Kasım, 2010 için Arşiv

PostHeaderIcon YETER ARTIK


Bilmiyorum maç analizi yapsam mı, yapmasam mı diye tereddüt içerisindeyim.. Ama hiç yapasımda gelmiyor.. Çünkü öyle bir durumdayız ki, hani beterin beteri diyorlar ya.. İşte tamda o durumun içerisindeyiz.. Zihniyetsiz yönetim, kazmalarla dolu kıt kafalı futbolcular…Kimleri sayacağımıda bilmiyorum artık..

HAGI ve TUGAY ile birlikte futbolcular olarak Neill, Cana, Pino, Baros, Arda ve Kewell dışında takımda hiç kimse GALATASARAY forması altında mücadele verdiğinin farkında değiller.. Aslına bakarsak bu futbolcular dışında diğer futbolcularada o kadar fazla yüklenmemek gerekir.. Çünkü bu futbolcuların futbol bilgileri, teknikleri, akılları bu kadar.. Bundan daha iyisini veremezler.. Koskoca UEFA ve SÜPER Kupası sahibi GALATASARAY’ı ne durumlara düşürdüler..Bunların baş sorumlusuda YÖNETİMDİR…

Başta yönetimin istifa etmesi ve yeni gelen yönetimle beraber bu takımın temizlenmesidir kurtuluş yolu.. Başkada çaresi yoktur.. Bu yönetimin kalmaya devam ettiği her saniye dahada rezil durumlara düşeceğimiz besbelli görünüyor..

Sezon başında HALDUN ÜSTÜNEL’i harcamaları, KEITA ve M.TOPAL gibi futbolcuları nedensiz bir şekilde satmaları ve yaptıkları komik transferlerle takımın daha sezon başında bu durumlara düşeceğinin habercisiydi zaten.. Bu yönetim takımın başında olduğu sürece başarının gelmesi imkansız ve aynen bu rezil durumda devam edeceğimiz su götürmez bir gerçektir..

Gururunuz ve onurunuz varsa bir an önce çekip gitmelisiniz ve bu takımın önünü açmalısınız…İstemiyoruz sizi..


HAGI ve TUGAY’ı Kimselere Yedirmeyiz

Feldkamp, Cevat Güler, Skibbe, Bülent Korkmaz, Rijkaard ve Hagi – Tugay…

Bu teknik direktörler Adnan Polat yönetiminde gelip giden teknik direktörler.. Ama ne tesadüftür ki, her başarısızlıkta kellesi alınanlar sürekli teknik direktörlerimiz oldu.. Hiç bir zaman kendilerinde suç bulmadılar, bulamadılar… Halbuki tek suçlular, takımın bu rezil durumda olmasındaki en büyük sorumlular kendileriydi…Takıma son getirilen teknik heyet ise Hagi ve Tugay ikilisi olmuştu.. Ama bu saatten sonra artık tüm güvenimizi sarsan, yıllardır sürekli teknik direktörleri gönderen ama hiç birşey değişmeyen bu takımda baş sorumluların yönetim olduğunu hepimiz biliyoruz..

Hagi ve Tugay ikilisinide kurban vermeyiz, kimselere yedirmeyiz.. Bu takımdan en başta gitmesi gereken yönetimdir.. HAGI ve TUGAY değildir…

Bu takımda Neill, Cana, Pino, Arda, Kewell ve Baros dışında hiçbir futbolcu kalmayı hak etmiyor.. ( Kewell ilede yaşı itibariyle artık sezon sonu yolların ayrılması gerekiyor )..

Hagi ve Tugay ikilisi artık baş başa verip gelecek yılın takımını oluşturmalı ve savaşan, bu formaya layık olan, GALATASARAY formasının büyüklüğünü ve değerini bilen, genç ve aç futbolcuların bulunduğu bir takım oluşturmalılar..Biz bu ikiliye güveniyoruz ve sonuna kadar arkalarındayız.. Kimselerede yedirmeyiz..

Saygı ve Sevgilerimle Faruk Tan

PostHeaderIcon Ah birde Gol olsa …!!!

Krizde olduğumuz bu dönemde ve puan cetvelinde bulunduğumuz konum itibariyle Kayseri’de oynayacağımız maç her maç gibi çok önemliydi tabikide..

Kayseri’de kazanıp hem rakibimizi yenerek puansal olarak yaklaşmayı hedeflerken, hemde son haftalardaki bu kriz içerisindeki takımın azıcıkta olsa bir nefes alacağı bir karşılaşmaydı…

Maça beklentilerin aksine önde basarak ve rakibi çıkarmamaya çalışan bir oyun düzeniyle başladık.. İlk yarıda bu oyun düzenini başarıyla uyguladık.. Birkaç pozisyonda verdik ama yakaladığımız çok uygun pozisyonları gole çeviremedik ve ilk yarı başladığı gibi ama üstün olduğumuz bir şekilde bitti.. Özellikle Elano’nun bomboş kaleye yarım metreden topu yuvarlayamaması, Pino’nun bomboş pozisyonda topu ıskalaması, Elano’nun kornerden vuruşunun direkten dönmesi ve şansın yanımızda olmayışı ilk yarıyı böyle kapatmamıza neden oldu.. Tabi bide hakem faktörünü atlamamak gerek. İlk yarıda Elano’ya yapılan %1000000000′lik penaltıyı görmezden gelerek her zamanki gibi bu maçtada hakem kurbanı oluyorduk malesef…

2.yarıyada istediğimiz gibi baskılı ve önde basarak başladık.. İlk yarıdaki gibi olmasada girdiğimiz birkaç uygun pozisyonu gole çeviremedik.. Barış’ın direkten dönen topu çok şanssız olduğumuz dakikalardan biriydi.. Hagi’nin yaptığı oyuncu değişiklikleri hataları ile maçtaki üstünlüğümüzüde kaybederek Kayseri’nin oyuna dengeyi getirmesini sağladık..

Sabri ve Pino’nun oyundan çıkmaları son derece hatalı kararlardı.. Bu ikilinin yerlerine Kewell ve Elano’nun çıkması gerekebilirdi.. Maç başladığı gibi golsüz sona erince puan kayıplarına bir yenisini daha ekliyor ve puan cetvelindeki o utanç verici yerimizde saymaya devam ediyorduk..



Aslında bu maçta ortaya koyduğumuz performans son haftaların en iyi performansıydı ama topu kaleye sokma sıkıntımız devam ediyordu.. Bu mücadele ve oyunun üzerine alınacak bir galibiyet bizi azda olsa nefeslendirecek ve üst sıralara tırmanma sürecine belkide gireceğimiz maç olacaktı.. Maçın ardından Hagi’ninde yapmış olduğu açıklamalardan yola çıkarak ” Oynanan oyun ve mücadeleden memnunduk ama alınan skor elbetteki yine hayal kırıklığıydı.”

Zaten elde olan bu oyuncuların kapasiteleri bundanda fazlasını oynayacak yetenek ve kalitede değiller.. Takımda ciddi bir operasyonun olması şartken, bazı oyuncuların iyi niyetleriyle terlerinin son damlasına kadar mücadele etmesi ve ellerinden geleni yapması elbetteki  bizleri memnun eden bir diğer unsurdu.. Mesela Ali Turan ve Barıs Özbek gibi oyuncuların bundan daha iyisini vermelerini bekleyemeyiz..Her ne kadar teknik kapasiteleri yeterli olmasada bu oyuncular ellerinden geldikleri kadar mücadele eden ve savaşan futbolcular.. Bu oyuncuların takımda kalmaları takıma zarar vermez ama takıma zarar veren oyuncularda var…Bu isimleri muhakkak hepimiz tahmin edebiliyoruz elbette…

Son olarakta ;

Hagi’nin bu yılı kurtarma hedefi yok zaten.. Çıkarabildiği en yüksek noktaya takımı çıkarıp gelecek yılın takımını oluşturma hedefi olduğunu biliyoruz.. En azından elde kalan tek umut olan Türkiye Kupasında şampiyonluğa ulaşıp hiç olmazsa yılın tek tesellisini alma düşünceside var hepimizde.. Takımda devre arasından itibaren başlayıp yaz transfer döneminde devam edilecek operasyonda en az 10 futbolcu ile yolları ayırmalı ve genç yetenekler ile takımı kurmalıyız..

Para için değilde forması için savaşan, Galatasaray formasına layık futbolcular ile takviye edecektir kadroyu Gheorghe Hagi ve Tugay Kerimoglu ikilisi..


Saygılarımla Faruk Tan

PostHeaderIcon ASIL MESELE TAKIM OLABİLMEK

Haftalardır aynı şeyleri izliyoruz, yazıyoruz biz bundan sıkıldık ama görüyoruz ki takım aynı oyunu oynamaktan bıkmamış. Hatta o kadar sevmişler ki bu oyunun sürekli tekrar ediyorlar tıpkı çok tutulan filmlerin sürekli çeline devam filmleri gibi lakin arada ufak bir fark var bizim ilk filmde gişede çakıldı hele devamlar hiç çekilecek gibi değil bildiğin kahır kıvamında işkence niyetine sabah akşam birer doz al bir haftaya cenaze namazına gün alırsın.
Büyük ihtimalle dün akşamki oyun için Fenerbahçe maçı sonrası yapılan aldatıcı yorumlar yapılacaktır yada umutlanmak isteyenler için umut kapısı niyetine olumlu bir ışık olarak görülecektir. Burada bir tespiti yapalım evet kadromuz çok kaliteli değil genelde bonservisi olmayan, ikinci ligden gelen veya küme düşen takımlardan gelen oyuncularla oluşturulmuş bir yerli rotasyonuna sahibiz fakat bu kadro bile oynayabileceğinin yarısını oynuyor bunun nedeni takım içi dayanışma olmadığı gibi gruplaşma olmasıdır. Sonuç olarak birbirini sevmeyen veya sevmeme noktasına gelmiş bir takımdan sahada kolektif bir uyum beklemek fazlaca iyi niyetli bir beklenti olur. Üstelik ligde zirveye oynayan Kayseri takımını dün bir kez daha gördük ki bu ligde çok iyi futbol oynanmıyor böyle bir takımdan puan olarak bu kadar geride olmak bile çok büyük bir beceriksizlik ister bunun için takımı ayrıca tebrik etmek lazım.
Maça dönersek takım Hagi geldiğinden beri alışılagelmiş biçimde maça iyi hazırlanıp maça da iyi başladı. Takım mental olarak genelde maçlara iyi hazırlandığı için bu tablo şaşırtıcı değil buna rakibinde kadro ve oyun olarak fazlaca abartılması eklenince oyun genel beklentinin aksine Galatasaray hakimiyetinde geçti. Yakalanan pozisyonlarda beceriksizlik, öz güven eksikliği birazda zeminin azizliği etkili olunca akıl almaz goller kaçtı. Kayseri maç boyunca net sayılabilecek tek pozisyon yakaladı diğerleri genelde uzaktan deneme şutları oldu burada kaleci Ufuk başarılı oldu savunmada da rakibe asist yapan bir oyuncu çıkmayınca golsüz eşitlik bozulmadı.
Maçta göze çarpan sorun hücumda çoğalamamak ve önde Kewell haricinde top tutabilen oyuncu olmaması olarak göze çarpıyor maalesef bu sorun Arda dönene kadar sürecek buna Pino’nun oyundan alınmasıyla topla mesafe kat edebilen oyuncunun da kalmaması eklenince maçın son bölümünde beklenen üretkenlik sağlanamadı.
Takım genel anlamda mücadele etti ve oyun olarak tatmin edici bir seviyede göründü ama bu aldatıcı olacak zira asıl test edilmesi gereken nokta skor olarak geriye düştüğümüz anlarda göstereceğimiz tepki olmalıydı. Trabzon ve Manisa maçlarında gol yiyene kadar zaten aynı oyun oynandı fakat golleri yedikten sonra ayağa kalkacak psikolojik güve sahip değiliz bu tablo dün gol yemiş olsak değişmeyebilirdi. Teknik olarak maçlara çok iyi hazırlanıp iyi başladığımız bir gerçek buda maç önü hazırlığını iyi yapan bir hocamız olduğu gerçeğini ortaya koyuyor ancak aynı tablo maçların ilk saatinden sonrası için geçerli değil. Hagi göreve geldiğinden beri bütün oyuncu değişikleri rakibe ilaç gibi geliyor işleyen bir düzeni bozup takımı hücum edemez hale getiriyor. Rakipler tam sıkışmışken acil durumlarda camı kırınız misali imdada Hagi yetişiyor dün akşamda aynı tablo izlendi Mehmet dışında girenlerin bu maçta yeri yoktu üstelik Mehmet girdiğinde iş yapabilmesi en muhtemel adamı oyundan alması da takımın öne gitmesini engelledi ve rakibin nefes almasını sağladı. Sürekli tek oyuncu ile hücum etmek hiçte akıllıca değil son yıllarda tek forvet genelde sıkça başvurulan bir sistem ama bundaki asıl niyet böylece daha fazla yaratıcı oyuncuyu aynı anda oynatmak oluyor bizde ise daha defansif bir kadro için bir kaçış fırsatı olarak algılanıyor. Bizde benzer sistemde önde tek oyuncu kullanıp arkalarını 3-4 yaratıcı oyuncu ile doldurabilecekken burada kullandığımız oyuncuları kalede uzak tutarak forveti yalnızlığa mahkum ediyoruz sonuç olarak Pino dört savunmacı ile baş başa kalıp ilk fırsatta şut atmaya mahkum ediliyor. Dün bu tabloyu sıkça gördük hatta öyle anlar oldu ki Pino sola deplase olup çizgiye indiğinde ceza sahasında sadece Elano vardı yaptığı orta doğal olarak hedefe ulaşmadı bu tablo defalarca tekrarlandı ama buna çözüm bulunamadı.
Zirve artık biraz daha uzak açıkçası hedef zirveye çıkmak mı ondan da emin değilim takım, yönetim ve camia çoktan havlu atmış durumda yıllardır sert muhalefet yapanlar bile son günlerde yaşanan olaylara seyirci kalmakta başkan lütfedip maça gelmiş ama ortada icraat yok, oyuncular artık durumu gizleme ihtiyacı duymuyor olacaklar ki saha içinde kavga etme noktasına geliyorlar. Bu tablo içinde umutlanmak için neden yok aslında takım Hagi ile beş maçını kazansa şimdi zirve adayı oluyordu demek ki kaybedilen bir şey yok evet ne ilginç bir durum değil mi hala bitmiş bir şey yok tek gerekli olan şey istikrarlı bir şekilde maç kazanabilen takım bu mümkün mü Galatasaray söz konusu asla umut bitmez diyeceğim de içimden yüksek bir ses çok zor be arkadaş diyor.
Biz gene bir umutla bir dahaki maçı bekleyeceğiz bir umut işte güzel şeyler görmek istiyorum ki güzel şeyler yazayım çok mu fazla şey istiyorum acaba sabaha kadar beynimi kurcaladı bu soru bence çok değil olağan bir istek bekleyip göreceğiz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Son 3 yılki kötü gidişin suçlusu bulundu: Misimoviç kadro dışı!

Sezon başından beri Rijkaardile bir türlü ileri gidemeyen ve gidemeyecek olan takımımıza müdahale yapılmış ve Rijkaard gönderilip George Hagi takımın başına getirilmişti.

Futbolculuğu ile taraftarın gönlünde özel bir yeri olan Hagi hırslı ve disiplinli kişiliği ile takıma farklı bir hava katabilirdi. Bu doğrultu da taraftar Hagi’ye destek oldu ve olmaya da devam ediyor.

Ancak bu arada Rijkaard’ın gönderilmesinde bilindiği gibi kötü sonuçlar başrol oynamıştı. Bu kötü sonuçlarda da Servet çoğunlukla başroldeydi. Ve Rijkaard’ın kendisine güvenmediğini belirtip ‘Bana güvenilen her ortamda başarılı olurum!’ diye iddialı bir beyanat verip amiyane tabirle hocasına sallamıştı.

Rijkaard gitti Hagi geldi. Hagi her maçta hatalarına rağmen Servet’e güvendi, forma verdi. Bunun karşılığında da Servet her maçta takımı yakmaya devam etti.

Hagi’nin gelişinden sonra en azından şu ortaya çıktı. Bu takımda kimse takımı yada hocayı sabote etmiyor. Çünkü bunu yapacak kadar bile güçleri yok. Herkes tel tel dökülüyor. Rijkaard’la kötüydüler. Hagi’yle de kötüler. Rijkaard’ı sevmedikleri için oynamıyorlar yorumları da otomatikman anlamını yitirdi.

Takımın kötü olmasının yanında 3 yıldır sakatlıkalr da bir türlü bitmiyor. Demeki bir türlü bilimsel çalışılmıyor sezon başlarında. Sürekli sakatlıkalr yaşanıyor. Ya fazla yüklenme var ya da oyuncular tüm sezonun ağırlığını kaldıracak düzeyde değiller. Sakatlanan aylarca geir gelmiyor. Sağolsun yönetimde onların yerine adam gibi oyuncular almıyor. Olan taraftara oluyor.

Yönetim demişken 5.lik ve 3.lükle geçen son 2 sezonun ardından bu sezon Türk Telekom Arena’ya iyi bir kadro ile gidip şampiyonluk yaşamak isteyen yönetim görünen o ki geçtiğimiz sezonları bile arayacak bu yıl sonunda. Ama kötü gidişe dur demek için aksiyon almaya başladılar !?!

Gülmeyin önce Rijkaard’ı kovdular. Şimdi de son 3 sezondaki kötü gidişin baş sorumlusu olarak tespit ettikleri Misimoviç’i kadro dışı bıraktılar. Fazla sürmez Kayseri mağlubiyetinden sonra taraftarı da kadro dışı bırakırlar. Üstüne Beşiktaş’a da kaybedersek Allah’ın izniyle Adnan Sezgin de kovulur. Devre arasına kadar bir mağlubiyet daha gelirse başarısızlıklar imparatoru Adnan Polat da istifa eder. Böylece Türk Telekom Arena’ya da Galatasaray’ı başarıya taşıyacak yeni bir yönetim, camianın desteklediği yeni bir başkan ile gideriz.

Adnan Polat yönetimi Galatasaray Spor Kulübü’nün gelmiş geçmiş en kötü ve en başarısız yönetimidir. Ne kendi içlerinde bir tutarlılıkları var ne de dışarda herhangi bir alanda sportif başarıları var.

Stadı yaptık diyorlar, 29 Ekim’de açılacak demişlerdi, şimdi 15 Ocak’a ertelendi. Hala açılışı yapacak düzgün bir takım bulamadılar. Çünkü bunu sezon başlamadan organize edecek bir beyin yok ekibin içinde. Sezon ortasında hangi büyük takımla maç organize edebilirsiniz ki? Sadece Türkiye’de plansız programsız iş yapılır. Avrupalı da bu yüzden zaten bizi Avrupa Birliği’ne almıyor ya.

Gelelim şirket birleşmesine. Başkan tek hedefim şirketleri birleştirmek demişti. Geçen gün 2.başkan Helvacı çıktı ‘şirketleri tek başına ben birleştirdim’ dedi. ‘Rahmetli Başkan Canaydın bana görev vermişti, ben de görevimi yaptım’ dedi. Kim yaptı şimdi bu işi? Galatasaray kulübü mü? Başkan Adnan Polat önderliğinde yönetim kurulu mu? Yoksa Brütüs Helvacı mı?

Geçen yılki basketbol rezaletini unutan var mı aranızda? Avrupa’da sezon öncesi hazırlık kampında oynanan bir antreman maçında cezalı oyuncuyu (Cemal Nalga) tüm Türkiye’nin tanıdığı Tufan Ersöz’ün yerine oynattılar. Kime karşı oynattılar? Avrupa’da koçluk yapan, müsait olduğunda da Türkiye’deki basketbol maçlarına yorumcu olarak katılan Türkiye’nin yetiştirdiği ender basketbol adamlarından biri olan Murat Didin’in takımına karşı oynarken yaptılar. Küme düşmekten son anda kurtulduk. Bu arada Tufan da 2 yılı sakat geçirdikten sonra şimdi Edirne’ye transfer oldu. İyileşti oynuyor. Kız takımında da bayrak oyuncumuz Işıl Alben sakatlanmıştı o da henüz yeni yeni sahalara dönüyor.

İster uğursuzluk deyin ister başka bir şey. Ancak Adnan Polat geldiğinden beri takımın üzerinden sakatlık belası hiç eksilmiyor. Gördüğünüz üzere bu yalnızca futbolla da sınırlı değil.

Sportif anlamdaki durumdan bahsetmeye gerek yok sanırım. Ligde bir sezon beşinci bir sezon üçüncü olduk. Bayram yaptılar, gelişme gösterdik diye.

Hatırlayın son UEFA Kupası finali Kadıköy’de oynanacaktı. Takım ligde sallanarak ilerliyordu ama kupada yoluna tam gaz devam ediyordu. Kupanın favorilerinden biri olarak gösteriliyordu. Taraftar, futbolcu tüm camia UEFA finaline odaklanmıştı. Adnan Polat baktı oalcak gibi değil, böyle giderse bir ikinci UEFA Kupası gelebilir. Bunan hamisi Aziz Yıldırım Başkan çok bozulabilir. Hemen takımdaki en güvenilir stoper olan Meira’yı sattı. Çıktığımız ilk maçta elendik. Çünkü elimizde stoper kalmamıştı. sol bek Hakan Balta ile sol açık Harry Kewell’ı stoper oynatmak zorunda kaldık.

Geçen sene de aynı film vardı sahnede. Bu sefer ligde en çok gol atan oyuncumuz olan Nonda’yı sattı başkan. Onun yerine de başka adam yok gibi Avrupa’da oynayamacak olan Jo Alves’i kiraladı. Jo futbol olarak bir şey veremedi takıma, zaten sadece ligde oynuyordu. Onlarda da gecelerde boy gösterdiği için beklenen performans ı veremedi. Geldiği gibi gitti, alemleri dillere destan kaldı.

Transfer yanlışlarına hiç girmiyorum. Sadece 2 örnek vereceğim. Şampiyonlar Ligi’nde seri başıyken ve bugüne kadar oynadığı tüm eleme maçlarında mağlubiyet yüzü bile görmemişken Adnan Polat önderliğinde Steaua Bükreş’e yenilerek elendik. Takımın santforu yoktu. Elenip UEFA’ya düştük. Büyük başkan gidip Milan Baros’u aldı. 3 kuruş tasarruf edeceğim diye uzatılan pazarlık neticesinde şampiyonlar ligi milyonlar gitti, milyon dolarlar gitti.

Ders alırlar sandık, yanılmışız. Bu sene de beğenmediğimiz Avrupa Ligi ön elmesinden elendik transferin son günü gidip dünya para verip Misimoviç’i aldılar, Liverpool’dan Insua’yı kiraladılar.

Dikkat buyurun bu iki isim takıma en son katılan isimler. Gözbebeğimiz Hagi son Manisa mağlubiyetinden sonra çıktı kiralık oyuncu istemiyorum dedi, Insua’yı bombaladı.

Yetmedi dün de Misimoviç’i kadro dışı bırakıp A2′ye yolladılar. Hagi’yi gördüğümde kesin soracağım. Kaç maç, kaç dakika şans verdin? Hangi pozisyonda oynattın?

Son 3 yıldır her gün ama her gün daha geriye gitti Galatasaray futbol takımı da spor kulübü de.

Ortada çok ciddi bir başarısızlık var. Tartışmasız. Bunda bu iki oyuncunun payı ne kadardır sizce?

Vurulacak ilk neşter acaba bunlara mı olmalıydı yoksa Servet gibi, Ayhan gibi yıllardır alıp da hiç bir şey vermeyenlere mi olmalıydı?

Rijkaard gitti sıra Adnanlar’da demiştim. Onlar kaldıkça hiç bir şey değişmez demiştim.

Bekledim. 4 maç geçti. 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldık ligde. 3 maçta gol bile atamadık. Son Manisaspor maçında ise gol pozisyonuna bile giremedik, rakip kalede tehlike bile yaratamadık.

Bu takımın toparlanabilmesi için mutlak suretle yeni bir başkan, yeni bir yönetim, yeni bir kadro gerekli. Adnan Polat kalırsa ligi ilk 5′te bile bitiremeyiz bu sene. Herkes kendini buna hazırlasın. Kimse Adnan Polat’ın ve yönetimdekilerin Galatasaray sevgisine Galatasaraylılığına bir şey diyemez. Onların bu kulübe hizmet etme ısrarları da bir noktaya kadar kabul eidlebilir. Ancak olmuyorsa olmuyordur.

Unutulmasın ki böyle durumlarda İSTİFA DA BİR HİZMETTİR.

Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/662/27/

PostHeaderIcon HESAP LÜTFEN !

Maçın yorumu yok, sezonun özrü yok, söyleyecek söz de kalmadı. Saftig döneminde üst üste üç maç kaybedildiğinde böyle bir ruh haline girdiğimi hatırlıyorum öyle ki ikinci Terim döneminde ve Skibbe-Korkmaz sezonunda bile o ruh haline dönüşmemiş biri için dün akşam oldukça zor bir dönem oldu.

Maçın sıcaklığında bir şey yazmak içimden gelmedi öyle ki hala kendime gelemedim. Son 10 yılda Galatasaray layık olmadığı şekilde ve layık olmayan insanlar tarafından yönetiliyor bu durum millet olarak başarılı olanı yakalamak değil onu aşağıya çekmek üzerine kurulmuş geleneksel tavrımızın da tezahürüdür. Sonunda başarıldı 10 yılda Avrupa’nın zirvesinden ligin diplerine gelindi. Bu süreçte başarıyla görev yapan başkan ve yönetim kurulu üyelerini yeni stadın açılışında bir tören eşliğinde ödüllendirmek lazım zira Avrupai yönetilip büyük başarılar kazanan kulüp tekrar geriye dönüp ülke futbolu açısından büyük bir hizmet yapmış oldular.

Yıllardır eşliğinde uyutulduğumuz masal umarım dün akşam nihayete ermiştir. Sürekli bizim çocuklar aslında çok yetenekli ama şans yanımızda değil lafları artık bahane olmamalı. Yıllardır görülüyor ki aslında bu çocuklar yetenekli falan değil bu iş iman gücü ile gazla da olmuyor yetenek yoksa sonuç böyle olur kendimizi kandırmaktan vazgeçelim.

Bugüne nasıl gelindi sorusu anlamsızlaşsa da aslında günün sorusu bu olmalı zira yıllardır bu teşhis yanlış konulduğundan dolayı sonunda hasta masada kaldı. Öncelikle hep yanlış yola girdik sonra çıkmak için daha da yanlış yola girdik sonuç ortada.

Canaydın 10 yılda 7 şampiyonluk parolasıyla yola çıktı şampiyon takımın kiralık ve 2 şanslarını kullanmaya çalışan oyuncularıyla hocasını göndererek yola çıktı. Burada teşhis çok yanlış değildi ama tedavi sürecinde ciddi hatalar yapıldı. Terim ilk geldiğinde olduğu kadar formda değildi , öğrenmeye açık değildi üstelik bu süreçte kazandıkları ona ego,sinir ve kibir olarak geri dönmüştü. Takım her şeyi sıfırlamak yerine geçici çözümlerle yola çıkarılmak istendi ilk yıl sonuçlar çok kötü değildi ama ters giden bir şeyler olduğu da açıkça gözüküyordu sonuç olarak Lucescu yönetimden hem şampiyonluğu hem de rövanşı almış oldu. Sonraki yıl halimiz içler acısıydı acı gerçekle yüzleşme vakti gelmişti bu takımla olmayacağı geç ve acı son ile anlaşıldı efsane Terim gitti ama hesap kapanmadı vücutta tümör büyümeye başlamak için kendini gizlemişti.

Hagi geldi takım sezonu tamamlandı sonraki yıl birkaç pansuman ile yola çıkıldı başlangıçta işler kötü gitmedi ama finali kötü yaptık bu arada idari anlamda görev değişimi oldu Ergun Gürsoy futbol yönetimini başkan danışmanı olan ve sportif direktörlüğe getirilen Bülent Tulun’a devretti. İlk icraatı yeni hoca oldu bu süreç içinde uyumsuzluklar yaşandı ve kaybeden Galatasaray oldu zira son haftalara şampiyonluk iddiasıyla girilmişken yaşanan Tulun-Hagi gerilimi sonucunda takım şampiyonlar ligi hedefini dahi yakalayamadı ve elde teselli ödülü olarak Türkiye kupası kaldı.

Tulun adamı Gerets’i getirdi ama elde pek imkan yoktu sonuçta eski takım ile yola devam edilecekti tek ümit devre arasıonda alınan Fransız genç yetenek Franck Ribery olacarak gözüküyordu ki….

Acı haber tez duyuldu sonra da yüzleşme gerçekleşti. Genç Fransız ülkesine kaçmıştı nedeni biliniyordu ama duyulmak istenmiyordu bilmem kaç yüz bin euro alacağını ödememiştik bu bilindik bir durum olduğundan çok üstüne düşülmedi zira kulüp yıllardır bu şekilde bir alaturkalıkla idare ediliyordu. O gün birkaç yüz bin kar ettikleri düşünenlerin yıllar sonra yüz milyonları çöpe attıkları ortaya çıktı peki değişen ne oldu tabi ki hiçbir şey zira aynı şahıslar hala gazete ve televizyonlarda itibar görüp fikirleri alınan kişiler olarak ortalıkta dolaşıyorlar kaybeden ise hep kasa oluyor.

Bu kaos ortamında kazanılan şampiyonluk ise Fenerbahçe tarafından Galatasaray kulübüne yapılmış en büyük kötülük olarak tarihe biraz geç de olsa geçecekti. Bu sarhoşluk çok daha pahalıya mal olacaktı. Bütün bu süreç gelişirken mart kongresinde efsane geri dönmüştü hakemleri koruma altına alan, derbi maçlarda yarı yarı olan tribünleri değiştiren üyük devrimci Adnan Polat geri dönmüştü asıl tehlike burada başladı ve vücuttaki iyi huylu tümör huysuzlanmaya başlamıştı hele son haftaki şampiyonluk iyice bunu tetikledi.

Polat yönetime girince haliyle can dostu, kader arkadaşı, sağ ve sol kolu Adnan Sezgin olmadan işler yürümezdi.

Bu Sezgin-Tulun çekişmesi sezon boyunca sürdü bir sezon da Sezgin için kurban edildi ama olsun yeter ki gönüller hoş tutulsun bu arada Bülent Tulun sütten çıkmış değil onu savunuyor değilim hatta bu kulübe yakışmadığını düşünüyorum ama mesele bu değil.

Ertesi yıl Adnan bey ikilisi iş başında ve bir as ile eli tamamlamalı gerekiyordu bu as 15 yıldır inzivaya çekilmiş bir futbol dahisiydi tıpkı 1992 yılında olduğu gibi işe aynı isimle başlayacaklardı sadakat ne güzel bir şey buna önem verenlere hep gıpta etmişimdir.

Efsane Polat başka bir efsane Kalli ile buluştu gönüller bir oldu kulüp gene ekmek kapısı oldu 70’lik ihtiyara. Yanlış anlaşılmasın Kalli zamanında çok büyük hocaydı hatta 2000 kadrosunun temelini atan adamdır dolayısıyla kulüp tarihinde eşsiz bir yeri vardır lakin oarada kalmasında fayda vardı tutup geri getirmek saçmaydı hele yeni bir takım kuracağız dedikten sonra 15 sene evvel takımın santrforu olan adam hala takımın santrforu ise yeni yapılanma lafı sadece lafta kalıyordu.

Sonuç bünye yeni organlar istemiyordu ben kendime yeterim diyordu dışarıdan her gelen organ 6 ay içinde çürüğe çıkıyordu. Kalli sezonu tamamlayamadı buna rağmen şampiyonluk kazanıldı ve Polat,Sezgin yetenekli fakat şanssız oyuncular daha fazla kredi kazandırlar buda Fenerbahçe tarafından yapılan ikinci büyük kötülük olarak tarihe geçti.

Çok geçmeden acı gerçek kendini gösterdi önce şampiyonlar ligi treni kaçtı sonra olur böyle şeyler denerek avutulduk. Çok geçmeden işler rayından çıktı ve Skibbe kovuldu sonrası malum Rijkaard ve sonrası ile ilgili bir şey yazmak istemiyorum.

Bu süreçler ilginç Saftig dahil hepsinde baş aktör Polat ve Sezgin bu kadar tesadüf olabilir mi bu kadar tesadüf çok fazla benim bu kadarını kaldırabilmem mümkün değil .

Ne olacaksa artık olması lazım daha kötüsü olacaksa da olmalı tamamen dibe vurmadan çıkılacak bir durumumuz yok bu insanlardan kurtulmak için küme düşmemiz gerekirse de bundan kaçınılmamalı 10 yıldır kangreni kesemediğimiz için bugüne gelindi artık gerçek anlamda radikal önlemler alınmalı yoksa günü kurtara kurtara denizi bitirdik artık sözün bittiği yerdeyiz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Bayram gelmiş neyime, Kan damlar yüreğime !!!

Bravo yönetim, gerçekten bravo..

Bizi kazmalarla dolu bir kadroya mahkum ettiğinize mi yanalım, futbolcuya dayalı düzeni bozamadığınıza mı yanalım, ruhsuz futbolcu getirdiğinize mi yanalım, yoksa sizin saçma sapan işlerinize mi yanalım…

Ama kesin bir durum var ki ;

Galatasaray tarihinin en kötü yönetimi oldunuz ve 105 yılı başarılarla dolu, avrupa kulüplerinin korkuyla baktığı takımı rezil duruma düşürdünüz… Yeter değil mi bu kadar, yeter değil mi bu rezillikler.. Neyi bekliyorsunuz hala.. Çekip gitsenize buralardan..

Maçın analizini yapmaya hiç niyetim yok, hiç gerekte yok… Çünkü görünen köy klavuz istemiyor.. Herkes takımın ne durumda olduğunu görüyor..

Yıllardır her başarısızlıkta teknik direktörler değiştirildi.. Her zaman kellesi istenenler teknik direktörler oldu.. Ama akıllı biri çıkıp hata yönetimde diyemedi..

Biz taraftarlarda hep bunları yedik, bizlerde teknik direktörleri hatalı olarak gördük.. Ama şu anda öyle bir şekilde görülüyor ki başından beri hatalı olanlar hala takımın başındalar vede içerisindeler..

Yazık değil miydi Skibbe’ye ?

Neden kurban edildi Bülent Korkmaz ?

Devrim diye getirip kovarcasına gönderdiğimiz Rijkaard’ın ne günahı vardı ?

Son kurbanda Hagi mi olacaktı ?

Ama artık bizler uyandık bu duruma, artık yemeyiz yönetimin bu tür zaman çalmalarını..

Hagi ve Tugay ikilisinide kimselere kurban ettirtmeyiz…

Savaşan Tek Oyuncumuz : Lorik Cana


Sahada hemen hemen bütün futbolcular kaçak dövüşürken, bu durumu kabullenmeyen ve herşeyiyle savaşan tek futbolcu vardı sahada.. Ama bu iş tek futbolcuyla olacak iş değildi…Bu kişide LORIK CANA’dan başkası değildi..Neill’ide sayabiliriz Cana ile birlikte…

Tribünlerin hep beraber ”LORIK LORIK CANAAAAAA” diye tempo tuttukları anda yaptı penaltıyı Cana.. Ama canı sağolsun dedik bizler Cana’ya… Sahadaki bütün futbolcular böyle savaşsada yenilsek, yinede bu kadar koymaz bizlere dedik hep beraber..

Ama kaçak dövüşçülerde o ruh yoktu, savaşma ruhu yoktu, maç bitsede gitsek havası vardı hepsinde..

Oyundan çıktığında oynanan oyundan ve takımın bu durumundan dolayı gözleri dolmuştu Cana’nın, bu kareyi gördükten sonra tüyleri diken diken olmayan, bu duruma duygulanmayan yoktu elbet Galatasaray’lı taraftarlar olarak..

Tek tek isim vermeyede gerek yok, çünkü görünen köy klavuz istemiyor.. Ligin henüz 12. haftasında liderin 13 puan gerisine düşmek ve 12 hafta sonrasında mağlubiyet sayımızın galibiyet sayımızdan fazla olduğunuda görecekmişiz demek ki… Takımdaki bunca kazma oyuncuyu görmek, takımı sabote edenleri görmek isyan ettirtiyor bizlere..

Yönetimi istemiyoruz, takımdaki bazı futbolcuları bu formayla görmek istemiyoruz..

Takımda Operasyon Şart..

Bu takımda bir temizleme yapmalı Hagi ve Tugay ikilisi.. Bunun sinyallerinide maçtan sonra yaptığı basın toplantısında verdi zaten.. Lige henüz 12.haftada havlu attık zaten.. Bundan sonra özellikle A2′ye daha çok önem verilip, çıkacak birkaç oyuncuyla birlikte gelecek yılın takımını oluşturmalı Hagi ve Tugay ikilisi..

Sonuna kadar arkanızdayız GHEORGHE HAGI & TUGAY KERIMOGLU…

I Love You Hagi !!!

I Love You Tugay !!!


Saygılarımla Faruk Tan

PostHeaderIcon EL PINO’dan Sevgilerle !!!


Öncelikle hafta sonu deplasmanda aldığımız Trabzonspor mağlubiyeti ve liderin 10 puan gerisine düşmemiz Denizlispor maçına daha farklı bakmamıza neden oldu..

Türkiye Kupası bu yıl bizim için büyük önem kazanmış durumda..Tabi her yıl önemli ama özellikle ligdeki gidişatın kötü olması nedeniyle bu yılın biraz daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.. Bu yüzden sahaya fazla rotasyon yapmadan çıktık.. Hedef mutak galibiyetten başka birşey değildi..

Maça kontrollü bir oyunla başladık.. Özellikle ilk yarıda çokta pozisyon vermedi Denizli takımı.. Golün dışında aklımızda kalan en önemli pozisyon Pino’nun müthiş hareketlerle getirdiği ve şutunun direkten döndüğü pozisyondu.. Elano’nun akıl ve zeka dolu golü bizi 1-0 öne geçirmişti.. Bunların dışında Insua’nın ortasında Kewell’ın kafa vuruşunun direğin dibinden dışarı gitmesi akıllarda kalan bir diğer pozisyondu.. İlk yarı böyle bitti..

2.yarıyada kontrollü bir oyunla başladık.. Dakikalar 66′yı gösterdiğinde Denizlispor’un köşe vuruşunda bulduğu gol skora dengeyi getirdi. 1-1.
Bu golün ardından toparlanan takımımız oyunu rakip alana yıktı.. Özellikle Emre Colak’ında oyuna girmesiyle dahada hareketlenen oyunda, Elano’nun şık pasını gole çeviren Pino’yla 2-1 öne geçtik.. Bu golden sonra direnci iyice kırılan Denizlispor’a karşı Emre Colak’ında iyi oyunuyla ve görerek açtığı ortayı Pino muazzam bir vuruşla gole çevirdi ve maçı 3-1 kazanarak Türkiye Kupası gruplarına iyi bir başlangıç yaptık…


YINE PINO… YINE PINO… YINE PINO…

Hagi’nin gelişiyle adeta kabuk değiştiren Pino son hafalardaki gibi dünde çok iyi bir performans ortaya koydu… 90 dakikada aldığı her topu olumlu kullanan, bencil bir görüntü sergilemeyen Pino 2 şık golle bu güzel oyununun meyvesinide almayı başardı..

Transferinin gerçekleştiği ilk günler yapılan yorumlar şöyleydi ;

” Müzmin sakat, disiplinsiz, devamlılığı olmayan ve çok bencil bir oyuncu…”

Gibi yorumlar yapılmıştı..

Ama şimdi görüyoruz ki, bu yorumları yapan herkesi utandırdı Pino..

Tebrikler Pino, Muhteşemsin..

Aynen Devam……


TAM BIR GÖREV ADAMI : LORIK CANA


Maç başlamadan önce Cana’yı stoperde gördüğümüzde hepimiz şaşırmıştık kuşkusuz.. Aslında daha önce oynadığı takımlarda ve Arnavutluk milli takımında birçok kez stoperde oynayan Cana bu mevkiiye yabancı değildi..

Hagi’nin bu konudaki düşüncesi, Neill’in olmadığı bir karşılaşmada stoper özellikleri olan, her topa ilk müdahaleyi yapan, rakibi döndürmeyen ve oyunu geriden kurma özelliği olan Cana’ya görev verdi stoperde..

Maç boyunca sıfır hata ile oynayan Cana, Hagi’nin bu güvenini de boşa çıkarmadı.. Geriden oyun kurdu, her topa ilk müdahaleyi kendisi yaptı, rakibe top bırakmadı..

Tabi rakibin Denizlispor olması nedeniyle Cana’nın çokta zorlanmadığı bir karşılaşma olduğu için çokta abartılacak birşeyin olmadığını söyleyenler olacaktır..

Devre arasında orta sahaya en az 2 tane kaliteli ve nokta transferin yapılması, Cana’nın stoperde daha fazla oynamasını sağlayabilir..

Benim bu konudaki düşüncem,

Rakibin her kim olursa olsun, Cana’nın toplara sürekli ilk hamleleri yapma düşüncesi, hava toplarında rakibe karşı büyük üstünlüğü, rakip forvetleri bıktıracak şekilde arkadan yapışması ve rakiplerin yüzünü kaleye döndürmemesi,  geriden oyun kurma becerisi ve fiziki durumdan daha iyi olacağını göz önüne alırsak, devre arasında orta sahaya yapılacak kaliteli takviyelerden sonra Cana’nın stoperde Neill ile birlikte oynaması daha iyi olacaktır..

Tebrikler Cana, bu performansını sürdürmen dileğiyle…

EMRE COLAK

Hagi’nin göreve gelmesiyle birlikte her karşılaşmada sonradan oyuna giren ve Hagi’nin büyük beklentisi olan, güvendiği bir isim Emre Colak…

Her maçta üstüne biraz daha koyarak giden bir performans gösteriyor Emre.. Dünkü oyunuylada sahada kaldığı kısa sürede neler yapacağını gösterdi yine..

Müthiş bir yeteneğinin olması ile birlikte fiziğinide geliştirmesi durumunda Türkiye’nin çok iyi bir futbolcuya daha kavuşacağını söyleyebiliriz..

Ama şımarmaması ve kendini bırakmaması gerekiyor kesinlikle..

Önümüzde bir Aydın Yılmaz örneği varken, Emre Colak’ı kaybedersek çok yazık eder kendine..

Hagi, Arda’yı parlattığı gibi Emre’yide parlatacağa benziyor.. Hem Hagi’ye, hemde Emre’ye bu konuda güvencim tam..

Saygılarımla Faruk Tan

PostHeaderIcon ” Servet ” Teptik


Hagi ile beraber çıktığımız 2 maçta başarılı sonuçlar alıp, üst düzey mücadele etmiştik.. Oyunun bazı bölümlerindede iyi bir oyun ortaya koyarak izleyenlere keyif veren bir performans ortaya koymuştuk.. Bu geçen 2 maçtan sonra deplasmanda oynayacağımız Trabzonspor maçındada umutlarımız yüksekti..Bursaspor ve Kayserispor’un puan kayıpları sonrasında Trabzonspor’uda yenip yukarılara tırmanmayı hedefliyorduk..

Maça, Kadıköy’de Fenerbahce’ye karşı oynadığımız sistemle başladık.. Bu sistemi Trabzon’dada başarıyla uygulayıp galibiyetle ayrılmayı planlıyorduk, ama evdeki hesap çarşıya uymadı..Rakibe sürekli orta sahada baskı yapıp nefes aldırmadık ama bizde oyunumuzu oynayamayarak pozisyona giremedik.. Bu oyun 2.yarıdada devam etti, hatta Trabzonspor üstümüze daha fazla gelmeye başladı..Bu sıralarda Hagi’nin yaptığı hatalı oyuncu değişikliğiyle orta saha üstünlüğünü Trabzonspor’a kaptırdık.. Cana’nın yerine Barıs oyuna girince orta sahadaki o üstünlüğümüzde kayboldu ne yazık ki..

Servet’in yaptığı büyük hata sonucunda 75.dakikada kalemizde golü görerek umutlarımız yok denecek kadar aza inmişti.. Bu dakikadan sonra çabalarımız sonuç vermeyince maçın son dakikalarında 1 gol daha yedik ve maçı 2-0 mağlup tamamladık..

Bu mağlubiyetle ligin henüz 11.haftasında aldığımız 5.mağlubiyetle lider Trabzonspor’un 10,  2.sıradaki Bursaspor’unda 9 puan gerisine düşüp şampiyonluk ümitlerimizin dahada azalmasına engel olamıyorduk..

Güvenimiz Kalmadı Başkan !!!

Tabi bu uzun maratonda nelerin bizleri beklediğini bilemiyoruz ama bu saatten sonrada öyle hadi canım biz şampiyon olacağız diye birşey yok ortada.. Şampiyonluk şansımızın çok ama çok az ihtimal olduğunu hepimiz biliyoruz.. Büyük bir mucize olmadığı takdirde bu yılıda kaybetmiş olacağız..

Ama başkandan erkekçe bir açıklama beklerdim ben bu konuda..

Çıkıp dese ki ;

”Bizim bu yıl yapacaklarımız bunlar, şampiyon olabilecek bir kadro kuramadık, hatalar yaptık, ama Hagi – Tugay ikilisi ile oturup bir değerlendirme yaparak gelecek yılın takımını oluşturmaya şimdiden başlayacağız.” açıklamasını yapsa ki, bu taraftarlar anlayışla karşılayacak ve o kadarda eleştirmeyecekti.. Başakana olan güvenimiz devam edecekti…

Oysa o çıkıp ” Bu yıl en büyük rakibimiz Fenerbahce, bu yıl şampiyon olacaz, çok kaliteli kadro kurduk. ” açıklamalarıyla hem bizlerin, hemde tüm spor severlerin tepkisini sonuna kadar çekiyor… Ve onca duyulan güveni çok şiddetli bir şekilde sarsıyordu..


Son Söz ;

Tabi ki bu saatten sonra şampiyonluk şansımızın mucizelere kalmış olması nedeniyle Hagi ve Tugay’a çok daha fazla yük düşecek..

Tabi ki Hagi ve Tugay kendi kurdukları bir takımı almadılar, belkide hiç istemedikleri tarzda olan oyuncularla oynamaya mecbur kalmış durumdalar..

Ama şu durumda Hagi ve Tugay ikilisinde en ufak bir suç görmüyor, her ne olursa olsun sonuna kadar arkasında durulmasını bekliyor ve umuyoruz..

En azından hakları olan, kendi takımlarını bugünden itibaren kurmaya başlayıp gelecek yıl nasıl bir performans sergileyeceklerini görmemiz lazım…

Eğer ki Hagi ve Tugay ikilisinide sezon sonuna kadar gönderirlerse, artık diyecek hiçbir şey kalmayacak ve yolun sonuna gelmiş olacağız..

Yönetimin, en azından bu güveni sarsılmış olan taraftarlara karşılık Hagi ve Tugay ikilisinin sonuna kadar arkasında durup, bu ikilinin her söylediklerini harfi harfine yerine getirmeleri gerekir…

Takımın daha iyi günlere gelmesi dileğiyle …!!!


Saygılarımla Faruk Tan

PostHeaderIcon İNTİHAR

Haftanın maçı güzel futbol bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Futbolu biraz yakından takip eden herkes ise bu oyunu bekliyordu . Galatasaray eldeki mevcut kadro nazarında oynayabileceği en iyi kadro ile sahada yer alıyordu. Trabzonspor ise fazlaca ofansif bir kurgu ile sahaya çıkmıştı. Bu kurgulara bakılınca sahada hücum ve defansın çarpışması olacağı düşünülüyordu ancak iki hafta önce Fenerbahçe maçında olduğu gibi Galatasaray önde pres yapıp rakibe topla oynama şansı tanımayınca Trabzonspor etkili ayaklarını kullanamaz hale geldi. Maçın büyük bölümü bir kör dövüşü şeklinde geçti cılız ataklar, bireysel parlama çabaları çoğu zaman tehlike bölgesine varmadan sonlanan ataklar izledik. Maçta gol olması için bireysel hata olması gerekiyordu zira iki takımda özellikle duran toplarda rakibe önlemler almıştı ve ceza sahasına yakın kazanılan serbest vuruşlarda ise isabet sağlayamamıştı. Bireysel hatalar ise hemen maçın başında Trabzonspor kalecisi tarafından yapılmıştı burada Mustafa bu hatayı değerlendiremeyince maçın hemen başında oyun şekli değişmemiş oldu ve uzun süre oyun dengede gitti.
İkinci devrenin başında Barış-Cana değişikliği geldi. Bu esnada kendimce Hagi hocamızı aklama derdine düşmüştüm bunu birazdan oyuna yapacağı Kewell hamlesi öncesi yabancı rotasyonuna zemin hazırlama ayarı olarak görmeye çalışıyordum. Aradan biraz süre geçince Kewell oyuna girmek için kenara geldiğinde işte bu demek üzereydim ki kalkan tabela 21 numarayı gösteriyordu. İki haftadır kendimi avutmaya çalıştığımı bu dakikada anladım zira efsane Hagi vatandaşı Lucescu’ya fena halde benzemeye başlamış ve kafasında kazanmaktan çok 0-0 varmış. Kadro dizilişinde her şey mantıklı görünse de burada yapılan gözden kaçan nokta oyuncuların oyunculuk yapısıydı zira ne Elano ne de Misimoviç forvet özellikli değiller ikisi de önlerinde oyuncu olduğunda verimli olan oyunculardı hal böyleyken ilerde Pino yalnızlık senfonisi kıvamında oynamaya devam etti sağda solda etkili deplaseler yapsa da yanına giren oyuncu olmayınca ataklar cılızlaştı. Başka bir ilginç nokta da sürekli Pino gereksiz şut atıyor saçmalığıydı zira Kolombiyalı kaderi ile baş başa bırakılmış halde en yakın arkadaşı ile arasında 20 metreye varan mesafede oynarken çabuk karar verip çabuk uygulamak zorunda tek başına dört oyuncu içinde fazla seçeneği yokken bu eleştiriler oldukça garip oluyor.
Kewell oyuna girdiğinde acı gerçekle karşılaşmıştım bu acı gerçek oyun süresince başka bir şekilde daha kendini gösterdi. Diğer bir gerçek Kewell henüz hazır değildi zira maç içinde birkaç defa gözüken oyunun 70 dakikasını oynamış Trabzonspor sağ beki Serkan Balcı karşısında ayakta kalamaması oldu. Buraya bir müdahale yapıp sola Pino ön tarafa da Kewell tercihi mantıklı olabilirdi zira takımda gözüken öne doğru top taşıyacak fizik ve teknik özellik sadece Kolombiyalı oyuncuda vardı ama bunu denemedik. Ön tarafta Kewell hemen arkasında Pino ve onlara servis yapabilecek Misimoviç ile Elano denklemini kuramayınca oyunu 0-0 götürmekten başka çare yoktu nitekim maç bu şekilde gidiyordu ki…..
Kaçınılmaz son veya mukadderat artık adını siz koyun beklenmeyen bir şey diyemeyeceğim zira bu bekleniyordu hatta kendimi hazırlamıştım diyebilirim ama gene de gerçekler acı veriyor. Haftalardır giydiği formaya ihanet eden, bu kutsal formayı taşımayı hak etmediğini kanıtlayan ve bu yönde açıklamalar yapan Servet normal bir oyuncu için akıl almaz kendisi için bilindik hatalarından birini yaparak takımın geriye düşmesine neden oldu. Golde kaleci Ufuk hiçbir mantıkla izah edilmeyecek şekilde kaleyi boşaltarak ta davetiye çıkardı ama yapılan ilk hatanın izahı mümkün değil.
Bu hata doğru değerlendirilirse hayırlı bile olabilir zira yönetim 3 yıldır eksik hamleler yapmakla ün salmış durumda hiçbir eyleminde sonuna kadar gidilmiyor ve sürekli eksik bırakıyorlar ki tamamen köklü revizyon için dibe vurmak şart olacaktı bunu hoca değişikliği esnasında bir kez daha gösterdiler. Hocayı yollayıp oyuncu bazında tasarrufları es geçenlerin bu yenilgi ile yüzleşmesi iyi oldu denebilir.

Golden sonra yapılabilecek hamle maç içinde sıkça gözüken Trabzonspor defansı ve kalecisinin yan toplarda sürekli hata yapacakmış gibi bir görüntüsünden faydalanıp Mehmet Batdal ile doldur boşalta dönmekti. Maç içinde bu sinyalleri fazlaca vermişken bu yola gidilmeyip Emre hamlesi yapıldı burada bazı pozisyonlar yakalansa da kale önünde zenginlik yakalanmadığı için verimli olamadık. İkinci gol için zaten söylenecek bir şey yok maç boyu futbol adına bir şey ortaya koyamayan Trabzon takımı net bir galibiyet almış gibi gözükse de skor aldatıcı olabilir.
Hagi bu maçta sınıfta kalmış oldu devre arasına kadar en az hasar şart ve ilk etapta atletik bir santrfor şart diğer arızaları gidermek çok mümkün olmadığı için oraları yazmıyorum ama oyuncu transferinden önce bazı oyuncuları yollamak transferlerden daha fazla katkı yapacaktır.
Trabzonspor için söyleyecek birkaç nokta öncelikle orta saha kaliteleri oldukça yüksek hele Selçuk-Colman ikilisi birlikte oynaya devam edip aşama yaparlarsa çok daha ileriye gidebilirler. Gözüken sorun ön tarafta oynayan oyuncuların birlikte oynama alışkanlıklarını yetersizliği ile oyuncuların bireysel performansı ve yeterlilik seviyesi olmalı. Bu forvetlerin genelde bireysel oynadıkları ve vatanı kurtaran kahraman rolüne soyunmaları ilerde sorun yaratabilir.
Lig daha çok olaya gebe görünüyor zira 6-7 takım yukarda ve her hafta puan kaybetme riski var b sonuçla Galatasaray lige havlu atmış gibi görünse de sıkça söylediğimiz gibi bir seri yakalamaya ihtiyacı var bu seri yakalandığı takdirde yeniden hesaplar yapılabilir ama kazanmadıkça rakiplerin kaybetmesi anlam kazanmayacaktır.
Bu yenilgi hayırlı olabilir bunun olması yönetim ve teknik kadronun elinde umarım bu fırsatı değerlendirebilirler.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Geliyoruz !!!

Hagi ile birlikte çıktığımız ilk maçta derbide gösterdiğimiz üstün mücadele, hırs, takım ruhu ve göze hoş gelen futbol nitekim hepimizi memnun etmişti..Galibiyeti kaçırdığımız için buruk bir sevinç olmasına rağmen hepimiz verilen mücadeleden memnunduk..

Bu şartlarda Ali Sami Yen’de Hagi ile ilk maçımıza çıkıyorduk Antalya karşısına.. Tribünlerin tıklım tıklım dolması, Hagi ve Tugay ikilisine açılan pankartlar, ve sanki şampiyon olmuşcasına coşan taraftarların önünde başladık maça..

Elano, Baros, Arda, Kewell, Ayhan gibi takımın hemen hemen yarısının olmayışı hepimizi korkutuyordu bu maçta..

Maça taraftarlarımızında müthiş desteğiyle baskılı başladık ve oyunu rakip alana yıkmayı başardık.. Üstün mücadele, hırs, takım ruhu bu maçtada üst düzeydeydi.. Baskımızın sonucunu 31.dakikada kullanılan korner atışında Misimovic’in asistini gole çeviren Servet’le alıyorduk..Bu golün ardından baskımızı dahada arttırıp Pino’yla çok güzel bir gol daha buluyor ve maçı 34.dakikada 2-0′a getirmeyi başarıyorduk.. Bu golün hemen ardından Antalyaspor’un santra vuruşuyla maça başlamasının hemen ardından yapılan baskıyla Pino topu kapıp müthiş bir şut daha çıkarıyor ama bu kez kaleci Ömer topu çelmeyi başarıyordu.. Üst üste çok tehlikeli ataklar geliştiriyorduk, nitekim 36. dakikada Pino’nun müthiş ortasını Misimovic kale çizgisinin üzerine yuvarlıyordu ama Neill topa yetişemiyor mutlak bir golden daha oluyorduk…

İlk yarıyı çok iyi bir mücadele ve oyunla 2-0 önde tamamlıyorduk…

2.yarıya Antalyaspor biraz daha risk alarak başlıyordu.. Nitekim baskısını kalemizde hissettiriyor ve 55.dakikada kalecimiz Ufuk’unda hatasıyla farkı 1′e indiriyorlardı..Bu golün ardından doğal olarak hepimizde bir korku oluşmuştu.. Ardından oyunun kontrolünü 60 ile 85. dakikalar arasında yine elimize geçiriyor ve çok müsait pozisyonları gole çeviremeyerek farkı açamıyorduk.. Uzatmalarla birlikte kalan son 10 dakikada doğal olarak futbolcularımız skoru korumaya yönelik oynadılar.. Bu bölümde Antalyasapor’un geliştirdiği 2-3 tehlikeli pozisyonda hepimizin yüreği ağzına gelmişti.. Nitekim maçın son düdüğü çalıyor ve çok önemli bir 3 puanı hanemize yazdırarak bu sıkıntılı dönemde puan kaybı yaşamıyorduk..

PINO.. PINO.. PINO..

Kadıköy’de Fenerbahce’ye karşı oynadığı müthiş futbolla herkesin beğenisini kazanan ve haftanın futbolcusu seçilen Pino dün Ali Sami Yen’de Antalyaspor karşısındada maça forvette başladı.. Yine müthiş bir futbol ortaya koyan Pino rakip savunmayı perişan ederek birde süper gole imzasını attı..

Hagi ile birlikte adeta küllerinden doğan Pino biz Galatasaray’lılara Keita’yı unutturacak gibi görünüyor.. Asıl mevkiisi kanatlar olmasına rağmen forvette müthiş bir performans sergiliyor..

Pino’nun gelecek haftalardada bu oyununu devam ettireceğine inanıyoruz..

Tebrikler El Mago !!!

HARIKASIN NEILL !!!

Geldiği günden beri biz Galatasaray taraftarlarının sevgilisi haline gelen Lucas, her hafta olduğu gibi dünde müthiş ve hatasız oynadı..

Topun ona geldiği hiçbir pozisyonda en ufak bir korku duymuyoruz.. Her oynadığı karşılaşmada savunma konusunda daha derli toplu oynuyoruz.. O’nun olduğu maçlarda gözümüz savunmada kalmıyor ve ayrı bir güvenle oynuyoruz..

İlerleyen haftalardada bu performansının altına inmeyeceğinden eminiz..

Allah Nazanlardan Korusun !!!

GEÇİŞ DÖNEMİNDEYİZ !!!

Şu sıkıntılı dönemde alacağımız her maçın çok çok değerli olduğunu biliyoruz.. Çok önemli futbolcularımızın olmayışı ve kondisyon bakımından halen çokta iyi olmadığımızı göz önüne alırsak ilerleyen dönemlerde Hagi’nin kondisyon ve fizik bakımından oyuncularımızı daha üst seviyeye çıkaracağını ve sakatlarında yavaş yavaş döneceğini düşünürsek çok daha iyi bir Galatasaray izleyeceğimizi biliyoruz..

Bu nedenle şu sıkıntılı olduğumuz dönemde alacağımız her maç bizim için çok büyük avantaj sağlayacaktır..

Saygılarımla Faruk Tan

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar