PostHeaderIcon Futbolun Radyolu Yılları

Futbolsuz hafta sonları taraftarlar için çok sıkıcıdır. Takımınızın hafta sonu maçı varsa günler öncesinden çeşitli planlar yapılır. Önce maç günü öğrenilir, tribünde yerini alacaklar ile tv başında izleyeceklerin planları birbirinden farklı olur. O gün maçı statta izleyeceklerin belli bir ritüeli vardır. Maç saatinden önce nerede kimler ile toplanılacağı ve yapılacaklar üç aşağı beş yukarı bellidir. Maçı televizyonlardan izleyeceklerin ise alternatifleri daha çoktur. Ev de mi dışarıda mı olacağı kimlerle bir araya gelineceği ,hatta alınacak alkol çeşidine kadar ayarlamaların yapılması maç öncesinin en güzel, en tatlı telaşlarıdır. Hatta benim gibi Galatasaray”a endeksli yaşayanlar için o gün eve futbol dışı misafir kabul edilmez ve birilerine misafirliğe gidilmez. Her ikisinden de yoksun olanlar için geriye kalan tek şans radyodan maç izlemektir. Aslında son yıllarda bu işin de tadı kaçtı ama geçmişte naklen yayınların olmadığı günlerde en güzel maç anıları radyo başında yaşanırdı. 1990 yılı tvden canlı futbol yayınları için bir milat sayılabilir. Yaşı uygun olanlar bilir. Bu tarihte ilk özel televizyon olan Magic Box futbol maçlarını canlı yayınlamaya başlamıştı. Hatta bir çoğu çocukluğunda ilk futbol maçlarını televizyon tamircilerinin ya da televizyon satan mağazaların vitrinlerinden izlemişlerdir. Yine o yıllarda maç yayını olan kahvehanelerin önünde biriken çocukları herkes anımsar. Ya 1990 öncesi ne yapıyorduk? Futbol maçlarını nasıl takip ediyorduk…Her şeyden önce maçlar televizyonlardan yayınlanmadan önce gece maçları yerine gündüz maçları şeklinde oynanırdı. Cumartesi günü öğlen tek maç oynanır, kalan maçlar da mutlaka pazar öğle saatlerinde olurdu. İşte bu maçları izlemenin daha doğrusu dinlemenin tek yolu da radyo idi. Üstelik cumartesi günü oynanan maçların sadece ikinci yarıları yayınlanırdı. Maç yayını başlayana kadar radyo başında heyecandan kıvranan taraftar ikinci yarının başında skoru öğrenince maç atmosferine girerdi. Özellikle Pazar maçları başından itibaren dönüşümlü olarak yayınlanır ve tabii ağırlık 3 büyüklerin maçlarında olurdu. Anadolu takımlarının maçları anlatılırken çoğunlukla stada bağlanılır dakika ve skor söylendikten sonra tekrar merkeze dönülürdü. Bir maçın anlatımı sürerken başka bir maçta gol veya penaltı olmuşsa hemen o kente bağlanılırdı. Merkezin tanıdık ismi Tansu Polatkan donuk ve heyecansız sesi ile daha sonra bağlanılacak yeri anons ederdi. 1970li yıllardan 1990lara kadar tüm maçları radyodan dinlemeye çalıştığım günlerin herkesçe tanınan maç spikerleri vardı. Halit Kıvanç, Necati Karakaya, Orhan Ayhan, Doğan Yıldız, Abidin Aydoğdu ilk aklıma gelen ve kendine has stilleri ile bir çoğunun hatırladığı spikerlerdir.. Halit Kıvanç temiz Türkçesi tane tane anlatımı ,Necati Karakaya tok sesi ve kendine özgü futbol kelimeleri ile hafızalarımızdır. Plonjon-demarke-röveşata-degajman –laysmen gibi söylemler hep onunla hatırlanır.. Orhan Ayhan şimdilerde boks maçları anlatımı ile tanınsa da çok iyi bir futbol spikeridir. Adeta maçı O”nunla yaşar pozisyonlara O”nunla birlikte girerdik. Doğan Yıldız”ın ise çok değişik bir maç anlatım tarzı vardı. Maçları biraz abartarak ve ballandırarak anlatmayı severdi.. Bu spikerler maç anlatırken radyo başında maçları dinleyen bizler ise onların deyimi ile kendi ekseni etrafında dönen futbolcuları hayal eder sağ içten yapılan akınlara hep beraber katılırdık. Korner atışlarında ceza sahasında yerimizi, alır penaltı olunca bazen kaleci, bazen de kullanan yerine geçerdik. Başka bir takımın maç anlatımı sırasında yayın kesilip merkezden “şimdi mikrofonlarımız Galatasaray”ın maçında “ anonsunu duyduğumuz zaman “ kesin gol attık” diye sevinirdik. Çoğunlukla da bu sevincimiz doğru olurdu. Ama eğer gol yemişsek suratlar asılır radyo başında kahrolurduk. Kimi odada tur atmaya başlar, kimisi de neredeyse radyonun içine girerdi. O yıllarda maç sonu fırlatılan bir çok radyo bir daha iş göremez olurdu. Evde olmayanlar ise ya araçlarında ya da bulundukları mekanlarda maç izlemeye çalışırlardı. Kimisi berberde ,kimisi lokantada ,kimisi kahvede maç bitene kadar bir yere kıpırdamazdı. Sokaklarda esnafın dükkanlarından taşan maç yayınlarına kulak kesilenler gol olduğu zaman hemen kapısının önünde maç dinleyen esnaftan skor ve maç hakkında bilgi alırdı. Maç günleri bir araya gelemeyen taraftarlar ise haftanın ilk günü okulda veya işyerinde karşılaştığında maç kritiği yapılırdı. Herkes radyondan dinlediği maçları sanki görmüşçesine birbirine anlatırdı. Dinlemeyenlere ayrıntılı bilgiler verilir ve bir sonraki maça kadar yorumlar devam ederdi. Futbolun radyolu günlerine ait anlatacak daha o kadar çok şey var ki.. Umarım bu anılara sahip olanlara biraz anımsatabilmişimdir..

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar