PostHeaderIcon KASIMPAŞA-GALATASARAY….BİR MAÇTAN ÖTESİ

 

 Hepimizin bildiği üzere ligin ikinci yarısı başladı ve uzun zamandır özlediğimiz Galatasaray’ımıza kavuştuk. Her ne kadar yenilmiş olsak da takımı yeniden sahada görmekten mutluyum. Açıkçası maçı izlerken yenilmekten çok, oynanan kötü futbol ve dirençsizlik, yenilgiyi kabul etmişlik beni üzmüştü ama bunun sebebini de Fatih Hoca’nın maçtan sonra yapmış olduğu, bence çok ama çok önemli basın toplantısında gördük. Önce maça bakalım.

 Eboue ve Amrabat’ın Afrika Kupası sebebiyle olmadığı bir ortamda aslında ideal bir kadroyla çıktı Fatih Terim. Maça iyi bulup golü erken bulsak da gerisi gelmede ve kapanan takımlara karşı ortaya çıkan pozisyon bulamama sorunumuz baş gösterdi. 20. Dakikadan sonra “Ben bu filmi Ordu ve Karabük maçlarında görmüştüm” demeyen yoktur sanırım içimizde. Peki neydi bu kadar sıkıntı oluşturan.     İlk sebebi kapanan takımları açmada kullanacağınız kanat oyuncularının çok kötü oynaması. Bana göre özellikle Emre Çolak ilk yarının sonunda çıkartılarak Hakan Balta değiştirilmesi ve çakma sol bek Riera’nın sol açığa çekilmesi çözüm olabilirdi. Emre hakkında söylemek istediğim birkaç söz daha var. Çok genç ve inanılmaz yetenekli bir oyuncu Emre Çolak ama henüz Galatasaray A takımında oynayacak fizik ve mental kapasitede değil. Bence sürekli oynayabileceği ve kendini geliştirebileceği bir takıma kiralık gönderilmesi hem Emre, hem de Galatasaray için faydalı olacaktır. Tıpkı Arda örneğinde olduğu gibi. Aksi takdirde Emre taraftarın önüne atılmış olacak ve kendi kabuğuna çekilerek moral olarak çökmesi kuvvetle muhtemel olacaktır. Diğer kanatta oynayan Hamit, sezon başından beri toparlanmasını beklediğimiz bir isim. Bence Hamit’in en büyük problemi maç seçmesi. Bakın büyük maçlara (Manu, Fenerbahçe), Hamit her zaman formunun zirvesinde ama diğer maçlarda Hamit ortada yok. Buna bir çözüm bulunması şart. Kötü oynayan takımın en iyi oyuncusu olarak ilk yarıda Selçuk v maçın genelinde Sabri göz çarptı. Sonuç olarak kazanmamız gereken bir maçı kaybettik, hem de kötü oynayarak kaybettik ama bu dünyanın sonu değil. Bu maç bize şunu gösterdi. Sol bek ve stoper transferi şart, ön oyucu transferi olursa iyi olur. Maçın kötü gidişatına rağmen Fatih Hoca’nın bence yanlış değişiklikler yapmasındaki ve takımın bu kadar kötü oynamasındaki en önemli etkenlerden birinin kesinlikle motivasyon eksikliği olduğunu maç sonundaki toplantıdan anlıyoruz. Bunun detaylarına aşağıda bakarız. Rakibe bakacak olursak klasik anti-Galatasaray topu oynadı. 8 kişi savunma yap, top kaparsan kontraya çık. Kötü günündeki Galatasaray’ı yenmenin yolu gerçekten de bu. Attıkları goller, özellikle de ikincisi jeneriklik. Tebrik ediyoruz.

 Gelelim maç sonundaki çok ses getiren basın toplantısına. Öncelikle burada söyleyeceklerini Fatih Terim’in önceden not almış olması dikkatlerden kaçmadı. Bana göre bu toplantı er ya da geç yapılacaktı, ancak zamanı belli değildi düne kısmet  oldu. Fatih Terim’in çok üzgün olduğunun görüldüğü toplantıda mesaj açık ve netti. Beni, teknik ekibimi ve futbolcularımızı rahat bırakın.  Bu mesaj hem basına, hem de içeriden sürekli olarak dışarıya bilgi ispiyonlayan yöneticilereydi. Hepimizin bildiği gibi yönetimin içinde Fatih Hoca’nın getirilmesine bile karşı olan bir grup var ve aralarındaki çatışma geçen sene sezon açılışındaki Liverpool maçı öncesinde ayyuka çıkmış ve Fatih Hoca istifanın eşiğinden görmüştü. Tribünde ismini vermenin doğru olmayacağı bazı abilerimizle birlikte bilgi teyidi yaparak maçı bekledik, neyse ki Hocamız istifadan vazgeçmişti.

 Benim gözlemlediğim Fatih Hoca’yla Aysal arasında bir problem olmadığı yönünde. Sorun Aysal’ın etrafındaki adamlarla ve bu durum Fatih Terim’in sinirlerini iyice germiş bu belli. İkinci konu, Aysal’ın çok tartışılan “maaşlı eleman” söylemi. Belli ki Fatih Hocamız bu konuya oldukça içerlenmiş ve haklıdır da. Ünal Aysal aynı anlamı başka kelimeler kullanarak da verebilirdi diye düşünüyorum çünkü Fatih Hoca hayatını Galatasaray’a adamış birisi ve hepimizin kalbinde çok önemli bir yeri var.

 Bir diğer hedef de basındı bence. Özellikle Sneijder transferiyle birlikte sistematik olarak bir Galatasaray’ı yıpratma ve çökertme politikası güdüyor basın. Fatih Hoca bunların tamamını engelleyeceğini söyledi ve bize söz verdi. Benim kanaatimce bu maç dönüm noktası ve yükselişe geçme maçıdır. Bir arınma ve içindekini kusma maçıdır ve bundan sonra her şey daha iyi olacaktır.

 Son sözüm de taraftara. Arkadaşlarım, kardeşlerim, abilerim ve renktaşlarım. Takım iyi oynadığında nasıl öveceksek, yenildiği zamanda eleştirmek, kötü yanları söylemek en doğal hakkımızdır çünkü başarı başka türlü gelmez. Ancak her mağlubiyette hocaya, oyunculara küfür etmek, eleştiri sınırlarını iyi koyamamak pek doğru bir davranış değil. Galatasaray ailesi başarıları hep taraftarıyla birlikte kazandı. Bırakalım artık Sneijder’i, Ali’yi, Veli’yi ve takımımıza bakalım. Onları motive edelim. Motive olamayan bir Hocanın ve takımın, çok kaliteli oyunculardan oluşsa dahi ne durumda olacağının en güzel kanıtıdır dünkü maç. Bunu engellemek biraz da bizim elimizde. Galatasaray düşmanlarının eline koz vermeyelim. Birlik ve beraberlik içerisinde, tıpkı başkanımızın Fatih Hoca’ya sarıldığı gibi, birbirimize kenetlenelim. İşte o zaman başarı gelecektir.

 

Sevgiler

 

Bahadır Oğuz

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar