Ekim, 2010 için Arşiv

PostHeaderIcon UMURSAMAZLAR ORMANINDAN KÜKREYEN BİR ASLAN…

PostHeaderIcon Galatasaray Ruhu

Sen kalk, Ankaragücü’nden Ali Sami Yen’de 4 ye, hafta içinde teknik direktörünü gönder, dev maça 2 gün kala yeni teknik direktörle anlaş..Ve kalk git Kadıköy’de Fenerbahce’yi sahadan sil, istediğini al ve dön..

Olacak iş değil, buna GALATASARAY RUHU denir..

Aslında hafta başından itibaren kulüp içerisinde yaşanan bu krizden sonra Galatasaray’lılar dahil bütün Türkiye karşılaşmanın Fenerbahce tarafından rahat geçeceği konusunda hemfikirdi, hatta abartıp büyük fark olacağını söyleyenler bile vardı..

Ama burda unutulan birşey vardı ;

GALATASARAY RUHU…

Tabi bu zor şartlarda 10 yıldır berabere bile kalamadığımız Kadıköy deplasmanına gitmek nitekim bu maçı almamızın çok çok zor olacağı gerçeğini değiştirmiyordu…

İşte bu zor şartlarda başladık maça..

Herkesin tahminlerinin aksine müthiş bir başlangıç yapıp, ilk yarı adeta Fenerbahce’yi sahadan silip tek pozisyon dahi vermedik.. Sahanın her yerinde rakibe en az 2-3 kişiyle basan, top rakipteyken yaptığı müthiş baskı sonucu Fenerbahce’yi sahasından çıkarmayan, seri ve hızlı pas organizasyonlarıyla müthiş bir pas bağlantısı kuran bir takım vardı ilk yarıda sahada…

Bu güzel futbola rağmen girdiğimiz 3 net gol pozisyonunu değerlendirmeyerek, daha doğrusu rakibin şansıyla topun ağlara gitmemesi bizim için büyük bir şanssızlıktı..

2.yarıda Fenerbahce’nin baskısını arttıracağı düşünülüyordu herkes tarafından..Nitekimde düşünülen gerçekleşti ve Fenerbahce 45 ile 70.dakikalar arasında takımımıza karşı baskısını arttırarak gol bulmaya çalıştı.. Bu dakikalar arasında Hagi’den gelen müthiş hamlelerle Fenerbahce’nin baskısını kırıyor ve son 15 dakikada oyunun kontrolünü tekrar elimize geçiriyorduk.. Elano , Misimovic ve Cana’nın kondisyon eksikliğini göz önünde bulunduran Hagi, bu oyunculardan maksimum verimi alıp sonradan yerlerine taze kanları sokarak maçı istediğimiz sonuçla bitirmemizde büyük pay sahibi oluyordu… Maçın son dakikalarında Emre Colak ve Pino’yla girdiğimiz 2 uygun pozisyonuda şanssızlıktan gole çeviremeyerek Kadıköy’den istediğimiz sonucu alarak evimize dönüyorduk..

TAKIMIN RUHU GHEORGHE HAGI

Sadece ve sadece 2 idmana çıkabildi takımla..Ama onun gelişi çok şeyi değiştirmişti.. Tamam belki büyük bir derbi olduğundan futbolcuların konsantre olması için çok birşey yapılmaya gerek yoktu, tamam belki 2 günlük idmanla takımın kondisyonu en üst düzeye çıkmayacaktı.. Ama onun gelişiyle takımda ayrı bir hava oluştu, takıma adeta özlenen ruh geri geldi..

Müthiş bir taktikle sahaya çıkardı takımını ve Kadıköy’de 10 yıldır kaybettiğimiz Fenerbahce’ye karşı müthiş bir oyunla adeta galibiyeti kaçıran taraf olmuştuk…

Bundan sonraki haftalarda seri galibiyetler ile bu krizden takımı çok iyi çıkaracağına ve ligin zirvesine doğru ilerleyeceğimize hep beraber inancımız tam..

WE LOVE YOU GHEORGHE HAGI…

TUGAY KERIMOGLU

Belkide takımın bu müthiş değişiminde Hagi’den çok Tugay’ın payı var..Hafta başından beri takımla idmanlara çıkarak takıma ayrı bir ruh getirmesi, takıma ayrı bir hava katması dünkü oyunun baş mimarlarından biri yapıyor Tugay’ı..

Hagi ile birlikte Galatasaray’ı dahada ileriye taşıyacağından, takıma gün geçtikçe dahada bir ekip ruhu katacağından ve takımın daha iyi noktalara geleceğinden hiçbir şüphemiz yoktur…

PINO…PINO…PINO

Takıma katıldığından bu yana en iyi performansını sergiledi Kadıköy’de Pino..Kanatlarda değilde bu kez yokluktan dolayı forvet mevkiisinde oynadı ama Lugano ve Yobo gibi 2 tane mücadeleci, fizik güçleri tavan yapmış oyunculara karşı gerçekten müthiş oynayarak çok iyi işler yaptı..

Her topu aldığında mutlaka tehlike yaratan, her kaleyi gördüğü yerde füze gibi şutlar göndererek Volkan’ı çok zor durumda bırakan Pino, maçın yıldızı olmayı başardı benim açımdan.. Dahada iyi olacağından ve Hagi ile beraber iyi işlere imza atacağından eminim…

BAŞKA BİR ELANO !!! Hagi ile birlikte kimlik değiştiren ve müthiş bir performans sergileyen diğer oyuncumuzda Elano..

Hagi’nin geldikten sonra idmanlarda özel olarak ilgilendiği ve güvenini tazelediği Elano, dün Kadıköy’de adeta izleyenleri büyüledi.. Geldiği günden bu yana iyi oynadığı maç sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar az olan Elano, Hagi ile birlikte adeta Brezilya Milli takımındaki günlerine dönerek çok iyi bir performans ortaya koydu ve Hagi’nin takıma kazandırdığı bir oyuncu haline geldi..

Sahada Brezilya Milli takımında oynadığı mevkiide görev veren Hagi, ayrıca bu oyuncuyu serbest olarak oynattığı için bambaşka bir Elano izledik hep beraber..

İlerleyen haftalarda bu performansını devam ettirmesi ve bu oyununu skora yansıtması dileğiyle…

HERŞEY ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK …

Takımımızın Kadıköy gibi çok zorlu bir deplasmanda oynadığı bu göze hoş gelen ve izleyenlere zevk veren futbolunun ilerleyen haftalarda devam edeceğinden ve seri galibiyetlerin geleceğinden hiçbir kuşku duymuyoruz.. Tabi bir yere vurgu yapmak istiyorum..

Dün akşam pozitif ve göze hoş gelen bir oyun oynadık ama ilerleyen haftalarda bu takıma Baros ve Arda’da girecek.. Bu oyuncularında girmesiyle beraber çok daha iyi ve daha golcü bir Galatasaray izleyeceğimizi düşünüyorum…

SAYGILARIMLA FARUK TAN

PostHeaderIcon TEK EKSİK GOL

Futbol bir sonuç oyunudur, bu sebepten ötürü maç öncesi beklentiler çok farklıydı . Önceki haftalara bakarsak sonuçlardan bağımsız iki takımın oynadığı futbol arasında çok fazla bir fark yoktu tek fark tabelada ve daha doğru yönetilmelerinden kaynaklanan kırılganlık eşiğindeydi.
Maç önü beklentiler farklı olsa da olaya daha rasyonel bakıldığında maçın çok ta sürpriz bir şekilde gelişmediğini söylemekte fayda görüyorum. Gheorghe Hagi beklendiği gibi daha agresif ve daha mücadeleci bir karakter ortaya çıkardı buna eldeki kadronun eksiklerden dolayı daralması bir etken olabilir .
Defansif gibi gözüken dizilişin aynı zamanda ofansif oynaması da mümkündü özellikle ilk yarıda rakibi oyun kurmadan basan sürekli kaleyi yoklayan bir anlayış vardı . İkinci devre biraz yorgunluk birazda yedekten yeteri kadar kaliteli oyuncu getirilememesi nedeniyle son dakikalara kadar insiyatifi rakibe bırakması en önemli etkenlerden biriydi.
Son yıllarda Kadıköy deplasmanlarında görmeye alıştığımız erken goller yiyen ürkek ve kırmızı kartla eksik kalan Galatasaray bu kez sahada yoktu burada asıl sendrom haline gelen şeyin kaliteden ziyade zihinsel bir sorun olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Oyunculara gelecek olursak ilk olarak Hakan Balta için bu takımda artık oynamasının zor olduğunu söylemek lazım öncelikle kendini toparlaması şart sezon başından beri sahada uyurgezer bir hali var böyle giderse devre arasında yollanması gerekir diğer dedikodular için ise yorum yapmak istemiyorum zira bunu çözecek merci kulübün yönetim kuruludur bu tip olayların ekranlarda tartışılması camia olarak yaşanan erozyonun ve Fenerbahçeleşme sürecinin belgesidir.
Lucas Neill ise takımın en iyi oyuncularından biriydi hiçbir pozisyonda geri adım atmadı ve rakibe psikolojik olarak üstünlü kurdu son yıllar da yapılan sakar defans hatalarını düşününce bir kez daha kendisine hayran olduk.
Servet son iki sezona göre çok iyi bir maç çıkarsa da klasik sakarlıklarından birini yapıp takıma gol yedirmeye yaklaştı. Son haftalarda ayyuka çıkan söylentiler ve sene başı açıklamaları ışığında devre arasında yönetimsel bir tasarruf kullanılmalı diye düşünüyorum.
Cana ilk kez beklediğimiz görüntüde oynadı bunda değişen oyun karakteri önemli bir etken oldu zira daha evvel daha teknik ve komplike bir sistem denendi ve hocanın da arzu ettiği bir transfer olmadığı biliniyorken şimdi ona daha uygun bir sistemle oynamayı seven bir hoca geldi bundan sonraki haftalarda takımın kilit oyuncularından birisi olmasını bekliyorum.
Pino özellikle ilk devre çok etkili oldu boş alanlarda önüne atılan toplarda sağa sola etkili koşular yaptı maçın sonlarında yorgunluk etkilemese gol bulabilirdi ilerleyen haftalarda rotasyonda kullanılacaktır özellikle Arif Erdem sonrası bu tarz bir oyuncumuz olmamıştı bu eksikliği giderecektir.
Misimoviç henüz takımla aynı frekansta değil bunda sezon başında takımla olmaması, takımın içinde bulunduğu ruh hali önemli bir etken Elano bu süreci 1,5 yıl yaşamışken biraz daha beklemek gerekiyor diye düşünüyorum.
Elano burada ilk kez Brezilya milli takımında oynadığı pozisyonda görev yaptı ve kalitesini gösterdi kendisi ne ofansif orta saha nede forvettir bu gerçeği geldiğinden beri inkar edenlerin şimdi ne iyi oyuncu demesi ise garip milli takımda Robinho, Kaka, Fabiano gibi önde oynayan oyuncuların arkasında orta üçlünün sağında hatta ileri çıkan sağ bek Maicon’un kademesinde oynayan ileriye çıkıp sürpriz goller atan bir oyuncuyken ondan özellikleri dışında ekstra işler beklemek doğru değildi aldığı ücretin etkisi ile beklentiler ise onun değil başkalarının kabahati olmalı.
Emre Çolak için kulübün geleceği adına ekleme yapmak lazım zira ilk Hagi döneminde biraz da kulübün finansal durumu da etken olsa da fazlasıyla genç oyunculara şans verilmişti bu bağlamda< dün kritik bir anda Emre seçimi diğer genç oyunculara da bir mesaj olarak algılamak istiyorum.
Önümüzdeki haftalar için bir ışık var genelde hoca değişiklikleri ilk etapta olumlu hava yaratır bu hava günlük değil de kalıcı bir hal alırsa dün sahaya çıkan kadrolar incelendiğinde bu kadar önemli eksiklere karşın takımın kalite sorununun söylendiği derecede olmadığı da ortada hatta devre arasında takviye yerine kadronun daraltılması gündeme gelebilir .
Devre arası demişken son yıllarda asıl sorunun ön tarafta oynayan oyuncuların yeteri kadar sert ve atletik olmamasıdır bu sorunun hele forvet arkasında oynayanlarında yumuşak olduğunu düşünürsek çözülmesi şart ilk transfer hamlesi kuvvetli bir hücum oyuncusu almaya yönelik olmalıdır.
Son olarak yeni hocalarımız hakkında birkaç şey yazmak istiyorum Gheorghe Hagi namı değer karpatların maradonası il olarak kendisi ile 1989 yılında Steaua maçlarında tanışmıştım o gün bizi üzmüştü 1990 dünya kupasında kendini göstermiş 1994 dünya kupasında ise turnuvanın yıldızı olmuştu 1996 yılında geldiğinde düşen kariyeri bizimle çıkışa geçip zirve yapmıştı. Oyunculuğu bir yana saha içi komutanımızdı o gittiğinden beri yeri dolmadı içerde değil kenarda olsa bile takıma bir hava katacağı bir gerçektir.
Tugay Kerimoğlu ise kulübün öz evladı 1992 yılında Türk futbolunda çığır açan Manchester United maçlarının saha içi lideri gene 1996 yılında milli takımla 50 yıl sonra büyük turnuvaya katılan takımında değişmez oyuncusuydu.
Bu iki değerin ilk sınavında gösterdiği performansın artarak sürmesi en büyük temennim bu sayede kulüp geleneklerine sahip çıkıp geliştirme konusunda daha cesur adımlar atmaya devam edebilir ve yıllardır tüketmeye çalıştığımız efsaneler yerine efsaneleri daha da büyüten bir kulüp olamaya başlayabiliriz.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Rijkaard gitti, artık sıra Adnanlar’da

Galatasaray muhtemelen tarihinde olmadığı kadar kötü yönetiliyor. Pazar gecesi 2.Başkan çıkıp her hafta Salı yapacakları yönetim kurulu toplantısını bir gün önce çektiklerini ve çok önemli kararlar alacaklarını açıkladı.

Ertesi gün geç saatlere kadar tüm Türkiye nefesleri tuttu bekledi. Kapıda yine sayın Helvacı çıkıp bu sefer de önemli kararlar aldıklarını hafta içi bunları herkesin göreceğini söyledi.

Bugün öğlene doğru nihayet Rijkaard ve ekibi ile haklı olarak yolları ayırdıkalrını duyurdu G.Saray resmi sitesi. Sabahtan beri bu seferde hayat durdu yeni teknik direktörü bekliyor tüm sporseverler.

Önce Hikmet Karaman, sonra Hakan Şükür, sonra tüm Galatasaraylılar’ın dört gözle beklediği İmparator Fatih Terim isimleri ciddi şekilde gündeme geldi ama hiç biri gerçeğe dönmedi. Hepsinin koskoca Galatasaray kulübünü reddettiği bilgisi geldi.

Hatırlayın evelki sene de Skibbe gönderilince yerine antrenör bulamamıştı Adnan Polat ve ekibi. En sonunda camianın evladı Büyük Kaptan Bülent Korkmaz gelip kendi kariyerini yakarak Galatasaray’ın o kötü döneminde ateşten gömleği sırtına geçirmişti.

Şimdi düşünüyorum da Adnan Polat yönetime geldiğinde Erik Gerets vardı. Tarihin en anlamlı şampiyonluklarından birini kazanan Gerets ilk fırsatta gönderildi yerine Feldkamp geldi. Yaşlı Kalli de sezonu göremedi. Emektar Cevat Güler yönetiminde son 6 maçı kazanıp bir başka mucize şampiyonluğu kazandı Galatasaray futbol takımı.

Tabi o da yeni sezonu görmedi. Önce Kalli sonra Skibbe’yle macera arayan A.Polat Haldun Üstünel’in yoğun çabalarıyla Frank Rijkaard’ı teknik direktörlüğe getirdi. Ligi üçüncü sırada bitirince kendini başarılı bulan Rijkaard’ın bombası bu yıl çok erken patladı ve hiç derbi oynamadan 8 maçın yarısında mağlup oldu, takım UEFA’dan ön elemede elendi. Nihayetinde haklı olarak o da kendini kapının önünde buldu.

Şimdi hepi topu 2 dönemde 6. teknik adamını arıyor Adnan Polat ve yanından hiç ayırmadığı Adnan Sezgin ikilisi. Ama çaldıkları her kapı yüzlerine kapanıyor. Koskoca Galatasaray haftasonu ezeli rakibi Fenerbahçe ile oynayacağı derbi maça A2 takımı antrenörü Tugay Kerimoğlu ile hazırlanıyor.

Belliki muhteşem başkan Adnan Polat’ın ne bir B planı ne de bir C planı varmış. Yapılan kalitesiz transferlere, Rijkaard ve takım arasında oluşan sevgisizlik ortamına, alınan tüm kötü sonuçlara ve herşeyin ötesinde tüm taraftarlar ve Galatasaray camiasında bir tek seveni bulunmayan Adnan Sezgin hala bu kulüpten maaş almaya devam ediyor.

Bunlar teknik direktör kıyımları. bir de futbolculara bakalım. Yok merak etmeyin yapılan tüm transferleri değil sadece bir kaç tanesini hatırlatacağım sizlere.

Steaua Bükreş ile Şampiyonlar Ligi ön elemesi oynuyoruz, kaybedip eleniyoruz. Ardından Milan Baros ve bir yabancı kaleci transfer ediliyor. Takım UEFA’da Kadıköy’de oynanacak son finali hedeflemiş, koşa koşa gidiyor hedefe. Adnan Poalt devreye giriyor, takımın en iyi stoperi Meira’yı geri kalan tüm stoperler sakatken sezon ortasında başka bir takıma satıyor. Aklınca nakit girdi sağlıyor takıma, oysa takımın şampiyonluğunu, geleceğini satıyor. Bitti mi sanıyorsunuz? Hayır bitmedi.

Baros sakat, Kewell sakat ancak takımın hem ligde hem Avrupa’da iddiası var. Santfor gerekli. Başkan ne yapıyor. O ana kadar takımın en golcü oyuncusu Nonda’yı devre arası gönderiyor. Yerine de Avrupa Ligi’nde oynama şansı kural gereği bulunmayan Jo Alves’i transfer ediyor. Göndermekten çekindiği kaleci Fener maçında orta sahadan gelen kaplumbağa hızındaki topu içeri aldı ve bir daha G.Saray forması göremedi. TV’lere çıkıp kaleciyle yolları ayırdık dedi. Kovduğunu söylediği kaleci sezon başı kampına katıldı. ligler başlarken kulüpten ayrıldı.

Ön elemeler oynandı, takım rezil oldu elendi. Adnanlar A.Ş. transferin son gününde Wolfsburg’tan Misimoviç ve Liverpool’dan Insua’yı transfer etti. Onlar da henüz uyum sağlayamadı, takım yerlerde sürünüyor.

Yarım sezon boyunca şans verilen ve hiç bir verim alınmayan Aydın Yılmaz devre arası Eskişehirspor’a satın alma opsiyonuyla kiralık verildi. Eskişehirspor’un başkanı bile 3,5 yıllığına Aydın’ı renklerimize bağladık dedi. Toplamda 3,5 maç oynamayan Aydın sezon başı geri geldi şimdi kurtarıcı diye her maç sahaya sürülüyor, tahmin edersiniz ki kendini bile kurtaramıyor.

Şu anki görüntü de Rijkaard’ın gönderilmesi Adnan Polat’ı kurtarmayacak gibi duruyor. Başkanlığa ilk seçildiğinde camianın çoğunluğunun desteğini alan A.Polat şimdi tamamını karşısına almış görünüyor. Her ne kadar bu takımın geleneklerinde erken seçim pek sözkonusu olmasa da ufukta mutlak suretle erken seçim görünüyor. Çünkü sportif başarının olmadığı yerde idari başarıdan söz etmek mantıklı değildir.

Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok hoca değiştiren kişinin artık kendisinin değişmesi gerektiğini tüm Türkiye gördü. Bakalım kendisi ne zaman görecek?

Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/661/27/

PostHeaderIcon Karabük’te Çifte Yas

Aslında güne çok kötü başlamıştık tüm Galatasaray’lılar olarak.. 

Frank Rijkaard’ın doğum gününün ardından sonraki gün babasını kaybetmesi biz Galatasaray’lıları ve tüm futbol camiasını derinden üzmüştü.. 

Buna rağmen adam gibi adam olduğunu gösteren Rijkaard büyük bir fedakarlıkla takımını yalnız bırakmamış ve Karabük’teki maçta takımının yanında olmuştu.. 

Futbolcularımızın yapacakları tek şey Rijkaard’ın bu kötü gününde iyi bir oyun karşılığında 3 puanı alıp ona yardımcı olmaktı.. 

Maça patates tarlasında başladık ve henüz 0.40 Dk.’da hakem Aytekin Durmaz’ın komedi olacak bir şekilde verdiği penaltıyla maça adeta 1-0 geride başlıyorduk..Takımımız resmen berbat oynuyor ve bir türlü maça konsantre olamıyordu..Karabük’ün geliştirdiği tehlikelii ataklar sonrasında 11.Dakikada duran toptan yediğimiz golle geçen hafta IBB karşısında yaptığımız şeyi bu kez Karabük bize karşı yapıyordu… 

İlk yarıda rakibin kaçırdığı çok sayıda net pozisyona karşılık bizim ise sadece duran toptan Misimovic ile yarattığımız yarım pozisyon vardı.. Aslında skor 2-0 olduktan sonra tüm umutlar bitmişti özellikle bu zeminde oynadığımız için.. 

2.yarının ilk dakikalarına belki sürpriz bir şekilde gol sıkıştırıp umutlarımızın yeşermesini bekledik ama buda olmadı..2.yarıyada kötü başladık ve Karabükspor’un tehlikeli akınları devam etti.. 

61.Dakikada Misimovic ile girdiğimiz %100′lük gol pozisyonu maçtaki ilk pozisyonumuzda..Ardından 75.Dakikada Barış Özbek ile farkı 1′e indirip belki beraberliği kurtarırız düşüncesi doğdu içimize..Bu golden sonra baskımızı azda olsa arttırdık ve girdiğimiz birkaç pozisyonda aradığımız beraberlik golünü bulamadık.. 

Maçın son düdüğü çaldığında ligin 7.haftasında 3.mağlubiyetimizi alarak hüzünlü gecemizde bir hüzün daha yaşıyorduk… 

 
 
 
Tebrikler Emiliano Insua
 
Maçta takımımız adına birşeyler yapmaya çalışan, var gücüyle oynayan tek oyuncuydu Insua..Gerçekten yıllar sonra nihayetinde iyi bir sol bek bulabildik..Defansif özellikleri iyi olan, hücuma sürekli destek veren bir oyuncu Insua..

Yaşı henüz 21 olmasıda ilerleyen yıllarda adından çokça söz ettirecek gibi görünüyor..Umarız sezon sonuna kadar opsiyon hakkını kullanır ve ucuz sayılabilecek bir bonservis ücretiyle Insua’yı kadromuza katar ve uzun yıllar sol bekte sıkıntı yaşamayız..Geldiği günden bu yana uyum sorunu yaşasada sol bekteki sağlam görüntüsüyle kendini belli ediyordu zaten… 

Bravo Insua, takımın bu kadar kötü olduğu bir günde canını dişine takarak birşeyler yapmaya çalışan tek oyuncu olman bizleri senin adına umutlandırıyor ve bu kötü günümüzde ufak bir teselli veriyor.. 

 
Tabiki bu kötü oyun devam etmeyecek..
 
Tabiki Arda, Baros, Servet geri dönecek..
  
Tabiki Sabri 90 dakika oynayacak kıvama gelecek…
 
Tabiki Misimovic, Kewell, Pino, Cana form tutacak..

İşte o zaman daha iyi bir Galatasaray izleyecez.. Henüz 7.haftadayız ve karamsarlığa kapılacak bir durum yok ortada, bu takım düzelecek bunu biliyoruz, bu takım form tutacak bunuda biliyoruz… 

Hiçbir şekilde karamsarlığa kapılmıyoruz ve ilerleyen haftalarda daha iyi bir Galatasaray izleyeceğimizi dört gözle bekliyoruz… 

 
 
Acın Acımızdır Fraklin Edmundo Rijkaard

 

Bu hüzünlü gününde takımı yalnız bırakmayarak Karabük karşısına çıktığın için tüm Galatasaray’lılar olarak sana teşekkür ediyor ve acını paylaşıyoruz..Senin acın bizimde acımızdır..

Başın sağolsun Rijkaard…

 

Saygılarımla Faruk Tan

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar