir. Benim öyle bir amacım yok. Haddimde değil. Ben sadece kendi fikrimi söyleyeceğim. İsteyen alır. İstemeyen “Hadi lan oradan” der. Hiç uzatmadan konuya giriyorum…    

 

Holiganizm bana göre bu ülkenin spordaki en büyük derdi. Eskiden bu işler sadece futbolda vardı. Ona bile çok faza üzülürken, bir anda Voleybol’a, Basketbol’a hatta ve hatta Engelli kardeşlerimizin, bin bir zorluklarla yapmaya çalıştığı spor organizasyonlarına bile Holiganizm sıçradı. Aslında bu, bu ülkede sporun bitiğinin NET göstergesidir. Ben kendim Basketbol’u çok seviyorum. Hayatımın mekezinde bile diyebilirim. Buna rağmen, ben “Eğer basketbol yüzünden birinin canı yanacaksa, birileri ALLAH korusun sakat kalacaksa, yaralanacaksa ve ya ölecekse hiç gereği yok. Oynamayalım” diyen biriyim. İnanın hiç gerek yok. Spor karşılaşmalarında birilerinin canı yanacaksa, bırakalım oynamayalım. Spor kişisel yapıldığında, insanın bedenine ve ruhuna çok iyi gelen bir olay. Ve ya iş profesyoneliğe döküldüğünde oynayan kişinin ekmek parası, izleyen kişinin eğlendiği, sosyalleştiği bir olay. Ama bu olay bir zaman sonra insanların zarar gördüğü bir şey olay haline geliyorsa, orada çoğu şeyin ya değişmesi, yada her şeyin tamamen bitirilmesi gerekir. 

 

Bu işlerin sorumlusu kim dersek. Sorumlu aramaya gerek yok. Bana göre herkes, sporu seven herkes bu durumdan sorumludur. Ama yinede en büyük pay, spor “Yöneticilerindedir.” Ve hatta daha çok reyting alayım diye yayın yapan Medyadadır. Şimdi Medya her seferinde “Olayı çıkaran taraftar, söylemde bulunan yönetici, suçlu yine biz olduk” diyor. Yok canım, yok öyle şey..! O kadar kolay değil. O kadar kolay yırtamazsınız bu işten, bu ülkede en başta gelen 4 büyük güç vardır. Yasama, Yürütme, Yargı ve Medya bu 4 Kurumda insanları yönlendirme gücüne sahiptir.  Medya işte tamda bu yüzden en büyük sorumlulardan birdir. Yahu bir derbi oluyor. 1 Hafta öncesinde sanki savaşa hazırlanırmış gibi yayın yapılıyor. Aslında ordaki tek şey Futbol ve ya Basketbol yani kısacası OYUN… Şunu kabul ediyorum. “Futbol sadece Futbol değildir.” Ve ya herhangi bir spor “oyun” tabiriyle basit görülemez. Ama İnsanların takım rekabetine bu kadar konsantre olduğu bir ortamda, rekabet içindeki kulüpler”Çelik Çomak” oynasa olay çıkacak. Medyanın bu ortamdan sorumluluğu vardır. 

 

Ya yöneticiler. Ahh yöneticiler… Bu işin asıl başı sporun sözde yöneticileridir. Sürekli rakip takım yöneticileri birbirine giriyor. Fedarasyon burada “Akil” taraf olması gerekirken ya da burada iki tarafı dizginleyecek taraf olması gerekirken, onlarda daha beter bu işi körüklüyor. Bir defa yönetemedikleri spor dalı daha çok kargaşaya gömülüyor. Bir de üstüne rekabetteki ADALETİ sağlayamadıkları için, canı yanan tarafın hışmana uğruyorlar. Ya kendi çıkarı doğrultusunda karar çıkartan tarafa ne demeli. Onlarda kıs kıs gülüp “Oohh nasıl dize getirdik ama” diye zil takıp oynamadıkları kalıyor. Bizim tamda bu tarafı değiştirmemiz lazım. Sözde hepsi sporun büyümesini istiyor. Ama her icraat vaktinde sporu daha da bataklığa itiyorlar. Sonra bu yöneticilere niye böyle davrandınız diye sorulduğunda, çok sıkıştıklarında “Ya böyle yapmasam Camiam, taraftarım bana büyük tepki gösterecekdi” diyorlar. Bak bak..! Yahu Bu camiayı, bu taraftarı söylemlerinle, eylemlerinle SEN bu hale getirmedin mi ? Sen bu kulübü yönetirken “Spor dostluk, kardeşliktir” prensibiyle yönetsen, bu taraftar, camia sana “Niye böyle yapmadınız” der mi ? Tabiî ki demez. Bu bir zincir kimse, kimseye teklaf söyleyemez. Heleki bu işin başını çekenler, en masum yere yani taraftara “Siz yaptınız. Bu olaylar sizin yüzünüzden” asla diyemez. Ben zaten bu işin başını çekenlerin sporu sevmekle alakaları olduğunu asla düşünmüyorum. Tek istedikleri Popüler olabilmek. Hem sporu sevmeyeceksin, hem sporu bataklığa sürükleyeceksin, hemde kulüpleri harcamalarınla borç bataklığına sürükleyeceksin hemde hala o koltuklarda oturma ve işi sadece medya ve taraftara atabilceksin. Vaay be ne güzel memleket. Benim anlamadığım biz taraftar olarak bu kişilere niye pirim veriyoruz. Çünkü, taraftar “koyun” olmaktan vazgeçmiyor. Körü körüne bir takıma bağlı olmayı, o takımın her şeyine bağlı olmak sanıyor. Bir takımı çok sevmek, çok güzel bir şey, bende Galatasaray’ı çok seviyorum. Ama ona zarar verecek. Adına halel getirecek. Ve hatta bu kaynakla spora zarar verecek her Galatasaray yöneticisine, profesyoneline en büyük tepkiyide ben veriyorum. Bakın arkadaşlar, sporu sevmeye bilirsiniz. Ama takımımı çok seviyorum diyenler çok fazla, tamam sporu sevmeyin kabulüm. Ama takımınızıda doğru sevin, gerçek sevin ve sadece tutuğunuz takımı önemseyin. Son zamanlarda Galatasaray’lı olmak. Galatasaray’ı sevdiğin kadar Fenerbahçe’den de nefret etmek olmuş. Aynısı karşı taraf içinde geçerli. Hep söylüyorum. SEVMEDİĞİNİZ BİR TAKIMI VEYA HERHANGİ BİR ŞEYİ NEFRET EDECEK KADAR ÖNEMSEMEYİN OLSUN BİTSİN…    

 

Ama taraftar bu nefretle övünecek seviyelere gelmiş durumda, Yahu Twitter’da, Forumlarda, sitelerde görüyoruz. Çok büyük Galatasaray düşmanı o zaman çok çok iyi Fener’li Şak şak şak… Twitter’da özellikle, yani çoğu arkadaşın her attığı 10 tweet’den 9’u Fenerbahçe/Galatasaray nefreti üzerine, yok efendim, “Fenerbahçe’ye laf atmak için TT yapıyoruz. Destek verin, destek vermezsen sen nasıl Galatasaray’lısın oluyor. Yine belirteyim aynı durum Fenerbahçe içinde geçerli. Yahu ben sadece kendi takımımı önemsiyor, sadece ona vakit ayırıyor olamazmıyım. Sürekli bir çok afedersiniz. “Sidik yarışı var” İki tarafta bu durumdan şikayetçi olup, birbirini bu konuda eleştirior. Yahu sen eleştirdiği zihniye gibi davranıyorsun aslında haberin yok. Bir durunda motorunuz soğusun be kardeşim. Hiiç ara vermiyorlar. Sürekli ama sürekli böyle yazılar. Ha şunu anlayabiliyorum bazen karşı rakip kulüpten büyük bir saldırı geldiğinde, insan olarak refleks gösteriliyor. Bunu anlayabiliyorum. Bazen bende yapıyorum. Bizim halletmemiz gereken her yapılana boyun eğmek değil. Bu işi yapanı değiştirmek. Bir de ben haspel kader Basketbol’u uzun yıllar oynamış biri olarak. Basketbol’la ilgili yorumlar yapıyorum Ve bu her zaman Galatasaray’la ilgili olmuyor. Özellikle Euroleague’in büyük bir takipçisi olarak. Orada mücadele eden Türk takımlarımızı yorumluyorum. Destek çıkıyorum. Bu sefer bana cevaplar geliyor. “Sen nasıl Galatasaray’lısın” tarzında, aslında hiiç önemsemiyorum. Ama bu çok acı bir şey değil mi. ?   

 

 

Şimdi yasa çıkıyor. Spor sahalarında olay çıkan her taraftar, belirli ağır cezalara Çarptırılacaklarmış. Bence çok güzel. Ama bu işi körükleyen tarafa ceza yok mu. ?   Medyaya, yöneticilere bu böyle olmaz. 

Aslında taraftar bana göre, akılını başına almalı. Yine bu kısır döngüyü tek bozacak taraf taraftardır. Buna önce sadece ve sadece takımımızı sevmekle başlamak lazım. Ve bir önemli bir şey daha, çeşitli gazcı yöneticilerin ve sözde taraftar oluşumlarının laflarıyla ilerlemememiz lazım. Yüce rabbim her sağlıklı kuluna akıl vermiş. Sadece bir takım kişilerin, oluşumların aklıyla ilerleyin deseydi, sadece onlara akıl verir. Bize de akıl vermezdi. Herkesin kendi aklı var. Herkes okumalı. Fikir sahibi olmalı. Herkesin bir fikri olmalı. Taraftar bu yolda ilerlerse bu zinciri kırabilir. Ha mümkün mü. ?   bana göre, %50, 50…   

 

 

Bir de şu var. “Siz şu tarihde bize bunu yapmıştınız” “Asıl siz şu zamanda bize bunu yapmıştınız” tarzı kavgalardan vazgeçmek lazım. Olan oldu. Biten bitti. Geçmişle yaşamak geleceğinide sekteye uğratır. 

 

İşin özeti arkadalar, sporu sevin, sporu yapın, takım tutun, takımınızı çok sevin ama sevginiz nefretinizin önüne geçmesin… Yazının devamı gelecek onu başka zaman yazıcam. Şuan Galatasaray’lı bir büyüğümüz Mehmet Ali Birand’ın ölüm haberini aldım. ALLAH rahmet eylesin, hepimizin başı sağolsun. Çok üzğünüm yazıya devam edemeyeceğim. Şimdilik bu kadar, burada Bir virgül koyalım. 

 

 

 

“SPORU SEVEBİLMEK” için 2 Yorum

  • ilhan İLMENÖZ diyor ki:

    Tebrikler..son günlerde okuduğum en güzel yorumlardan biri olmuş..ellerine kalemine sağlık..aslında maç yorumlarından taktik ve teknik analizlerden önce yapmamız gereken en önemli şey ortak bir noktada buluşabilmek..bu da ancak herkesin birbirine saygı duyması ile sağlanabilir..senin de değindiğin gibi asıl sorun sporu sevmektir..rekabet demek düşmanlık değildir..

  • Firat Durmaz diyor ki:

    Teşekür ederim İlhan abi.

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar