PostHeaderIcon Travma Sürüyor

Maç için birşey yazmak içimden gelmedi hatta futboldan bir süre uzak kalmayı düşünüyordum. Hayat devam edince dertler ile yüzleşmek kaçınılımaz bir hal alıyor . maçtan bağımsız kulüp olarak içinde bulunduğumuz ruh hali oldukça düşündürücü.

Büyük takım denen olgu her şartta maç kazanma , rakibe psikolojik üstünlük sağlama durumudur. Son 20 yıl içinde bu güven çeşitli defalar zedelendi. Saftig dönemininin son bölümü, Souness döneminin büyük bölümü, 1996 Terim döneminin başları, 2. Terim döneminin 2. sozonu, Skibbe döneminin 2. devresi bu tip dönemlere örnek gösterilebilir. Rijkaard ile başlanan ve Hagi ile devam eden bu sezon ise dibe vutuşun zirvesi oldu. Kaybetmek alışkanlık haline geldi. Bugün nasına yansıyan kavga haberleri ise benim açımdan sevibdirici bir gelişme oldu zira takımın maç kaybetmesini mesele haline getiren oyuncular olduğunu öğrendik ne acıdır ki bu oyuncuların hepsi yabancı. Maç özeline gelirsem maçta rakinin neredeyse pozisyonu yokkken kaybedildi. Maçı adeta kaybetmek için özel çaba sarfettik gol atacak hali olmayan bir takımdan 3 gol yemek büyük bir başarı oldu. Maç öncesi basın toplantısında gözünde şimşekler çakan Hagi ile sahadaki ruhsuz oyuncu grubu birbiri ile çelişen bir durum oldu. Son yıllarda sürekli hoca değiştiren yönetim sanırım gerçekten değiştirmesi gerekenleri görmüştür. Bu gerçekle yüzleşmek için gerekli vakitleri kalmışmıdır emin değilim açıkçası bu zaman onlara verilmemeli diye düşünüyorum. Sürekli yanlış kararlar veren, kendi içlerinde bütünlük sağlayamamış bir grubun camia içinde bütünlük sağlaması, dış güçlere karşı etkili olması düşünülemez. Avrupa Yolu 2. devre üç deplasman maçından puan alınamadı halbuki üst sıaralardaki takımlar ciddi kayıplar yaşadı. Yakalanacak bir seri çok şey değiştirecekti en önemlisi takıma güven getirecek, gelecek için umut sağlayacaktı. Seri yakalansa bugün şampiyonlar ligi bile konuşılabilirken gelinen nokta sürekli taviz vermek ile bir sonuç alınamayacağı oldu. Doğru kararlar verilebilrise bu durumdan bile olumlu bir çıkarım yapılabilir . Avrupa için tek çıkış kapısı kupa kaldı. Yıllarca şampiyonlar liginin abonesi olan , avrupaya açılan penecere olarak övünürken yıllardır şampiyonlar ligi göremez hale gelmek ise üzücü bir durum. Başkan eseri ile gutru duyuyor olmalı. Mesele Transfer Değil 2000 takımında 5 oyuncu alt yapıdan, 5 oyuncu ise A milli seviyesinde olmadan alınmıştı. Buraya geldikten sonra öğrendiler, büyüdüler. Onları takım yapan olgu herşeyi beraber öğrenmeleri, egolarını takım için ortaya koymaları oldu. Gerets ile kazanılan şampiyonlukta ise 3 paf takımı oyuncusunun ciddi katkısı oldu. Takım olabilmek salt transfer ile yakalanmaz hele bizim gibi bu olguyu yıllarca tecrübe etmiş bir kulübün bunu unutması , bu yoldan çıkması gelinen noktanın en büyük sebebidir. Yönetim Yönetim demek yönetmek anlamına gelir, gelmelidir. Bizim yönetim ise yönetmemek için elinden geleni yapıyor. İnsan unsuru olduğu için yanlış transfer her zaman olur hatta çoğunlukla yanlış transfer sayısı daha fazla olur burada suçlama yapmak haksızlık olur. Yurt dışında bu tip örneklerde fazlaca bulunabilir. Asıl sorun gerçek anlamda idarecilik yapılamamış olması, oyuncuların yönetilememesi, organizasyon eksiklikleridir. Son yıllarda futbolu yöneten kişi konusunda istikrar yakalanmış ve bu kişi sürekli yanlış seçimler yapıyor ise sorun işin başındaki kişide olmalı, onun göreve getirdiği kişilerde değil. Bir kurum düşünün sürekli bütçesi açık veriyor ve suçu sürekli muhasebe elemanlarına çıkarıyor halbuki suç yanlış formülü kullanan muhasebe müdüründe. MUHSİN MORDENİZ

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar