Ağustos, 2010 için Arşiv

PostHeaderIcon HAYATA DÖNDÜK

Sevgili Galatasaray’lılar…

Ligin 3.haftasında Eskişehirspor deplasmanından güzel bir oyun sonrasında 1-3 galibiyetle dönerek son zamanlarda yaşanan kötü sonuçların ardından derin bir nefes alıyoruz…

Maça ;

————————— Ufuk ————————

A.Turan —– Servet ——- Neill —— Serkan

————————– M.Sarp ———————-

———- Elano ———————- Ayhan ——–

Barıs —————— Baros —————– Arda

Dizilişiyle başladık..

Maça aslında iyi başlamak istiyorduk, baskılı başlamaya çalıştık ve bunun sonucunda rakip kalecinin hediye ettiği bir pozisyonda Baros affetmiyor ve topu boş kaleye göndererek maça nerdeyse 1-0 önde başlıyorduk..

Bu golün ardından yaklaşık 25-30 dakika oyunun kontrolü bizdeydi, iyi paslar yapıyor, rakibe pozisyon dahi vermiyorduk..

Ardından ilk yarının bitmesine dakikalar kalmışken maçın iyilerinden Ufuk’un talihsizce yaptığı hata sonucunda topu yine ağlarımızdan çıkarmak zorunda kalıyor ve gol yeme alışkanlığını sürdürüyorduk..

Bu golden sonra yine çoğumuzun aklına gelen ilk şey, yine geçen maçlardaki kabusu görüp sahadan mağlubiyetle mi ayrılacaz acaba ? düşüncesiydi..

Düşüncelerin tam tersine 2.yarıya çok iyi başlıyorduk, üst üste kazanılan kornerler, rakip kalede yaratılan tehlikeler golün habercisiydi..

Nitekim Cana ile başlayan Arda ile devam eden atakta çok güzel paslaşmalar sonucu Arda’nın vuruşunu Volkan Yaman kendi kalesine gönderiyor ve sonucu 2-1′e taşımayı başarıyorduk..Golün hemen ardından rakip kalede yaşanılan tehlikeli bir pozisyonda son vuruşu gole çeviren Servet’le durumu 1-3′e getiriyor ve son 20 dakikaya rahat bir şekilde giriyorduk..

Maçı bu golle 1-3 kazanıp hem ligde ilk galibiyetimizin, hem son 2 yılda Eskişehir’e karşı aldığımız ilk galibiyetin hemde son zamanlardaki yaşanılan kötü sonuçlardan sonra böyle güzel bir galibiyetin sevincini yaşıyoruz..

Bir paragraf LORIK CANA için açmak istiyorum..

Lorik Cana, çok kaliteli, takım ruhunu sahaya yansıtan, liderlik vasıflarıyla takımını sahada ateşleyen bir oyun yapısına sahip bir oyuncu..

Tabi geldikten sonra kariyerinde hiç sakatlık yaşamamış olmasına rağmen üstümüzde olan bu şanssızlıktan dolayı ufak tefek sakatlıklar geçirdi..Ayrıca kilo fazlasıyla geldiği için bu kiloları vermesi ve tam olarak hazır hale gelmesi zaman alacaktı..Nitekim henüz gerçek Cana’yı sahada göremedik ama her geçen maç performansını dahada yükseltiyor, her geçen hafta daha hazır bir Cana izletiyor bize..Nitekim bugünde oyuna sonradan girip orta sahamızı bir nevi toparlıyor ve tatlı sert oyunuyla daha hazır bir görüntü veriyordu bizlere..Gelecek haftalarda tam olarak hazır bir Cana’yı görmek dileğiyle..

 

Bu maçın ardından transfer sezonunun bitmesine 2 gün kala yapılacak 2 veya 3 takviyeyle lige verilecek 15 günlük aradan sonra sakatlarında dönmesiyle birlikte takımın çok daha iyi bir duruma geleceğinden, seri galibiyetler alınacağından hiçbir Galatasaray taraftarının şüphesi yoktur..

 

Saygılarımla Faruk Tan

PostHeaderIcon DEĞİŞEN TEK ŞEY SONUÇ

Son yıllarda zorlandığımız Eskişehir deplasmanından galibiyetle döndük.Sezon başından beri alınan kötü sonuçlara son vermek,ligdeki ilk puanlar ile tanışmak ve erozyona uğrayan özgüveni kazanmak açısından çok değerli bir galibiyet oldu.
Maça dönersek kadroda iki değişiklik göze çarptı ilki sol bek pozisyonunda son haftaların kayıp ismi Hakan’ın yerine oynayan Serkan diğeri ise hücumun soluna yerleştirilen Elano olurken Barış sağ kanatta Arda ise Baros’un arkasında oynayarak başladı sezon başındaki temel sıkıntılar bu maçta da devam ediyordu .
Oyun olarak ümit verici olan tek nokta takımın daha fazla mücadele etmesi bu devam ederse düzelme devam olur yoksa eskiye dönüş olacaktır.Takımın iyi oynaması ,oyuna hükmedebilmesi için oynanan oyunun mesafesini kısaltması ve pas yüzdesini arttırması lazım.Bunu yapacak oyuncu kalitemiz olmadığı gibi oynayan oyuncuların yapısı nedeniyle beklerimizin hücuma katkısı da yok defansın önündeki oyuncuların yeteneği de bu oyun için yeterli değil hal böyle olunca önceki üç oyuncu ile arkalarında oynayan yedi oyuncu arasında kopukluk oluyor oyun içinde Arda ve Elano zaman zaman kendi sahalarına gelince durum daha da vahim bir hale geliyor özellikle ilk devre önce geçtikten sonra oynadığımız oyun İstanbul deplasmanına gelen Anadolu takımlarının oynadığı ilkel bir oyun anlayışına benziyordu öne atılan her top duvara çarpıp geriye dönüyordu bunun neticesinde bireysel bir hata ile golü yedik golden önce yapılan acemilikler zaten bunun habercisiydi.
İkinci yarı Arda biraz hareketlendi oyuna giren Aydın sağa sola etkili koşular yapıp savunma dengesini bozunca rakibi hataya zorladık sonuç olarak bu galibiyet ile takım ve yönetim rahat bir nefes aldı .
Önümüzdeki hafta lig maçı oynamayacağız ayrıca transfer dönemi de sona erecek hem transferler hem de sakat oyuncuların dönüşü ile kadro istenen kaliteye gelecek bundan sonrası teknik heyet ile yönetimin uyum içinde çalışmasına bağlı sene başından beri kötü yönetilen süreç ortada bundan karlı çıkan hiç kimse yok sürekli ortalıkta dolaşan dedikodular hem takımın motivasyonunu olumsuz etkiliyor hem de içinde bulunduğumuz kaos ortamından çıkmamızı engelliyor başkan çıkıp herkesi rahatlatacak eylem ve söylemlerde bulunmalı gerekli adımları ivedilikle atmalıdır kazanılan maça rağmen zedelenen büyük takım imajı tekrar kazanılmalıdır.
Sezonun henüz üç haftasını geride bıraktık daha oynanacak çok maç ,kazanılacak çok puan var ilerisi için umutlanmamızı sağlayacak kalite ve takım bütünlüğü sağlanmadıkça önümüzü göremeyiz geçmişte kaybedilen maçlarda olduğu gibi dün kazanılan maçtan da gerekli dersi almamız şart yoksa son pişmanlık ta fayda etmez.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Eskiden Avrupa’ya giderdik şimdi uçuruma gidiyoruz!

Yaklaşık bir ay önce 31 Temmuz’da Avrupa’da tur zor, ligde şampiyonluk hayal yazmıştım. O gün henüz Belgrad ile berabere kalmıştık. O satırları yazmadan önce oynanan tüm hazırlık karşılaşmalarını izlemiş ve takımımızın sezonu geç açması ve oynadığı kolay hazırlık karşılaşmalarıyla pek de ümit vermediğini düşünmüştüm.

Ardından fikstür çekilince de ilk 4 haftada bir belki iki puan alırız demiştim. İlk 2 hafta itibariyle sıfır çekip ligin en dibine demir attık. En iyi zamanlarımızda yenemediğimiz Eskişehirspor’u bu kadar kötü durumdayken mi yeneceğiz? Bence şu gidişatta çok zor. Gidişat demişken sayın Mehmet Helvacı Bursa yenilgisinden sonra bir açıklama yapmıştı. ‘Takımda kötü bir gidişat olduğunu düşünmüyoruz. Transfer için çalışmalar sürüyor. Mevcut kadronun Lviv’i rahatlıkla eleyecek güce sahip olduğuna inanıyoruz’ demişti kameralara. Yenilginin şokuyla anlamsız bir demeç verdiğini düşünüyorum. Çünkü dün rakip kaleye bile gidemeyen, galibiyete yada en az 3 gollü beraberliğe ihtiyacı olan takımımız tüm maçı karşı kaleye sadece 2 şut atarak bitirdi. Böylece Sayın Helvacı’ya oyuncular net bir cevap verdiler ve Polyanna yöneticimizin derin uykudan uyanmasını sağladılar.

Bu takımın en zayıf yeri defansı. sol bek Hakan Balta her hafta inanılmaz hatalar yapıp mutlaka gol yememize neden oluyor. Sağ bek Ali Turan ben bu mevkiide oynayamam diyor. Servet hala her yan topta gol atan rakiplere refakatçılık yapıyor. Ayhan dışında hiç bir orta saha oyuncusu 2 pası üstüste yapamıyor, sadece koşuyor, hiç bir işe yaramıyor. Geri kalanlar da sakatlıktan yakasını kurtarıp ara sıra sahaya çıkıp oynamaya çalışıyor.

Yönetim ne yapıyor? Tüm yazı bomboş geçirdikleri yetmiyor hala transfer yapmamakta direniyor. Son 3-4 gün. Aldıkları Pino çok iyi oyuncu, doğru. Ancak sakat. Zaten sağlam olsa o oyuncuyu Monaco size o kadar ucuza satar mı? Ucuza aldığınız her oyuncu belli bir kalitenin altında olacaktır. Lorik Cana’nın bizim kötü orta saha oyuncularımızdan daha iyi mi kötü mü olduğunu söylemek pek mümkün değil. Çünkü henüz eskileri kesip kendine kadroda bir yer bulmayı başaramadı bile.

Alınan Türk oyuncular yetenekli ama çoğu yine sakat. En iyileri Mehmet Batdal ve Musa. Musa henüz çok genç ve yetenekli. Pişip olgunlaşması lazım. Mehmet Batdal ise çok iyi bir oyuncu. Oynadıkça Galatasaray için vazgeçilmez olacak. Ama malesef o da sakatlar kervanına katıldı.

Gelelim yönetime. Tüm camia, taraftarlar, basın, herkes Adnan Sezgin’e karşı. Adnan Polat’tan başka seveni olduğunu da sanmıyorum. Yaptığı, pardon bir türlü yapamadığı transferler de ortada. Ancak hala Başkan onu koruyor, kolluyor. Adnan Polat eminim her Galatasaraylı kadar üzülüyor içinde bulunduğumuz duruma. 10 sene önce zirvesinde yer aldığı kupanın bugün ilk turuna dahi kalamıyor. Tarihinin en kötü lig başlangıcını yapıyor. Ve hiç bir maç daha ileriye gidemiyor. Kahrolduğundan eminim. Bu hafta Eskişehir maçını da kaybedersek ki büyük olasılıkla sonuç o yönde olacaktır, Adnan Polat muhtemelen olağanüstü kongre kararı alıp görevi bırakacaktır. Söylendiği gibi Riva arazisinden nemalanma gibi çirkin hedefler yoksa işin içinde bu yönetim yaptığı bir çok pozitif icraata rağmen sportif başarısızlıkta had safhaya ulaştıkları için onurlu bir şekilde istifa edeceklerdir.

İstifa kurtuluş mu? En azından hoca ve yönetim değişikliği takımı daha olumlu etkileyecek, yeni bir başlangıç yapma şansı bulacak oyuncular. Ali Dürüst başkanlığında Fatih Terim’in idareceliğinde Abdullah Avcı, Arif Erdem, Tugay Kerimoğlu’ndan oluşan bir teknik heyetle tekrar mutlu günlerine dönebilir Galatasaray.

Bize düşen artık sabırla bu değişikliğin gerçekleşmesini beklemek. Çünkü bu gidişatta kulüp karanlıkta kör topal gidiyor. Bir sağa çarpıyor bir sola. Ne şöförü var ne direksiyonu. Freni de patlamış uçuruma doğru gidiyor. Uçuruma düşmeden gereği yapılmalı. Yoksa hiç kimse bu işten yakasını sıyıramaz, Galatasaray taraftarı da bu kişileri asla unutup affetmez.

Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/656/27/

PostHeaderIcon TARAFTARA YAZIK

Haftalardır beklenen son nihayet dün akşam gerçekleşti Adnan Polat eseri ile gurur duymalı elbirliği ile dünya markasını rezil ettiler .
Maçtan önce kadrolara baktığımızda zaten durumun ne derece vahim olduğunu anlamıştık .Aylardır kötü değil çok kötü oynayan adamlar oynuyor , yedeklere bakınca zaten neden oynadıklarını da anlamak güç değil .Bu kadar zayıf bir kadronun sorumlusu olan yöneticilerde ayrı bir tebriki hak ediyor koskoca dünya markası ne hallere düşmüş başkan tribünde maçı izliyor aklından neler geçiyor acaba düşündükçe aklım almıyor.
Maç başladı aynı senaryo ,değişen bir şey yok takımda kalite de yok ,ayakta durmaya çalışan Ayhan oda yaşını almış elinden geleni yapıyor sağbek Ali maç boyunca beş metreye pas atamadı her topu rakibe Hakan maşallah evlere şenlik sahada değil koşmak ayakta duracak hali yok iki maçta yenen iki golü ikram etti ayakta durabilen bir sol bek olsa turu geçmiştik.Servet aynı ilk maçtaki gibi gölge markajı yapınca gene gol yedik Mustafa ve Barış için artık yorum yapamıyorum bu arkadaşların kapasitesi bu zaten.
Gelelim yılın transfer bombasına Beşiktaş’ın kapının önüne koyduğu Serdar Özkan bizim kurtarıcımız olmuş maşallah Messi gibi oynuyor üç kişiyi geçip gol atma peşinde aslında kabahat onda değil onu getirende Serdar’ı değil Aydın bizim Serdar Eylik’e bile değişmem.
Arda Turan için artık yorum yapmakta sıkıldım bu kardeşimiz sürekli yanlışlar içinde ,yanlış arkadaşlar,yanlış menajer ve asıl büyük yanlışlar içinde olan yönetimimiz el birliği ile sıfırı tüketmek üzere yönetim maalesef buna çanak tutuyor sırf Arda değil bütün oyuncuları iyi yola teşvik etmesi gerekirken ortada bir başı boşluk var yönetimin yetersiz olduğu apaçık bir şekilde ortaya çıktı.
Başkanın has adamı hala transfer yapacak neye yarayacaksa kulübün itibarını yerlere düşürdükten sonra,dünya çapındaki hocanı rezil ettikten sonra ,bu kulübün adını ağzına alamayacak adamlara malzeme olduktan sonra,bu kadar insanın hayallerini yıktıktan sonra Messi gelse ne olur Ronaldo gelse ne olur küçük hesaplar peşinde koşarak bakkal zihniyeti ile holding yönetmekle bu işler olmuyor.
Şimdi herkes bir kelle peşinde artık bıçak kemiğe dayandı maalesef bu yönetim modeli iflas etmiştir o yüzden bu iş en tepeden başlamadıkça çözüm bulmak mümkün değil başkan ve yönetim kulübe daha fazla zarar vermeden bu işi daha iyi yapacaklara bırakmalılar birkaç kişinin gitmesi ile bu iş çözülmez topyekun bir temizlik şart.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon VAYY KALLEŞ TOP VAYY

SENİN ESERİN ABDULLAH YILMAZ

Evet sevgili Galatasaray’lılar dün akşam oynadığımız Bursaspor maçına sanılanın aksine çok iyi başladık.

takımımız atak üstüne atak yapıyodu ama sadece atak yapıyodu yani,rakip kaleciyi zorlamayacak nitelikte atak

yapılıyodu.Aslında bakarsanız takımın ilk 15-20 dakikada oynadığı futbolu beğendim.
Şimdi diceksiniz ki haydaa neyini beğendin bu futbolun.

Bakın ilk golü yiyene kadar ayağa paslarla topu hızlı bir şekilde kanatlara yayarak etkili olmaya çalıştık,

üst üste sağlı soğlu kornerler kazandık ilk yarıda ki bir pozisyonda,

Sarp ceza alanı içinde topu iyi kontrol ediyor ama istediğ gibii vuramıyor.Tamam bir kez oldu beceriksizlik dedik.

Ama 2.yarıda yine benzer bir pozisyonda bu kez mılan baros topa iyi vuramadı.Vay kalleş top vayy,

rakip ataklarında 2. toplar hep rakipte kaldı vayy hain top seni bulacam,neden bizim şutlar kimseye çarpmaz da,

hep rakibin şutları bizim oyunculara çarpıp gol olur onuda geçtim takım yükleniyor hep son vuruşlarda

bu top bize yamukluk yapıyor.Oyuncularımızın kapasiteleri doğrultusunda fena oynamadığımız halde

bir türlü 2 direğin arasına girmeyen bu lanet top,rakibin daha ilk atağında bizim kalemize giriyor ama,

ne olacak gıcık işte gıcık.Ya yediğimiz 2.gol;

sanki bir suç işlemişiz kendisine karşıda o suçun cezasını vermek

için takımımızın oyuncusuna çarpıp ağlara gidiyor,vay utanmaz vay.

CEBİNDE AKREP Mİ VAR HOCA ?

Evet ilk yarıda öle bir pozisyon yaşandı ki belki katılmazsınız ama bence maçın kaderini etkileyen bir pozisyondu.

Volkan şen topla beraber ilerlerken ayağı kayıyor ve yerdeyken bariz bir şekilde topu eliyle kendisine

doğru çekiyor ve çektikten sonra ki yüz ifadesi aynen şöle sölüyordu ‘ulaa ben ne halt yedim şimdi kızaracam.’

ama gel gör ki daha öncede sarı kartı olan bu oyuncuya kart bile verilmiyor.Hoca  cebinde akrep mi vardı yoksa,

hayırdır ne zaman girdi yahu bu yaratık cebine.

AHH YÖNETİM AHH

Transeferide geçtim artık eğer bu  takımın yöneticilerinden biri çıkıp ”kaybettiğimiz karşılaşmalar

harcayacağımız paradan daha önemli değildir”gibi bir cümle kuruyorsa ben bu yönetimin yaptığı hiçbir hatasına şaşırmam.

Eğer taraftarlarla dalga geçer gibi açıklamalar yapılıyorsa,taraftarlar kandırılıyor ise ve bu taraftarlarında

sabrı taşarsa aslantepe’nin boş trübünlerinde başkan polat ve saz arkadaşları baş başa şeref trübününde

oturur maçları izler artık…

SAYGILARIMLA LEVENT DOĞANAY…

PostHeaderIcon Deniz Bitti

10 mayıs 2008 Galatasaray lig şampiyonu oluyor kadro şöyle Aykut, Sabri, Servet, Emre, Hakan Balta, Barış, Mehmet Topal, Ayhan, Arda, Hakan Şükür, Ümit Karan.
Bu takımdan yedi oyuncu hala takımda dikkat edilirse kadroda yabancı yok zira Bouzid zaten yetersizdi,Lincoln yerlilerin hışmına uğrayıp çürüğe çıkmış ,Nonda yedek Lindeoth ise salonda çalışıyordu.Song parasını isteyince yönetim kapıyı göstermiş ,Carrusca ise geri hizmete yollanmış.
Bütün bunlara rağmen kazanılan bir şampiyonluk var ama değişen bir şey yok Galatasaray gene kötü yönetilmiş resim gayet açık olsa da kazanılan şampiyonluk ayıpları örtmüş aslında bugün o zaman kaybedildi 3 yıldır durum her gün kötüye gitmiş şımartılan oyuncular oyuncağını beğenmeyen çocuklar misali hiç mutlu olmamaktalar.
2006 şampiyonluğunda takım kadrosunda Uğur,Ferhat,Aydın,Mehmet Güven gibi 18-19 yaşlarında paf takım oyuncuları ciddi katkılar yapmıştı.
2006 mart ayında Adnan Polat futbol şube sorumlusu olunca göreve Adnan Sezgin gelmiş ve başlamış genç yetenek avcısı rolüne 2007 yazında, Barış Özbek,Serkan Çalık,Emre Güngör,Servet Çetin,Volkan Yaman,Ahmed Barruso,Lincoln,Linderoth,Nonda gibi 10 alınmış gerekçe olarakta takımı yenilediğini ve bunun tez konusu olacağı söylenmiş.Ertesi yıl tez konusu kesmemiş olacak ki Baros,Kewell,De Sanctis,Meira,Serkan,Alparslan,Ferdi,Yaser gibi 8 oyuncu daha alınmış.
Bu dönemde dikkat çeken nokta sürekli 2. lig veya düşen takımlardan alınan oyuncular ve bu oyuncularla kaybedilen zamanlar , aynı dönemde ilginç olan sürekli kadroya giren alt yapı oyuncularının önünün kesilmiş olması sürekli aldırdığı oyunculara kadroda yer verip alt yapıyı köreltmesi kulübe yapılan en büyük ihanettir.
Transfer konusunda geç kalındığı açık özellikle nisan ayından bu yana hiçbir çalışma yapılamamış olması ,yapılmışsa da bunun uygulanamamış olması sayesinde transferler yapılamamış takım içi denge sürekli dedikodu ortamı sayesinde kaybedilmiştir .Sahaya çıkan takım geçen yıl başarısız olan takımın aynısı durum bu kadar açıkça ortadayken hala güzel laflar söyleyerek taraftarı oyalamayacakları ortada bu durumda yapılacak iş günü değil geleceği kurtaracak hamleler olmalıdır.
Yönetim ve başkan artık bir karar vermelidir kendini kulübün üstünde gören kendi çıkarı için takımı sabote eden oyunculara yol vermelidir.
Alacağı komisyon uğruna oyuncuların gelişimini engelleyen,sürekli kafalarını karıştıran menajerlere dur denmelidir.
Oyuncuların birbirleri ile vakit geçirmelerini sağlayıp Florya’da huzurlu bir ortam tahsis etmelidir.
Teknik heyette oyuncuların değil hocanın saygı duyacağı bir Türk asistan hoca görevlendirmelidir.
Hoca,futbolcu ve yönetim arasında iletişimi sağlayacak dünya futboluna hakim,ülke gerçekleri bilen deneyimli bir yönetici futbol takımına idareci olarak görevlendirilmeli.
Bu önlemler için geç kalınmış olabilir ama unutulmamalıdır ki yarın çok daha geç olabilir.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon Yönetimin İflası

Ligin henüz ikinci haftasında kırılma maçına çıkan bir takım düşünün , bir kulüp düşünün 10 yıl önce Avrupa kupası kazanmış ve 10 yıl sonra bu kadar içi boşalmış olsun.
Maça istekli başladılar ama özgüven kaybı takımı bariz etkilemişti sahada çırpınan ama yetersiz bir ekip vardı gene 8 defansif oyuncu ile maça çıkıldı hoş elde sağlam adam da yoktu o yüzden bu seçim mecburi bir durumdu.Takımın 2 kenar beki hücuma katkı yapamazken 3 orta sahası öne oynayacak yetenekte değilken hücumda çoğalmak mümkün değildi buna sağ forvet oynayan Arda’nın son haftalardaki kötü oyununa devam edince üretkenlik mümkün olmadı olması da beklenemezdi.
Hoca için söyleyecek bir şey yok zira yenik durumdayken bile kenarda oyuna girecek oyuncu olmadığı açık zaten tek değişiklik yapabilmiş olması da bundan sonuçta eldeki malzeme ile daha iyi bir oyun mümkün değil.
Yönetim konusuna gelirsek aylardır takımın ihtiyaçları bilinirken hala oyuncu arayıp takımın motivasyonunu sağlayamamaları,kulüp içinde bir otorite kuramamış olmaları sonlarını hazırlayacak.Bu konuda çok bariz bir noktaya değinmek gerekirse takım kaptanı ve lideri olan Arda Turan buna en açık örnektir.Kaptanınızın menajeri her gün kapı kapı dolaşıp oyuncusunu pazarlamakta ,sürekli bir gazete veya internet sitesinde transfer spekülasyonuna adı karışmakta bu kendiliğinden olacak bir durum değil ,bu durum yeni bir şey de değil zira 3 yıldır hep gündemde dirayetli bir yönetim buna bir çözüm bulmalı hatta bu menajerin bir daha menajerlik yapmasına dahi müsaade etmemeliydi gerekirse fifa kanalıyla lisansını iptal bile etmeliydi ama buna çanak tutulduğu gibi oyuncunun geriye gidişine de çanak tuttular.Benzer durum Servet ile Mehmet Topal içinde geçerliydi bu arkadaşlarında menajerleri sürekli medyada yer buluyordu bu kadar içi boşalmış bir yönetimin iflas etmesi beklenene bir sonuç.
Adnan Sezgin bu kulüpte maaşlı bir çalışan kağıt üzerinde böyle ancak pratikte bakıldığında futboldan anladığı için görev verilmiş futbol takımının idari ve oyuncu kadrosunun planlayan 1 numaralı görevli olarak görev yapıyor.Adnan bey 5 yıldır görevde ve görevi kadroyu planlamak oyuncuları doğru yönetmek lakin yaptığı icraatlar bununla örtüşmemekte yıllardan beri alt liglerden veya düşen takımlardan bir dolu transferler yapmış sürekli kadroyu yenileyerek istikrar yakalayamamış, hoca istikrarını yakalayamamış ise bu görevlinin sorgulanmaması mümkün değil .
Bundan sonrası için söyleyecek umutlu bir durum var mı açıkçası çok fazla bir şey yok olumlu gidişat olması için saha sonuçları iyi olmalı zira yönetim modeli değişmedikçe idari değişim mümkün değil.Takım bu durumdayken bu kadar teslimiyet içinde kaderine razı bir tavırda oynamaya devam ederse ilerdeki günler daha da karanlık olur.

Muhsin MORDENİZ

PostHeaderIcon BÜYÜK İHANET

Belki de tarihinin en kötü başlangıcını yaptı Galatasaray. Bütün bir yaz boş geçti. Ne adam gibi bir transfer yapılabildi ne de mevcut kadro korunabildi. Ligi hayalkırıklıklarıyla üçüncü bitiren takımdan takımın en iyilerinden Keita ve Mehmet Topal satıldı. Yerine ise iki yeni sakat oyuncu alındı. Gelenler ancak bu takımda yedek olabilir.

Herkes kaleciye küfrediyor. Ne oldu Aykut’un yerine Ufuk oynayınca? Bu takımın en son sorumlusu kalecidir. Çünkü önlerinde oynayan sağ bek Ali Turan bu takımda en iyi ihtimalle yedek olabilir. Hakan Balta ise rezilleri oynuyor. Her gün daha kötüye gidiyor. Bu takım sağ bek ve sol bek olmadan sahaya çıksa daha kötü sonuç alamaz.

Hafta içi hiç bir şey yapamayan kadro aynen sahada. Bu takımda en iyi oyuncu Ayhan. Düşünün, o kadar kötü bir orta saha varki, iki toptan birini rakibe yada taca atan Ayhan en iyi oyuncu. Ayhan’dan başka kimse sorumluluk alıp ileriye doğru oynamıyor. M.Sarp tamamen saklanıyor, Barış çırpınıyor ama yetenekleri sınırlı.

Her maç inanılmaz derecede kolay goller yiyor bu takım. Rijkaard’ın hiç bir katkısı olmuyor. Kanattan oyuncuya orta yaptırırsan böyle golleri de yersin. Balta yok yerinde M.Sarp basmaya çalışıyor ama hiç bir rahatsızlık veremiyor Volkan’a. O da çok rahat bir şekilde orta yapıyor. Defanstan dönen topa adam bomboş kaleye bomboş vuruş yapıyor. Yanında bir tek oyuncu yok. 3 ön libero oynuyor tkaımda hala o noktadan bu kadar kolay bir gol yiyor. Demekki bu adamlarla omuyor. Ayhan, M.Sarp ve Barış yada Lorik Cana ile oynanan her maçı bu takım kaybetmeye mahkumdur.

Rijkaard’ın sisteminde kanatlardan savunmaya destek olan kimse yok. Orta göbek ise bal yapmayan arı. Sadece koşuyorlar. Ne top kapıyorlar, ne de oyun kurabiliyorlar. Hiç bir katkıları olmuyor.

Hücumdan bahsetmeye bile gerek yok. Pozisyonlar tamamen karambol. Baros çok savruktu bugün. Bulunan pozisyonları heba etti. Sadece ilk devre Kewell’ın inanılmaz şutunu kaleci Ivankov direk dibinden çıkardı.

Hakeme gelince, ilginç bir maç yönetti. Ancak Volkan Şen’in sarı kartı varken topu elle bilerek oynaması ve oynadıktan sonra da yaptığı hatanın farkına varıp pişman olması aslında onun 2. sarı kartla oyundan atılması gerektiğinin en önemli kanıtı.

Herşey bir kenara Galatasaray futbol oynamıyor. Oynayamıyor. Her maç bu daha da çok belli oluyor. Haftalardır diyoruz ki dökülüyoruz, hazır değiliz. Ve bu kadro asla 4-3-3 oynayamaz. Şu mübarek Ramazan’da gökten melekler inse de bu takım bu oyunu oynayamaz.

Hiç bir şey oynaymadığımız için de saha oyuncular kenarda Rijkaard çirkinleşip duruyor. Şu anki gidişatta bu kadro ve bu hoca sla ve asla bu sıkıntılı süreçten çıkamazlar. + maçta 1 puan alırız demiştim. Malesef lig başlamadan söylediğim bu tahmin aynen doğru çıkıyor. Bu kötü takımın hafta içi Ukrayna’da haftasonu da Eskişehir’de başarılı olma şansı çok çok az.

Bu gidişatta Adnan Polat, Adnan Sezgin ve Rijkaard’a destek olan herkes bu takıma ihanet ediyordur bana göre. Rijkaard geldiğinden beri bu tkaıma hiç bir şey vermediği gibi her geçen gün geriye gidişini sağladı.

Bütün bir yaz sezonu gerekli transferleri yapamadılar. Dün Beşiktaş’ı yenen İstanbul BŞB’den daha mı zayıf bu takımın kadrosu? Asla değil. Bu durumda bu takımı oynatan Rijkaard ile İstanbul BŞB’yi çalıştıran Abdullah Avcı’yı karşı karşıya getirin lütfen. Hangisi daha başarılı, aklı selim biri çıksın yorum yapsın. Rijkaard hiç bir pozitif katkı yapmadığı gibi sürekli Mehmet Helvacı ve diğer yöneticiler tarafından korunuyor. Tahminim Rijkaard gibi bir ismi takımdan gönderen isim olmamak için ısrarla bu kötü gidişe destek oluyorlar. Kadro zayıf. Hoca zayıf. Moral zayıf. Yönetim zayıf. Bu gidişatı durduracak hiç bir şey görünmüyor.

Acil olarak radikal kararlar alınmalı. Aksi taktirde bu sezon boşa gider. 2. devrede yeni stadda kimseye kombine satamazlar. Takım her geçen gün daha da dibe batıyor. Ve yöneticiler kendi hatalarını kabul etmedikleri gibi ısrarla hiç bir sorun yokmuş gibi demeçler veriyorlar. Sanırım taracftarı iyice aptal sanmaay başladı bunlar!
Yazar Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/655/27/

PostHeaderIcon Bermuda Adnan Üçgeni

İlk turdan sonra kuralar çekilip rakipler belli olduğunda tarflı tarafsız herkes Galatasaray’a çıkan rakibin en kolayı olduğunu söylüyordu. Ama bugün gördükki işler kağıt üstündeki gibi olmuyor. Galatasaray’ın adı maçları kazanmaya yetmiyor.

İlk devre yenilen 2 gol, taraftarın tepkisi son 6 ayda Ali Sami Yen’de her hafta görmeye alıştığımız bir tabloydu. Son dönemde sportif başarıdan çok uzak bir takım var önümzüde. Bu da kendilerine güvenlerini kaybetmeye neden oluyor.

Oynadıkları bu sistemle, bu teknik direktör zihniyetiyle bir yere varmak mümkün değil. 4-3-3 nedeniyle sağ ve sol bek tüm maç boyu yalnız kalıyor. Öndeki kanatlar asla geriye gelip savunmaya yardım etmiyor. Bu seferde yetenekleri kısıtlı olan savunma oyuncuları hata üstüne hata yapıyor. Sağ kanatta Ali Turan yine çok formsuz, talihsiz bir maç çıkardı. Diğer kanattaki Hakan Balta son maçlarda olduğu gibi yine bir golde rakibe büyük katkı sağladı. Kaleci Aykut’a diyecek fazla bir şey yok. Kaleyi tutan 3 toptan 2′si bir şekilde gol oluyor. Yan toplardaki eksikliği defansın da yan top eksikliğiyle birleşince kanatlardan atılan her topta taraftar kalp krizi geçiriyor. Servet ve Neill de formsuzluklarına devam ediyor.

Orta alanda Ayhan takımı ileriye götürmeye çalışan tek oyuncu. Tüm maç çok çalıştı. Sadece Ayhan ileriye doğru oynamayı deniyor, risk alıyor. Arada da top kaptırıyor. ama doğru işleri yapabilen tek oyuncumuz o. diğerleri hiç bir şekilde ileriye doğru oynamıyor. Sürekli yana geriye oynayan bir takım da tabiki üretken olamıyor.

Mustafa Sarp gücü 60′larda bitene kadar çok çalışıyor. Ama 60′dan sonra da sürekli rakibin arkasına saklanarak oynuyor. Galatasaray’ın bu pozisyondaki ihtiyacı olan adam sadece top rakipteyken değil, bizim ayağımızdayken de kendini gösterip ileriye doğru pas atabilecek bir adam. Barış çalışkan. ama bildiğiniz gibi. Savruk. Yine oyuna girmesi bir ateşleme oldu takıma.

Forvet hattına gelecek olursak Serdar Özkan gönderilen Keita’nın sağ bacağı olmaz. Arda kontenjanıyla transfer edilip kadroda kendine yer buluyor ama çok fazla sürmez gibi görünüyor.

Ekürisi Arda için söylenebilecek fazla bir şey yok. Bu akşamki maça gelmediği için Arda için fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Bir cümleyle Arda konusunu geçmek istiyorum. Her duran topun başına o geliyor, nedense. Arda çok yetenekli, kabul. Ama bu tüm duran topları onun kullanmasını gerektirmiyor. Hele hele bu takımın elinde dünyanın en iyi duran top kullanıcılarından biri olan Harry Kewell varken. En sonunda taraftarın baskısıyla topu Kewell’a bıraktı, doğru da yaptı.

Mehmet Batdal Başkan Adnan Polat’ın bu yıl yaptığı en iyi transfer şu ana kadar. Malesef sakatlandı. Keşke devam edebilseydi. Muhteşem yetenekli. Çok verimli oynuyor. ayaklarına çok hakim. Futbolu bilerek oynuyor. Oynadıkça tecrübe kazancak ve Galatasaray’a çok fayda sağlayacak. Gol atmaya da başlarsa en geç bir yıl içerisinde milli takıma davet edileceğini düşünüyorum.

M.Batdal sakatlanıp çıkınca yerine sakatlıktan yeni kurtulan Baros girdi. Henüz hazır olmasa da 2 gol attı ve günü kurtaran isimlerden biri oldu. Sınıfı farklı, kumaşı farklı. Sahadaki duruşu farklı. Umarım sakatlanmaz tekrar.

Sıra geldi aslan payını her zamanki gibi en çok hakeden kişiye. Harry Kewell!.. Sahada varını yoğunu ortaya koyan bir kaç kişiden biri. İkinci devre sazı eline aldı. Muhteşem 2 asist yaptı Baros’a. Attığı bir kaç güzel pas malesef gole dönüşemedi. Ama sahadaki varlığı Galatasaray için her zaman çok faydalı, çok etkili. Kewell bu takımın en öndemli değeri. Bir de sözleşme yenilemekte geciktiklerini düşünürsek yönetimin hiç bir işi doğru yapamadığını bir kez daha anlamış oluruz.

Şimdi bir takımda bir iki isim kötüyse o isimleri kritize etmekte herkes haklı olabilir. Ama takımın tamamı kötüyse ve sürekli kötü olmaya hatta daha da kötüye doğru gidiyorsa o zaman hatalı oyuncular değil kesinlikle ve kesinlikle TEKNİK DİREKTÖR’dür.

G.Saray 4-3-3 oynayamıyor. Oynamıyor da zaten, beceremiyor. Bu kulübün karakteristiği 4-4-2. Böylece bekler de yalnız kalmıyor. Önlerinde birileri daha oluyor rakibi karşılayan. Rijkaard bu sistemde bu oyuncularla ısrar ettiği müddetçe başarı Kaf Dağı’nın çok ötesinde.

Lig başladı. Dünyanın en zayıf takımlarına karşı turu geçme şansını ikinci kez yitirmek üzere G.Saray. Lige de berbat bir başlangıç yaptı. En kötüsü hiç bir şey oynamıyor takım. Bu durumda hala transfer yapmayı beceremeyen yönetim de mutlak suretle eleştirilmeyi hak ediyor. Mevcut oyuncularla etkili olamayan Rijkaard da en az yönetim kadar suçlu. Çünkü takım o geldiğinden beri sürekli geriye gidiyor. İlk geldiğinde hepimiz heyecanlandık. Rakipler de çekindi. Herkes G.Saray’dan bir korkuyorsa 3 korkmaya başladı. ama sonra takke düştü kel göründü. Rijkaard bu takıma bir şey katmadığı gibi sabote etmeye de devam ediyor. Şimdi kimse korkmuyor. İki kere G.Saray’ın üstüne gelen her takım biliyorki en az bir gol atıp dönecek.

Yönetim yol yakınken kesinlikle bir akım şeyleri gözden geçirmeli. Rijkaard ya yanlışlarından vazgeçmeli yada evine dönmeli. Bu kadro Fatih Terim yada Abdullah Avcı’ya teslim edilmeli. Şu ankindan daha kötü olmaları mümkün değil.

Bugün ilk devre hayatımda seyrettiğim en amaçsız, en kötü G.Saray vardı sahada. Birileri buna DUR demeli.

Taraftarın Aykut dışında başkalarını protesto etmesi bir parça akıllandıkalrını gösteriyor. Çünkü hatayı yapan tüm takım. Ortadaki ön liberolar etkisiz. Savunamdki bekler içler acısı. Stoperler son derece formsuz. Taraftar kaleciye küfredyor. Evet Aykut büyük bir kaleci değil, bunu da iddia etmiyor kimse. Ama milli takımın savunmasının bel kemiğini oluşturan Servet birinci golde, Hakan Balta ikinci golde rakiplerine refakatçilik yapıyorsa bu işin başındakilerin bu konuyu düşünmeleri şart.

Ayrıca transfer yapılamamasından ve başarısız kötü bir takım izlemekten sıkılan taraftarın Adnan Sezgin’i istifaya davet etmesi günün en doğru anıydı. Ancak eminimki Başkan, A. Sezgin’den memnundur. Adnan Polat, Adnan Sezgin ve Rijkaard’dan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni’nde Galatasarayımız her geçen gün daha kötüye gitmeye devam ediyor.

Esas korkum Bursa maçıyla ilgili. Geçen hafta 3 oyuncusu milli takımda 90 dakika oynayan Rijkaard Sivas’a yenilince bunu mazeret olarak sürmüştü. Şimdi bu gece tüm takım 90 dakika sahadaydı. Aynı bahaneyi düşünürsek Bursa’nın bize 5 gol atması Rijkaard için süpriz olmayacaktır.
Yazar Güçlü Gönüleri

http://www.bindokuzyuzbes.com/content/view/654/27/

PostHeaderIcon SİLKELEN BİRAZ GALATASARAY TARAFTARI

Stad’da Galatasaray’ı izleme fırsatı bulanlar çok şanslısınız ama bulduğunuz bu şansı iyi kullanmalısınız.

Rakip dalga dalga geliyor üstümüze trübünlerde nedeni belirsiz karışık tuhaf  vede ninni gibi bir ses yükseliyor.

Offf uyku bastı beni birden, kendimi düşününce sahada mücadele etmek zorunda kalan oyunculara üzülüyorum.

Çünkü; futbolcu biraz duygusal bir çocuk ve birazda araba gibidir. Rakip üzerine gelirken takımın

Lay lay layyyy saldır GALATASARAY yok canım belkide top rakipte olduğu için saldıramıyolardır,

o anda takımı değil rakibi uyutmamız gerekiyor bunun içinde;

Biraz ürkütücü biraz korkutucu biraz dehşet verici sesler çıkarılmalı yada hareketsel olarak tepkiler verilmeli ki.

En azından rakibin rahat top yapmasını ve pozisyon bulmasını biraz engelleyebilelim.
Sadece bu anlarda mı ? Hayır mesela takım geriye düştüğünde takımı atak yapmak için şevke getirmeliyiz.

Mücadele etmek için hırs aşılamalıyız, o an aşalım artık ninni vari tezahuratları besteleri söylemeyi..

Birazda maçı yaşamaya çalışmalıyız pozisyon ile alakalı tepkiler vermeliyiz.

Çünkü taraftar demek; tıpkı bir rüzgarın gemiyi itmesi takımı rakibin üzerine itmelidir yada, bunu yapmaya zorlamalıdır, çünkü futbolda taraftar büyük bir etkendir..

Ama trübünlerde olduğu zaman ne kadar etkili olabildiği önemlidir.Birde hakemi baskı altına alma konusu var.

Nedense bu konu konuşulduğunda herkes bunu ille küfüre yoruyor sahaya yabancı madde atmaya yoruyor.

Tepki takıma takıma zarar vermemeli aksine takıma çok şey kazandırmalı..

Mesela rakip takımın ”x” oyuncusu takımımızın ”y” oyuncusunu durdurmak için arkadan sert bir tekme salladı ve hakem olay yerine geldi ama sadece faul çalmaya niyetli kartı düşünmüyor bile, heyy taraftar böyle susacakmısınız şimdi siz, illa bağırmanız gerekmiyor ki ıslık çalmayıda mı öğretmediler size hiç, ıslık çalsanız ya aynı anda hakemi ürküten, korkutan ve ona verdiği kararda geri adım attıran bir tonla.

Unutmayın maçı kaybettirmek değildir taraftar,

Şampiyonluklar kazandırır asıl taraftar.

Umarım bundan sonra ki maçlarda, mücadele etmeyen takıma mücadele etmeyi ve en önemlisi sahadaki futbolculara GALATASARAY ruhunu enjekte edecek nitelikte olabilecek daha tempolu daha ürkütücü ve takımı dahada coşturacak tezahüratlarla stadları inletirsiniz…

LEVENT DOĞANAY

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar