PostHeaderIcon HESAP LÜTFEN !

Maçın yorumu yok, sezonun özrü yok, söyleyecek söz de kalmadı. Saftig döneminde üst üste üç maç kaybedildiğinde böyle bir ruh haline girdiğimi hatırlıyorum öyle ki ikinci Terim döneminde ve Skibbe-Korkmaz sezonunda bile o ruh haline dönüşmemiş biri için dün akşam oldukça zor bir dönem oldu.

Maçın sıcaklığında bir şey yazmak içimden gelmedi öyle ki hala kendime gelemedim. Son 10 yılda Galatasaray layık olmadığı şekilde ve layık olmayan insanlar tarafından yönetiliyor bu durum millet olarak başarılı olanı yakalamak değil onu aşağıya çekmek üzerine kurulmuş geleneksel tavrımızın da tezahürüdür. Sonunda başarıldı 10 yılda Avrupa’nın zirvesinden ligin diplerine gelindi. Bu süreçte başarıyla görev yapan başkan ve yönetim kurulu üyelerini yeni stadın açılışında bir tören eşliğinde ödüllendirmek lazım zira Avrupai yönetilip büyük başarılar kazanan kulüp tekrar geriye dönüp ülke futbolu açısından büyük bir hizmet yapmış oldular.

Yıllardır eşliğinde uyutulduğumuz masal umarım dün akşam nihayete ermiştir. Sürekli bizim çocuklar aslında çok yetenekli ama şans yanımızda değil lafları artık bahane olmamalı. Yıllardır görülüyor ki aslında bu çocuklar yetenekli falan değil bu iş iman gücü ile gazla da olmuyor yetenek yoksa sonuç böyle olur kendimizi kandırmaktan vazgeçelim.

Bugüne nasıl gelindi sorusu anlamsızlaşsa da aslında günün sorusu bu olmalı zira yıllardır bu teşhis yanlış konulduğundan dolayı sonunda hasta masada kaldı. Öncelikle hep yanlış yola girdik sonra çıkmak için daha da yanlış yola girdik sonuç ortada.

Canaydın 10 yılda 7 şampiyonluk parolasıyla yola çıktı şampiyon takımın kiralık ve 2 şanslarını kullanmaya çalışan oyuncularıyla hocasını göndererek yola çıktı. Burada teşhis çok yanlış değildi ama tedavi sürecinde ciddi hatalar yapıldı. Terim ilk geldiğinde olduğu kadar formda değildi , öğrenmeye açık değildi üstelik bu süreçte kazandıkları ona ego,sinir ve kibir olarak geri dönmüştü. Takım her şeyi sıfırlamak yerine geçici çözümlerle yola çıkarılmak istendi ilk yıl sonuçlar çok kötü değildi ama ters giden bir şeyler olduğu da açıkça gözüküyordu sonuç olarak Lucescu yönetimden hem şampiyonluğu hem de rövanşı almış oldu. Sonraki yıl halimiz içler acısıydı acı gerçekle yüzleşme vakti gelmişti bu takımla olmayacağı geç ve acı son ile anlaşıldı efsane Terim gitti ama hesap kapanmadı vücutta tümör büyümeye başlamak için kendini gizlemişti.

Hagi geldi takım sezonu tamamlandı sonraki yıl birkaç pansuman ile yola çıkıldı başlangıçta işler kötü gitmedi ama finali kötü yaptık bu arada idari anlamda görev değişimi oldu Ergun Gürsoy futbol yönetimini başkan danışmanı olan ve sportif direktörlüğe getirilen Bülent Tulun’a devretti. İlk icraatı yeni hoca oldu bu süreç içinde uyumsuzluklar yaşandı ve kaybeden Galatasaray oldu zira son haftalara şampiyonluk iddiasıyla girilmişken yaşanan Tulun-Hagi gerilimi sonucunda takım şampiyonlar ligi hedefini dahi yakalayamadı ve elde teselli ödülü olarak Türkiye kupası kaldı.

Tulun adamı Gerets’i getirdi ama elde pek imkan yoktu sonuçta eski takım ile yola devam edilecekti tek ümit devre arasıonda alınan Fransız genç yetenek Franck Ribery olacarak gözüküyordu ki….

Acı haber tez duyuldu sonra da yüzleşme gerçekleşti. Genç Fransız ülkesine kaçmıştı nedeni biliniyordu ama duyulmak istenmiyordu bilmem kaç yüz bin euro alacağını ödememiştik bu bilindik bir durum olduğundan çok üstüne düşülmedi zira kulüp yıllardır bu şekilde bir alaturkalıkla idare ediliyordu. O gün birkaç yüz bin kar ettikleri düşünenlerin yıllar sonra yüz milyonları çöpe attıkları ortaya çıktı peki değişen ne oldu tabi ki hiçbir şey zira aynı şahıslar hala gazete ve televizyonlarda itibar görüp fikirleri alınan kişiler olarak ortalıkta dolaşıyorlar kaybeden ise hep kasa oluyor.

Bu kaos ortamında kazanılan şampiyonluk ise Fenerbahçe tarafından Galatasaray kulübüne yapılmış en büyük kötülük olarak tarihe biraz geç de olsa geçecekti. Bu sarhoşluk çok daha pahalıya mal olacaktı. Bütün bu süreç gelişirken mart kongresinde efsane geri dönmüştü hakemleri koruma altına alan, derbi maçlarda yarı yarı olan tribünleri değiştiren üyük devrimci Adnan Polat geri dönmüştü asıl tehlike burada başladı ve vücuttaki iyi huylu tümör huysuzlanmaya başlamıştı hele son haftaki şampiyonluk iyice bunu tetikledi.

Polat yönetime girince haliyle can dostu, kader arkadaşı, sağ ve sol kolu Adnan Sezgin olmadan işler yürümezdi.

Bu Sezgin-Tulun çekişmesi sezon boyunca sürdü bir sezon da Sezgin için kurban edildi ama olsun yeter ki gönüller hoş tutulsun bu arada Bülent Tulun sütten çıkmış değil onu savunuyor değilim hatta bu kulübe yakışmadığını düşünüyorum ama mesele bu değil.

Ertesi yıl Adnan bey ikilisi iş başında ve bir as ile eli tamamlamalı gerekiyordu bu as 15 yıldır inzivaya çekilmiş bir futbol dahisiydi tıpkı 1992 yılında olduğu gibi işe aynı isimle başlayacaklardı sadakat ne güzel bir şey buna önem verenlere hep gıpta etmişimdir.

Efsane Polat başka bir efsane Kalli ile buluştu gönüller bir oldu kulüp gene ekmek kapısı oldu 70’lik ihtiyara. Yanlış anlaşılmasın Kalli zamanında çok büyük hocaydı hatta 2000 kadrosunun temelini atan adamdır dolayısıyla kulüp tarihinde eşsiz bir yeri vardır lakin oarada kalmasında fayda vardı tutup geri getirmek saçmaydı hele yeni bir takım kuracağız dedikten sonra 15 sene evvel takımın santrforu olan adam hala takımın santrforu ise yeni yapılanma lafı sadece lafta kalıyordu.

Sonuç bünye yeni organlar istemiyordu ben kendime yeterim diyordu dışarıdan her gelen organ 6 ay içinde çürüğe çıkıyordu. Kalli sezonu tamamlayamadı buna rağmen şampiyonluk kazanıldı ve Polat,Sezgin yetenekli fakat şanssız oyuncular daha fazla kredi kazandırlar buda Fenerbahçe tarafından yapılan ikinci büyük kötülük olarak tarihe geçti.

Çok geçmeden acı gerçek kendini gösterdi önce şampiyonlar ligi treni kaçtı sonra olur böyle şeyler denerek avutulduk. Çok geçmeden işler rayından çıktı ve Skibbe kovuldu sonrası malum Rijkaard ve sonrası ile ilgili bir şey yazmak istemiyorum.

Bu süreçler ilginç Saftig dahil hepsinde baş aktör Polat ve Sezgin bu kadar tesadüf olabilir mi bu kadar tesadüf çok fazla benim bu kadarını kaldırabilmem mümkün değil .

Ne olacaksa artık olması lazım daha kötüsü olacaksa da olmalı tamamen dibe vurmadan çıkılacak bir durumumuz yok bu insanlardan kurtulmak için küme düşmemiz gerekirse de bundan kaçınılmamalı 10 yıldır kangreni kesemediğimiz için bugüne gelindi artık gerçek anlamda radikal önlemler alınmalı yoksa günü kurtara kurtara denizi bitirdik artık sözün bittiği yerdeyiz.

Muhsin MORDENİZ

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar