PostHeaderIcon Hamalsızlık

Malumunuz, hamal (taşıyıcı) çarşıda, pazarda, ev nakliyelerinde vücut gücünü kullanarak işlerini icra eden emekçi insanlardır.

İşin ve sektörün içeeriği ne olursa olsun, teknoloji hangi seviyede olursa olsun, iş-vücut-kaba güç her zaman gereksinim duyulacak bir aracıdır ve her daim de böyle olacaktır. Gerek bir arı kovanında, gerekse bir otomotiv servisinde, gerekse ekmek fırınlarında… teknoloji, yapay zeka, üstün nitelikler ne kadar ileri seviyede olursa olsun, en ilkel tabiriyle “kas gücüne-kaba güce” ihtiyaç bakidir her daim.

Ufak bir mazi turu yapalım o meşhur 4 yılımıza ve tabii ki o meşhur 4 yılın evveline… Hiç futboldan anlamayan bir insanı bile Galatasarayımızın o 4-5-6 yılda oynadığı futbolu izlemek üzere stada götürdüğünüzde ve ya televizyon başına geçirdiğinizde, en ham hali ile yapacağı 3-5 yorumdan bir tanesi de “yaa şu çocuklara bak formaları sırılsıklam oldu oraya buraya koşmaktan” olacaktır.

Emre-Okan-Suat-Hasan-H. Şükür-Bülent-Fatih… o meşhur 4 yıllık arı kovanının içindeki, işçi arılar. Bir arı kovanının sahibinin (kraliçe) kalitesi, işçi arıların kalitesi ile eş orantılıdır. Dünyanın en zeki kraliçe arısı (Hagi) bile olsanız, işçileriniz gerekli özveriyi göstermiyorlarsa, size kraliçeliğinizin hazzını (Hagi’nin futbol zekası) yaşama ve yaşatma (seyir zevki, resitaller) hakkını kimse vermez, o ortam sağlanamaz. İşçi ve kraliçe arı iş birliğinden sonra da o kovan, güvenlik ve beraberlik açısından en sağlam kovan olma hakkına kavuşmuştur.

Karşı takıma, daha kendi ceza alanlarından çıkmadan baskı uygulandığından, ondan sonra iyice dermansız olarak orta sahamıza gelseler bile, geldikten sonra 3 tane dinamo bücür ile karşılaşan rakip, bizim ceza sahamıza girse bile orada da 2-3 hamleden sonra, kalecimize kadar gelen top kulak memesi kıvamında oluyordu. Bu kadar işçinin ve iş gücünün yanında da on numara resitalleri izleme fırsatı buluyorduk.

Bugün Galatasarayımız hamalsızdır, işçisizdir.

Ne rakip bizim kale önümüze gelirken direniş işçilerimiz var, ne de biz rakip kale önüne giderken hamal işçilerimiz var; hiçbirisi yok.
Çok kabaca bir örnek ile; mesela yapılan 40 pasın 15 tanesi Servet (isim önemli değil; savunma bölgesindeki herhangi bir isim olabilir) ve Jo arasında ise ve bu pas da DİREKT ise, burada oturup düşünmek lazım.

Nehirin bir yakasından diğer yakasına topu “fırlatmak” yerine, acilen emekçi, o köprü üzerinde, geriden ileriye topu taşıyacak hamallara ihtiyacımız var.
İstediğiniz kadar bir holdinge yıldız beyinler ithal edin, holding binasında özverili işçiniz yok ise, o yıldız beyinler beyin olmaktan çıkıp sadece 2 bacak üzerinde ve omuzların üzerinde taşınan bir kafa olmaktan öteye gidemeyecektir.

Saygılar…
GS Ruhu…

Yorum yazın

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar