PostHeaderIcon HAYAL KIRIKLIĞI KUPASI

 

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere Galatasaray’lı tüm basketbol severler şaşkınlık, üzgünlük ve hayal kırıklığı içindeler çünkü sezon başında kupa için favori gösterildiğimiz Eurocup’tan elendik hem de berbat bir oyunla. Bu yazıyı yazma sebebim de bizi bugünlere nelerin getirdiğini kendi bakış açımla anlatmak istemem. Burada yazanlar tamamen kendi görüşlerim olup her türlü yorum ve eleştiriye açıktır.

 

Öncelikle geçen sezona gitmek istiyorum. Bildiğiniz üzere takımın başında Oktay Mahmuti vardı ve ilk senesinde takımı ligde final oynatarak Euroleague elemesine katılım hakkı ve sonrasında Euroleague katılımı sağlamıştı ve taraftarın sevgilisi olmuştu. Oktay Mahmuti’nin bu takım için yaptıklarını, getirdiği karakteri asla eleştirmem. Benim burada eleştirebileceğim tek şey oynattığı basketbol olabilirdi ki ona da fazla girmeyeceğim. Bildiğiniz gibi Okta Hoca’yla sezon ortasında 2+2 senelik anlaşma imzalanarak sözleşmesi uzatılmış fakat ligde Beşiktaş’a elenmemizin ardından ve yazın gelişen bazı olaylarla Oktay Mahmuti’yle yollar ayrılarak sezonu 3 kupayla kapatan Ergin Ataman’la 3 seneliğine anlaşıldı…    

 

Ergin Ataman’la Oktay Mahmuti’nin oynattıkları basketbol birbirinden tamamen farklı olduğu için Galatasaray’ın kadrosu neredeyse baştan kuruldu. Peki kimler transfer edilmişti.  Ender, Sertaç, Furkan, Gökdeniz ve Lakovic muhafaza edildi. Ergin Ataman’ın Beşiktaş’tan yakından tanıdığı Hawkins ve Ersin, Fenerbahçe’den Engin, CSKA’da Gordon, Maccabi’den Macvan, Barcelona’dan NDong ve Unics Kazan’dan Domercant ve Efes’ten Cenk transfer edildi. 13 kişilik rotasyon Ergin Hoca’nın kafasındaki sistemi oynatması için oldukça yeterliydi ve sezon başında 3 kupa hedefi konmuştu. Peki sezon başındaki bu hedef gerçekçi miydi? Bunun cevabı kesinlikle evet. Çünkü Ergin Hoca’nın elinde Avrupa’nın en iyi 3 numaralarından 2 tanesi, iyi bir 5 numara, kalburüstü iki adet 4 numarası ve bir tanesi savunması olmak üzere toplam 3 adet guard mevcuttu. Sezon başındaki maçlara baktığımız zaman Ergin Hoca’nın sistemi oldukça basitti. Rakiplerin oyun kurucularına sert savunma yaparak rakibin oyun kurmasını engellemek ve Hawkins, Domercant gibi skorerleriyle maçları koparıp gitmek, bunun tıkandığı yerde de topu içeriye indirerek pota altında sayı bulmak. Aslına bakarsanız sezonun başında oldukça iyi işledi bu sistem ancak Domercant’ın sakatlanarak sezonu kapatması, ardından Göksenin’in sakatlanarak sezonu kapatması açıkçası Ergin Hoca’nın planlarını düzelmemek üzere bozdu ve bugünkü kötü gidişin ilk temelleri atılmış oldu çünkü takımın üzerine kurulduğu iki oyuncudan yoksun kalmıştı Galatasaray

 

Rotasyonun 9 oyuncuya kadar düşmesi, Lakovic’in gönderilmesi derken takım sezon başındaki fırtına gibi başlangıcından uzaklaşarak tabiri caizse kör topal maç kazanmaya başlamıştı. Belirsiz savunmalar, belirsiz hücumlar, standarttan uzak oyunlar ve daha birçok etken  takımı tam bir kaos ortamına sokmuştu.

 

Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de takım kaptanı Hawkins’in idrar numunesinde uyuşturucu maddeye rastlanması açıkçası her şeyin üzerine tüy dikti. Şimdi düşünün sezon başında bel bağladığınız en önemli 3 oyuncu  artık yok ve sezon ortasında böyle bir durumda ne yaparsınız. Domercant ve Gökdeniz’i eksiliği Arroyo ile doldurulmaya çalışıldı. Arroyo’nun kalitesi su götürmez bir gerçek ancak takıma uzun süre oynamamış bir oyuncunun kritik bir dönemde alınmasının ne kadar mantıklı olduğu herkesin aklındaydı. Bununla birlikte takımda kalın bir pota altı oyuncusunun eksikliği göze çarpmaktaydı ve böyle bir oyuncu arayışına girişilmişti ancak Hawkins’in beklenmedik durumuyla bu oyuncu transferi askıya alınarak 3 numara bölgesine takviye yapılmasına karar verildi ve Markoshvili alındı. Alınan bir diğer önlem de Gordon’un takım içerisindeki görevinin arttırılmasıydı.

 

Ancak bütün bu önlemler ve müdahaleler ne yazık ki takımdaki düşüşü engelleyemedi. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bu hafta ortaya çıkan ödeme problemi her şeyin tuzu biberi oldu. İlk olarak Eurocup, alınan mağlubiyetlerle çok zora sokuldu, ardından Türkiye Kupası kaybedildi ve nihayetinde bugün takım Eurocup’tan elendi. Buraya kadar yazdıklarımı muhtemelen biliyordunuz ancak hızlı bir özet geçmek istedim. Şimdi gelelim tespitlere. Neden takım bu duruma geldi kısaca bakalım:

 

1.      Sezon başında oluşturulan takım mühendisliği sakatlıklar nedeniyle çok erken bozuldu ve yerlerine yapılan transferleri özellikle savunma ve takım oyunu açısından yetersiz kaldı.

2.      Ergin Ataman’ın sezon başından beri adam akıllı bir pota altı oyunu olmadı. Özellikle dış şutların girmediği veya dış oyuncuların iyi savunulduğu maçlarda pota altı ya hiç kullanılmadı, ya da çok az veya oyuncuların inisiyatiflerine bağlı olarak kullanıldı. Bunun sonucunda hücum düşünce savunma da çöktü çünkü bu seneki Galatasaray geçen senekinin tersine daha  hücum odaklı bir takımdı.

3.      Kaptan Hawkins’in durumu hem Ergin Ataman’ın, hem de genel olarak takımın morallerini  alt üst etti çünkü Hawkisn Ergin Hoca’nın en güvendiği isimlerden birisiydi ve takımın kaptanı, zor zamanlarda sorumluluk alan, takımı kurtaran kişisiydi. Böyle bir oyuncunun yokluğunda takım kendine güvenini kaybetti ve kazanma alışkanlığından uzaklaştı.

4.      Yeni yapılan transferler form tutamadı ve yanlış tercihlerde bulunuldu. Çoğu kişiye göre Markoashvili yerine pota altına sağlam bir uzun alınması daha faydalı olabilirdi ancak 2. Madde anlattığım sıkıntı çözülmediği sürece yeni uzun alınmasının pek faydası olmayacaktı.

5.      Taraftar takıma küstü. Bunun temeli aslında sezon başında atıldı çünkü bir grup taraftar (ben onlara Mahmutisporlu diyorum) Oktay Hoca’nın gönderilmesinden sonra Ergin Atamanı bir türlü kabullenemedi, maçlara gelmedi, Ergin Hoca aleyhinde propaganda yaptı ve resmen takımın mağlup olmasına içten içe sevindiler. Kişilerin gelip geçici renklerin kalıcı olduğunu unutan bu arkadaşların bazıları kitlelere hükmetme gücüne sahip kişiler olduğundan en ufak hatada çatlak sesler yükseldi, tribünler boş bırakıldı (geçen seneki seyirci sayılarına bakınız).

6.      Yaşanan en son maddi kriz oyuncuların moralini çok bozdu. Bunu belli bir yere kadar anlayışla karşılayabilirim ancak oyuna bu kadar yansımamalıydı. Eninde sonunda bu paralar ödenecek. Khimki örneğine bakarsanız adamların parası bir problemden dolayı 4 ay ödenmedi ve oyuncular tebligatları çektiler ancak çatır çatır çıkıp maçlarını oynadılar. Bazıları gibi ülkeyi terk etme eylemine girmediler veya maça konsantre olmadıkları için takımın elenmesine sebep olmadılar. Ama yine söylüyorum burada en az suçlu oyunculardır. O paraların ne olursa olsun zamanında ödenmesi gerekliydi. Şöyle düşünmek lazım. Sizin maaşınız 3 ay ödenmesi o işi ne kadar severek yapabilirsiniz ki?

7.      Son olarak basketbol şubesinin genelinin kötü ve amatörce yönetilmesi

 Yukarıda saydıklarımın tamamı bir araya geldiğinde başarısızlık kaçınılmaz oldu. 3 kupa hedefiyle başladığımız sezonda 2 kupayı şimdiden kaybettik ve elde kaldı sadece 1 kupa. Ligi alıp seneye Euroleague zorlamak tek şansımız. Bu takım bunu yapabilir ancak saydığım sorunların en azından bir kısmının çözümlenmesi gerekli. Ligde 6’ya kesin gireriz ancak play-off dönemi çok sıkıntılı geçecek. Umarım o zamana kadar takım hızlıca toparlanır ve yeniden başarılı günler gelir.

 

Son söz taraftara. Arkadaşlar biliyorum hepiniz takıma karşı kırgınsınız ancak Pazar günü Efes’le, hafta içi de Kızılyıldız’la iç saha maçlarımız var. Bu maçlarda takımı yalnız bırakmayalım. Tribünleri dolduralım ve takımın arkasında olduğumuzu hissettirelim. Sezonu 1 kupayla bitirmek, kupa almadan bitirmekten çok daha iyidir. Bizler taraftarlar olarak maksimumumuzu verelim.

 

Sevgiler,

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar