PostHeaderIcon Bursa deplasmanı sonrası düşündürtenler

     

 

     Öncelikle şunu demeliyim. Amrabat’ı GS almak istediği üstelik ısrar ettiği zamanlar "Amrabatta ne var da ben göremiyorum acaba" diye sık sık sordum. Hiç bir zaman GS’ın olası sistemlerine uyacağını düşünmedim. Ha çocuğu 433 tarzı bir oyunda oynatsak sol açıkta etkili olabilir. Geriye sık geliş vücut ritmini bozuyor onun etkili olması için ileriden geriye gelişlerini daha aza indirtmemiz lazım. Ama GS’ın sisteminde bu yok. O zaman daha alınırken hata yapıldı. Bırakın 8.6 yı böyle bir durumda 2 milyon da versen doğru değildir.

     Ama bugünkü maça gelirsek. Amrabat iyi ya da kötü bugün oyuna girdiğinden itibaren Skora etki yapmak için mücadele etti. Top istedi top aldı sol tarafa dinamizm getirmeye çalıştı. O ortasına Aydın gelişine güzel vursa gol olsa şu an herkes "Dahi Terim" diyordu. "Herkes Burak Sneijder beklerken Amrabat ve Aydın’ı oyuna aldı ve maçı kazandıran gol onların ayağından geldi" diyecekti…    

     Hani futbolda bazı forvetler çok gol kaçırır ve denir ki En azından o oyuna girdi pozisyona girdi golü kovaladı. Amrabat olayı da böyle işte. Amrabat yaklaşık 35 dk oynadı ve büyük ihtimalle topla oynadığı süre olsun topla buluşması olsun Emre-Yekta-Enginden daha fazlaydı. Yani bir çoklarının aksine maçın kötüleri arasında sayacağım adamlar arasında Amrabat yok. Bu saydığım üç oyuncunun (Yekta-Engin-Emre) maça katkısı olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Emre topsuz oyunda hiç yok. Geçen hafta kafayı yedirtmişti bana pası verdikten sonra sola ileri kaçacağına orada vurgun yemiş balık gibi bakıyordu takım arkadaşına. Bugün maçta değildim ama eminim gene aynıdır. Çünkü oyun mantalitesinde topsuz oyun diye bir şey yok. Ona vereceksin topu eğlenecek. Engin maç eksikliğini çok net hissediyor belli. İki ayağı arasında koordinasyonu bile sağlayamıyor. Misal sağ ayağını havaya kaldırdığında sol ayağının üzerinde zor duruyor. Vücut dengesiyle alakalı sorunu var gibime geldi. Yekta dersek sağ açık oynamayı unutmuş. iyicene iç oyuncusu olmayı benimsemiş sanırım. Bu yüzden ne yaptığını açıkcası ben anlamadım. 

     Maç içinde en beğendiğim oyuncularımız Selçuk ve Riera idi. Tabii ki bunlara Muslera’yı eklemeden olmaz. Sabri ligde bir çok maçta sağbek oynamaya devam ederim haberiniz olsun mesajını vermeye devam ediyor. Öte yandan Selçuk’un da topu ayağında çok tuttuğundan kaptırdığı 2 topla Bursa’nın hızlı kontrataklara çıktığını da görmemezlik edemeyiz.

     Umut-Elmander forvetiyle maça çıkmak bence Fatih Hocanın cesaretinde biraz geri adımlardan kaynaklanıyor. Hala anlamış değilim bu amele gibi koşan iki forvetin futbol sistematiğinde yararını. Resmen ‘Hakan Şükür Effect’ bu başka bir şey değil. Hele Elmander tipi forvet dünyada kalmadı ama biz de içinden inci çıkacak muamelesi yapılmaya devam ediyor. Bir golcüyü böyle koşturursan 3. bölgede topla buluştuğunda bacaklarında laktik asit azaldığından beyin-kas kontrolü geç olur veya istendiği gibi olmaz. Ama nedense GS taraftarı da GS teknik heyeti de şu koşan oyuncu modelinden feragat edemiyor. Futbolda alan savunması diye bir şey var. Topu kaptırdığın yerde savunman yerine otururken o kaptırdığın bölgeden zone savunma yaparsın alan daraltarak. Bunu en iyi Barcelona yapmakta dünyada. Topu kapanın tüm pas kanallarını anında kapatırlar adamın pas atacağı tüm kanallar kapanınca ya ileri vurur ya kalecisine döner. Biz de ‘aman forvetler pres yapsın’. İbrahimoviçin pres yaptığını görebilir misiniz? Ya Dzeko yapıyor mu o presi? Futbolda oyuncunu değil rakibi ve topu koşturacaksın. Topu ve rakibi koşturursan maçın sonunda sen diri kalırsın en azından. Bu yüzden tüm takımlar fazla koşmamak için hatlar arasındaki mesafeyi kısaltır ve böyle oynar futbolu. Koşu mesafesi de böylece azalır.

     Oyuncu değişikliklerine gelirsek. Hoca eğer Amrabat’ı veya sadece Aydın’ı oyuna alsa anlamlandıracağım bir durumdu. Ama birbirinin simetriği iki oyuncuyu aynı anda almak ilginç bir durumdu. Tabii ki Fatih hocaya bunun nedenini sormayı çok isterdim. Ben olsam önce Sneijder’i alıp topa sahip olmayı denerdim. Rakip sinmeye başlayıp kapandığında da bunu açmak için Amrabat veya Aydından birini oyuna alır oyuna başka bir ivme kazandırırdım. Geçen hafta oyuncu değişiklikleri ve oyuna müdahaleleriyle ne kadar takdirimi kazandıysa Fatih Hoca, bugün de beni şaşırttı açıkçası.

     Sonuç olarak sürpriz bir puan kaybı değil. Bursa hocasız olması dolayısıyla bu maça yoğun konsantre olmuş hırslı hazırlanmıştı. Bizim ise deplasmanlarda başlayan etkisiz oyun anlayışımız bugün de devam etti. Sneijder’in ısrarla oynatılmaya devam etmesi lazım. Onun takıma ısınması alışması mevkii itibarı ile biraz geç olacak o süreyi kısaltmak zorundayız. Drogba öyle değil. Bugün gelse yarın takımda etkili olmaya başlar. Çünkü mevkisi buna izin veriyor.

     Tahminimce haftaya Antalya maçı da sorunlu geçecektir ama Akhisar maçıyla birlikte takımın formunu yukarı kaldıracağını düşünüyorum. Ki formumuzun şimdi yüksek olmasından daha iyidir ilerleyen haftalara doğru artması. Sonuçta hoca Avrupa maçlarını DA düşündüğünden o maçlara doğru formun arttırılmasını esas almıştır.

     Bursa’da coşkuyla takımı destekleyen Şampiyon takımın Şampiyon taraftarı görüntüsünü tekrar veren kenetlenmenin tribünden başlayacağını çözen Galatasaray’lı kardeşlerime de teşekkür ediyorum. Deplasmanlara gitmeyi bir süredir bıraktım. Ama gitmediğim için pişmanlık duyduğum deplasmanlar listeme eklediğim bir maç oldu özellikle tribün anlamında.

     Her ne olursa olsun 10 gün önce "İyi ki Galatasaray’lıyım" diyen insanların bugün takımın herhangi bir oyuncusuna Teknik kadrosuna veya bir yöneticisine küfretmesini ise kınıyorum. Taraftarsak Tarafız öyleyse tarafımız belli. Arabesk olacak biraz ama Sevinmek için sevmedik Galatasaray’ı!!!

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar