PostHeaderIcon BASKETBOL TÜRKİYE KUPASI MAÇLARI ÜZERİNE

Özel işlerimden dolayı epey süredir blogda yazma fırsatı bulamıyordum ama şimdi Türkiye Kupasında üst üste oynadığımız iki maçın ardından yazacak epeyce bir şey birikti. Fazla bekletmeden söze giriyorum

 

 Türkiye Kupası gruplarından lider çıkmamızın ardından 8’li finalin ilk maçında rakibimiz Anadolu Efes’ti. Maç öncesinde Ergin Ataman’ın da maçtan sonra söylediği gibi herkes Efes’i favori görmekteydi. Bunun temel sebepleri Anadolu Efes’in sezonun en formda döneminde olması ve Oktay Mahmuti’nin sistemine artık tam olarak alışması, buna karşın Galatasaray Medikal Park’ın düşen form grafiği, Ergin Ataman’ın kenardan istediği katkıyı alamaması, takımın istikrarsız performansı, hafta içinde Hawkins’ten gelen ikinci üzücü haberden dolayı takımın motivasyonunun düşük olmasıydı. Bununla birlikte Galatasaray bu sezon Efes’le ligde oynadığı maçı kazanmıştı ve bu artı bir motivasyon yaratmış olabilir takımda. Efes maçıyla ilgili olarak dikkatimi çeken en önemli konu savunmada meydana gelen iyileşmeydi. Bunun sebebi Ergin Ataman’ın sezon başından beri ısrar ettiği adam adama savunmadan,  yardımlaşmalı ve adam değişmeli savunmaya geçiş yapması ve bu sayede rakibe boş şut şansı vermemeyi seçmesiydi. Bununla birlikte Gordon’un oynaması gerektiği gibi oynaması, yani zorlama şut kullanmadan gücünü kullanarak sürekli içeriye penetre etmesi ve bunun sonucunda hücumların faul veya sayıyla sonuçlanması galibiyetimizde oldukça önemli rol oynadı. Macvan’ın sezonun en iyi maçlarından birini çıkarması da, özellikle kenardan gelen Engin, Ender, Markoishvili gibi isimlerden istenilen katkının alınamadığı ortamda itici güç etkisi yaptı denilebilir. İlk yarıyı geride kapatmış olmamıza rağmen üçüncü ve dördünce çeyreklerde yapılan savunma ve rakibin dış şutlarının girmemesi kazanmamızı etkileyen diğer faktörler olarak göz çarpmakta. Efes hakkında fazla konuşmak istemiyorum ama birkaç laf etmeden geçemeyeceğim. Aslında maça oldukça iyi başladı Efes. Özellikle ikinci çeyrekte Vuacic’le ve maç genelinde Savanovic’le oldukça etkili oldular. Semih maça müthiş başlamasına rağmen çok erken faul problemine girince uzun süre karda oturmak zorunda kaldı ve yerine giren Barac yeterli performansı veremedi. Aslında Efes, Oktay Mahmuti takımlarının klasik problemi yüzünden kaybetti bence. Savunma çok önemli olabilir, ancak hücumda sayı atamazsan ne kadar savunma yaparsan yap maçı kazanamazsın. Oktay Hoca’nın hücumları çok tahmin edilebilir yapıda ve bunu çözen takımlara karşı, eğer dışarıdan şut bulamazlarsa, ki bu maçta bulamadılar, oldukça zorlanıyorlar ve yüksek ihtimalle de maçı kaybediyorlar.

Neyse biz takımımıza dönelim. Açıkçası takımı beklediğimden daha iyi buldum Efes maçında. Savunma ve hücum dengesi hala sezon başındaki seviyede olmasa da son dönemdeki performansın oldukça üstündeydi ve bu konuda gayet mutluyum. Efesi yendikten sonraki rakip Banvit oldu.

 

 3 HATA 1 GALİBİYET

 Yorucu Efes maçının ardından Banvit maçının da zor geçeceği oldukça açıktı. Zira Banvit takım olarak çok iyi basketbol oynayan bir ekip ve hiç pes etmiyorlar. Bu özelliklerinden dolayı da hem ligde, hem de Eurocup’ta yollarına başarılı şekilde devam ediyor. Oldukça kısıtlı bir rotasyonla oynamalarına rağmen takımdan maksimum verimi almaya çalışan Orhun Ene gibi bir koçları var. Maça geçecek olursak, ilk çeyreğin tamamı karşılıklı basketlerle geçildikten sonra ikinci çeyreğin ortalarından itibaren Galatasaray savunmanın da dozunu arttırarak kontrolü iyice eline aldı ve devreyi önce kapadı. Burada kenardan gelen Furkan’ın takıma savunma ve hücumda kattığı enerji ve Arroyo ile Gordon’un hücumdaki doğru tercihler oldukça önemli rol oynadı. Aslında üçüncü çeyrekte daha kafa kafaya bir maç beklerken Banvit’in hücumda ve savunmada çökmesi, buna karşın Galatasaray’ın zirve yapmasıyla iyice rahatlayan Galatasaray dördüncü periyotta  farkı bir anda 15 sayıya kadar çıkardı. İşte bundan sonrası işin eğlenceli olduğu yer. Dördüncü çeyreğin ikinci yarısında, o ana kadar mükemmel işleyen Galatasaray hücumu durdu ve bunun sonucunda savunma da çöktü. Rakibin havaya girmesiyle 15 sayılık fark eriyerek maçın normal süresi 63-63 berabere bitti. Peki maçı bu noktaya getiren neydi. Birinci ve en temel sebep yorgunluk. Arroyo neredeyse hiç dinlenmeden oynadı ve onu yedekleyecek oyuncular sıfır katkı verdi. İkinci sebebi rehavet. 15 sayı fark olunca kafalarda maçın kesin kazanıldığına dair bir düşünce oluşması konsantrasyonları düşürdü. Üçüncüsü hücumda yanlış tercihler ve zorlama atışlar. Aslında bunun sebebi birazda daha önce saydığım iki unsur çünkü maç boyunca takımı maestro gibi yöneten Arroyo’nun tükenmesi ve motivasyonların düşmesi hücumu durdurdu diyebiliriz.

 Tabi bir noktaya değinmeden geçmeyeceğim. Orhun Ene maç boyunca çok gergindi ve bazen haklı, bazense haksız olarak hakemlere ve masaya yaptığı itirazların dozunu ayarlayamadı. Şöyle ki normal sürenin son hücumunda Bayramovic’in pozisyonu bence fauldü ve buna itiraz etmekte son derece haklıydı, ancak  uzatmanın ilk Galatasaray hücumunda Gordon’a yapılan gerçek faule itiraz etmesi son derece amatörceydi teknik faulle salondan atılması maçı Galatasaray’a getiren unsurların başında geliyor.

 Maçı kazandıran diğer unsur Gordon faktörü. Son 4 dakikada 16 sayı attı Gordon. Ancak burada Gordon’u eleştirmeden edemeyeceğim. Gordon’un arka arkaya attığı 3 tane üç sayılık atışın 2 tanesi son derece zorlama atışlar ve yanlış tercihlerdi. Girmemesi halinde takımı ciddi sıkıntıya sokabilecek atışlardı ancak girdiği için birçok kişi bu noktayı kaçırmış olabilir. Sonuç olarak koçu atılan ve morali bozulan Banvit’i uzatmalardaki sıkı savunma ve Gordon’un hücumdaki şansı ve akıllı oyunuyla geçmeyi başardık ve finale kaldık. Maçımız Pazar günü ve rakibimiz Fenerbahçe Ülker. Gordon’un akıllı oynaması, yani, her pozisyonda içeriye drive etmeyi düşünmesi ve yüklenmesi gerekli. Şutu en son çare olarak düşünmeli. Bu şekilde oynayan bir Gordon, Hawkins’in yokluğunda takımı sürükleyecek ve takıma liderlik edecektir. Ayrıca Ergin Ataman’ın da dediği gibi kenardan yeterli katkıyı alırsak hem final maçını, hem de gerek Eurocup, gerekse ligdeki diğer maçlarımızı çok rahat kazanırız.

Her ne kadar 2 maçın da MVP’si Gordon seçilmiş olsa da. Efes maçı için Arroyo ve Macvan’a, Banvit maçı içinde yine Arroyo’ya ve yanında Furkan’a beş yıldız veriyorum. Bu şekilde oynamaya devam edilirse güzel günler yakındır.

 

Sevgiler

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar