Nisan, 2010 için Arşiv

PostHeaderIcon Çıkmadık Candan Ümit Kesilmez

          Tekrar merhaba.önceki yazımda fb-bjk derbisinde ve bursayla oynayacağımız maçta bizim en çok işimize gelen sonuçların ortaya çıkmasını ,bunun sonucunda da tekrar şampiyonluk potasına girmemizi dilemiştik.fakat bırakın en iyi sonucu belki de bizi en çok üzen sonuçlar ortaya çıktı.ne yazık ki artık şampiyonluk kelimesini ağza alabilmek imkansız oldu.çok özlediğimiz şampiyonlar ligi de zora girdi.fakat Rijkaard diyor ki: “önümüzdeki sezonu değil önümüzdeki maçları düşünüyoruz”. aslında doğru da diyor.çıkmadık candan ümit kesilmez.

          Bursaspor maçı son dönemlerde Türkiye liglerinde izlediğim en muhteşem maçtı.iki tarafta harika oynadı. klişe bir tabirle tek eksik goldü.gol izleyemeden böylesine keyif alabildiğimiz bir maçta gol olsa neler olurdu kimbilir.bir de hakem Bünyamin Gezer olmasa. kritik hatalar yapmadı ama otoriter görünümünü korumak için kırmızı kartlarda çok abarttı.

          Oyuncular açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse kaleden başlamak istiyorum.geçen hafta kaleyi artık tamamen iki Türk’ümüze emanet etmemiz gerektiğini yazmıştım.Aykut beni haksız çıkartmadı.bizim bugüne kadar bu çocuğa güvenmememizin sebebi bir zamanlar kalemizi Mondragon’un koruyor olmasıydı.biz Aykut’tan bir Mondragon olmasını bekledik.bu beklenti karşılıksız çıkınca yabancılara yöneldik.ama bunu yaparken neyi unuttuk : ne Türk ne yabancı farketmez,bir Mondragon olmak kolay değildir.o yüzden bence artık Aykut’unda gayet iyi olan kalecilik yeteneklerine güvenilmeli. şu son iki sezondur gelen yabancılardan eksiği yok fazlası var.üstelik Ufuk’ta gayet iyi bir kaleci.sadece büyük takım kaleciliği konusunda tecrübesiz. Sabri sakatlıktan çıktıktan sonra oynamayı özlemiş olacak ki 2 hafta çok iyi bir performans göstermişti. ama son 2 haftadır ise yine bize stres yaşatan Sabri olmaya başladı.orta sahanın bile ilerisinden kornere attığı top çok ilginçti.Caner çok istekli,çok arzulu ama geri dörtlüde oynadığı sürece belli bir müddet bize Sabri’nin yaşattıklarını yaşatacak gibi görünüyor.ortada Neill-H.Balta uyumu mükemmel.Neill’ı her maç hayranlıkla izliyorum.Mehmet Topal savunma yönüyle çok faydalı bir futbol sergiliyor.ama kendi potansiyelinin çok altında oynadığının kendisi de farkında olacak ki yapacağı en ufak bir hatada taraftarın olumsuz tepkisiyle karşılaşmaktan çekiniyor ve bu yüzden sürekli geriye ,top bizde kalsıncı bi şekilde oynamayı tercih ediyor.bunun sonucunda hızlı çıkmamız gereken pozisyonlar Topal yüzünden set hücumuna dönüşüyor.maç içinde daa sağlıklı düşünerek oynaması gerekli.Elano’nun durumu ise vahim.kendini takımdan iyice soyutlamış durumda.ya o takımın dilinden anlamıyor,ya da takım onun dilinden anlamıyor.çok yetenekli bir futbolcu ama sanırımı futbolun kimyası Elano ile Galatasarayı aynı kefeye koyamıyor.takımda kalıp kalmayacağı konusunda teknik heyetin vereceği karar en doğru karar olacaktır.

          Şimdilik aklımdan geçenler bunlar .görüşmek üzere

PostHeaderIcon Güle Güle Arda Turan…

Kızacak bir kişi varsa bu işin başındakine kızacaksın arkadaş. Başa geçtiğinden beri dünyanın parasını harcayıp üstüne sportif olarak sürekli geri gitmeyi başaran kim? Ben miyim? Adnan Polat’a bir kez daha oy verenler düşünsün şimdi. Son derece başarısız olmayı başaran ekibiyle mutlu olduğunu söyleyen, tam sayfa röportaj veren, oyuncuları suçlayan kim ben miyim? Ben mi getirdim o teknik heyeti, o futbolcuları bu takıma. Ortada bir başarısızlık varsa ki vardır, çıkıp hesabı birinin ödemesi gerekir.

Futbolda başarılı olmak istiyorsan oyuncun; hem yetenekli olacak, hem zeki ve akıllı olacak, hem de çalışkan, özverili olacak, forma aşkıyla oynayacak. Galatasaray’da şu an bu kriterleri dört dörtlük dolduran bir oyuncu yok. Sabri çok çalışkan, çok özverili, tamamen forma aşkıyla çalışıyor, oynuyor. Ancak yetenekli değil ve futbol zekası yok. Arda kağıt üstünde çok yetenekli, forma aşkı da var. Ama çalışkan değil, sahada sadece kabadayı gibi yürüyor, taraftara posta koyuyor. Sorarsan son on hafta bir iş yaptın mı diye, cevap yok. Galatasaraylılığına, forma sevgisine söyleyecek tek kelime yok. Tüm tribün çok seviyor kendisini. Ama 10 numaralı formayı giyip koluna pazu bandını takıyorsa herkes Arda’dan daha fazlasını bekliyor. M.Topal gerçekten soyadı gibi. Yalnızken kendi arkadaşına pas vermeyi başaramıyor, ben merak ediyorum tek başına uçağa binip Valencia’ya gitmeyi başarabilecek mi acaba?

En iyisi tek tek bakalım. Önce teknik heyet. Mutlak kazanması gereken Atletico Madrid ve Fener maçlarında kenar yönetim olarak tüm hamleleri negatif sonuçlanan Rijkaard ve ekibi bugün Bursa karşısında da başarılı olamadı. Baktığımızda geçen yıla göre kadro çok çok büyüdü. Ama Rijkaard bir oyun felsefesi otrttu mu? Bir başarı yakaladı mı? Galatasaray takımına şunu verdi diyebiliyor muyuz? Hepsinin cevabı çok net bir şekilde cevabı HAYIR. E, bu durumda Skibbe’nin, Bülent Korkmaz’ın ne suçu vardı? Yada Inamoto’yla oynatılan Eric Gerets’in? Rijkaard ve ekibi ellerindeki kadronun kesinlikle hakkını veremedi. Son derece başarısızlar.

Yönetime gelince hem kurdukları kadroyu bir arada tutamadılar, hem de devre arası en golcü oyuncu Shabani Nonda’yı gönderip hiç bir işe yaramayan Jo ve Gio’yu aldılar. Sakatların bir an önce sahaya dönmelerini sağlayamadılar. Bir de üstüne sezon başı yıllar boyu unutulmayacak Cemal Nalga skandalına neden oldular. Üstelik şube sorumlusu Yiğit Şardan istifa ettikten sonra, kendisini tekrar yönetime aldılar. Tabi Japonya değil burası. Kimse şuçunu kabul etmez bu ülkede. Gayet normal. Son derece suçludur bu yönetim. Sponsor bulmak değil temel görevleri. Spor kulübü burası, ticari işletme değil. Sportif başarı yakalamak olmalı primer amaçları, sponsor bulmak değil.

Oyuncularda kaleci Leo Franco sezon sonunu beklemeden gönderilmeli bence. Buralarda vakit kaybetmesin, yazık gitsin kendine kulüp bulsun. Allah’tan son haftalarda kaleye Aykut geçti de Galatasaray kalecilerinin de gol kurtarabileceğini görmüş olduk. Evet savunma dökülüyor. Her hafta rakiplere bolca pozisyon veriyoruz ama daha önce gelen her top gol oluyordu. Oysa şimdi Aykut ile gol kurtarmanın ne demek olduğunu öğrenemey başladık tekrar. Eğer üstün başarı sahibi G.Saray yönetimi seneye de Türk kalecileri ekarte edip saçma sapan bir yabancı kaleci daha alırsa, ben olsam Aykut’un yerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin’e giderim.

Jo, Caner, Servet, M.Topal, M.Sarp umarım gelecek sene bu formayı giyiyor olmazlar. Akılsız, faydasız adamların bu takımda yeri olmamalı. Gio Dos Santos ve Elano da tartışılır. Bu beşi olmasın, alt yapıdan gençlerle oynayalım bakın bakalım bu taraftar nasıl inletiyor o tribünleri. Ruhsuz değil adam gibi adam istiyoruz. M.Sarp bugün oyuna girdi, ayağına değen her topu rakibe verdi. Zaten o iş için Mehmet Topal’ı tutuyoruz saha içinde. İkinci girince iyice düşüyoruz. Bir de günün en iyilerinden biri olan Elano’yu çıkardı Rijkaard yine, akıllara zarar. Elano, Arda, Gio Dos Santos’u çıkarıp kimle maçı kazanmayı planladı çok merak ediyorum.

Daha da önemlisi bu sezon sonu Dünya Kupası var. Orda forma giymesi muhtemel Kewell, Neill, Elano, Gio Dos Santos gibi adamlar sezon açılışına gelemeyecekler. Malesef çok iyi biliyoruz ki sezon başı kampına katılamayan tüm oyuncular çok başarısız sezon geçiriyorlar. Hem yeterince dinlenememiş oluyorlar hem de sezon başı yüklemeleri kaçırmış oluyorlar. Bakalım bu oyuncuların hangisi seneye kadromuzda olacak? Hangisi ne zaman katılacak? Yetmez gibi faydasız futbolcu transferinde büyük sihirbazlıklar yapanlar kimleri alacak gidenlerin yerine? Yine Dünya Kupası’na gidip takıam çok az katkı sağlayan oyuncular mı alacaklar acaba? Bir de Lincoln sonrası bu takıma ben olduğum müddetçe bir daha Brezilyalı alınmayacak deyip hem Elano’yu yetmez gibi üstüne hem de Jo’yu transfer eden Adnan Polat’a saygıyla bir kez daha anıyoruz.

Eğer istikrar adına Rijkaard kalacaksa bu takımın başında yanına mutlaka ama mutlaka söz sahibi bir Türk antrenör getirilmeli. Suat Kaya, Tugay Kerimoğlu, keşke kabul etseler Abdullah Avcı, Bülent Korkmaz… Kalmayacaksa da olabiliyorsa Fatih Terim, olamıyorsa da mutlak suretle Abdullah Avcı’ya görev verilmeli. Artık kariyerli yabancı falan değil, bu kulübe sevdalı birileri gelmeli bu takımın başına. Çünkü gelen yabancı teknik adamın Türkiye’yi, Türk futbolunu, Galatasaray mantalitesini tanıması yıllar alıyor. Bu yabancı hocanın yanına bir Türk antrenörü de ekibe koymayı başaramayan Adnan Polat ve ekibini bir kez daha saygıyla anıyorum.

Kimse yanlış anlamasın, ne Adnan Polat, ne diğer yöneticiler; ne Rijkaard, ne de diğer teknik ekip. Kimseyle alıp veremediğimiz yok. Hepimiz Galatasaray’ın başarısını istiyoruz. Biz yağmur, çamur demeden her maça gidiyoruz taraftar olarak. Ve şunu söylüyoruz sevgimiz renklere, sizlere değil. Buna hoca, futbolcu, yönetici herkes giriyor. Yöneticiler geliyor en fazla 3-5 sene görev alıyor, sonra ortalardan çekiliyor. Futbolcu geliyor, formayı öpüyor, resim çektiriyor. 3-5 sene sonra gidip ezeli rakibine imza atıyor. Ancak bu taraftar 3 senede geçse 5 sene de geçse Ali Sami Yen’i terketmiyor, sarı kırmızı parçalı formayı sırtından çıkarmıyor. Herkes bunu böyle bilsin.

Not: Maçtan sonra Arda basın mensuplarının sorularına çok ilginç cevaplar vermiş. Her zaman söylüyoruz, Arda’nın Galatasaraylılığı değil tartışılan, ona karşı olan yüksek beklenti ve Arda’nın ligin 2. devresinde performansının düşmesi ile bu beklentiye gereken karşılığı verememiş olması. Taraftara kırgın değilim dedi, ben de üzülüyorum dedi. Çoğunlukla güzel konuştu. Ancak seneye de burdayım demedi. Yönetim bilir dedi. Git derlerse giderim, kal derlerse kalırım dedi. Gönlümden Avrupa’da oynamak geçiyor dedi. Ama kalmak istiyorum ya da ona yakın bir manaya gelen herhangi bir söz söylemedi kesinlikle. Belli ki bu iş bitmiş. İfadelerinden mimiklerinden bu çok net anlaşılıyor. Umarım iyi bir bonservis bedeli karşılığında gerçekleşmiştir satışı. Bir de gerçekten M.Topal’ı satabilirse G.Saray Valencia’ya çok büyük iş yapmış oalcak. Yıllardır Servet’in, M.Topal’ın Sabri’nin talipleri geldi gitti, geldi gitti ama bir türlü bu oyuncuları alıp götüremedi. Umarım bu sezon sonunda bunların hepsi gerçek olur. Yönetim de sürekli yurt dışına gitmeyi değil, burada kalıp Galatasaray’a hizmet etmeyi tercih eden futbolcuları kadroya katmayı başarır.

Güçlü Gönüleri

www.bindokuzyuzbes.com

PostHeaderIcon Bursa Maçı,Arda Turan Ve Gelecek

Dün Akşam maç öncesi, maç sonrası ve maç sırasında çok değişik duygular içinde maçı izledik öncelikle Fenerbahçe’nin Kasımpaşa maçı sonrası biraz kafa karışıklığı seyirci açısından çözülmüştü ama görünen sahada çözülmemişti dün akşam herkesin tek istemediği sonuç beraberlikti ve derlerya istemediğin ot dibinde biter diye bizimde başımıza bu geldi.

Maça çok iyi başlayan takımımız bu sesonun en iyi topunu oynarken kafalarındaki karışıklık tüm sezonun çalkantıları son vuruşu yapmalarına mani oldu evet gol gelmedikçe seyircide gerildi bu sene zaten yeterince gerilen seyirci kendi kendine söylene söylene maçı bitirdi.

Artık taraftarda bazı gerçekleri gördü transferle yada bonservisi elinde adam almakla bu iş olmuyor maç sonrası Arda Turan kardeşimiz daha önce yazdığım arday’a açık mektup yazısının önemini ortaya koyan bir açıklama yaptı.

Sevgili arda kimse seni suçlu görmüyor ama sen okadar yanlız bırakıldınki sende haklı olarak bu açıklamaları yapıyorsun bizdede suç var senin sırtına gereğinden fazla yükler yükledik bizde suçluyuz çünki yönetimi uyarmadan her yaptıklarına destek verdik geçmişte yaşanan kötü sonuçlar bizimde gözümüzü kör etti bu manada.

Şimdi artık yargılşamayı bırakıp bir bütün olmalıyız aynı karşıyaka’da olduğu gibi bizde eğrisiyle doğrusuyla takım olmalıyız ve önümüze bakmalıyız 2011 yılında yeni stadyumumuza futbolun sarayına taşınırken bu sorunları çözüp öyle gitmeliyiz sarayımıza.Galatasarayın büyüklüğü bize bunu yapmayı gerektiriyor.

Geçen hafta boyunca Galatasaraya baskı yapmaya çalışanlar bu takımı ve taraftarını gerenler umarım artık susarlar ve umudum olmasada futbolun marka değeri diyen TFF artık bunlara bir son verir yada kendilerine son verirler.Birde dün akşamın bünyamin gezeri vardı tam beklediğimiz gibi maç yönetti hem bursayı hem bizi doğradı allahtan artık seyirci bünyamin gezerin provakasyonlarına gelmiyorda daha büyük saha olaylarına sebep olmadılar.

Dün akşamın kazananı fenerbahçeydi ama uzun vadede eğer gerekli dersleri çıkartırlarsa Başta Galatasaray kulübü,arda turan,ve bizler 2011 de yeni sarayımıza kazanarak gitmiş oluruz.Artık Görev Yönetimde ve Başkanda.

ABD yeniden keşfetmeye gerek yok Galatasarayın geçmişi bunların nasıl aşılacağını bize gösteriyor yapılması gereken geçmişte yaşanan derslerden gerekeni çıkartıp sorun çözülmeli.

Sevgili Galatasarayllılar göreceksiniz uzun vadede kazanan bizler olucaz.

Herşeyin Gönlünüzce Olması Dileğiyle.

PostHeaderIcon BİZE GELEN BİZE BENZEMESİN…

“Bize gelen bize benzer de,biz acaba neye benzeriz… ”

Neye benzediğimiz konusu, aslında bahsedilen konuya,herkesin kendi yorumuna göre değişebilir bir kavram olmasına rağmen bizden önceki yıllar da demek ki atalarımızda bu durumdan hoşnutsuzluk içinde olmuş olmalılar ki böyle bir cümle kurmuşlar.Tıpkı şimdi futbolla,Galatasaray ile ilgilenen bir çoğumuzun dediği gibi…

            Her sene saatlerce forumlarda nöbetler tutarak takip ettiğimiz,binlerce kişinin ismine özel şarkılar besteleyerek havaalanlarına koştuğumuz ünlü futbolcular,nasıl olup da ülkemize geldiği andan itibaren Avrupa da ki bizi cezbeden futbol kimliği bir anda erezyona uğrayabiliyor.Üzerinde çok uzun uzun tartışmalar yapılabilecek bir konu.Kimi idari hata der,kimi bizim futbolcuya aşırı sevgi gösterilerinde bulunmamız der,kimi teknik hata der…Bu nokta noktalar uzar gider.Ama dün oynanan Bayern Münih – Lyon maçında  her iki takımın sahaya çıkan ilk onbirlerini,bir önceki akşam İnter – Barcelona maçında galaksi takımı denen Barcelona’ya karşı İnter’in sahaya çıkan onbirini görünce ve oyuncuların teknik özelliklerini düşününce, bizim ülkemizde bazı şeylerin medya ve çok bilmiş futbol ulemaları tarafından sırf tabela temelli olarak yanlış yönlendirilerek bizleri de yanlış düşünceye sevkettiğini düşündüm.

            Şimdi bunları kısaca kendi takımımızdan ve mevcut şampiyonlar ligi yarı finalisti 4 takımın kadrolarına bakarak kabaca bir analiz yapmaya çalışalım.Salı günü Barcelona karşısına çıkan İnter kadrosunun orta saha yapısına bakarsak ;

Motta                                     Pandev

                        Sneijder          Etoo

Cambiasso                              Milito 

 Bu kadronun Galatasaray’da olduğunu düşünelim.Bırakın şampiyonlar liginde yarı final maçında Barcelona karşısına çıkmayı Kadıköy de derbiye çıktığını ve yenildiğini düşünelim.Akşam mevcut teknik direktör her kimse bugün için Riijkard, türk futbolunu bilmemekle,bu kadroyla Kadıköy’e çıkmanın intihar olduğunu söylemekle cümelerine besmele çekerler.

Topal               Santos

            Arda               Baros

Elano              Keita

 İle kendi evinde Bursaspor karşısına çıkarsa perişan olduğunu söylemek nasıl bir futbol düşüncesidir.Sorgulanması gereken bu kadronun Bursa karşısına çıkıp çıkmaması mıdır?Yoksa Avrupa da oynarken risk alan,sorumluluk alan,belli bir takım savunması içinde görevini eksiksiz yerine getiren yabancı oyuncuların Türkiye’ye geldikten sonra Türk futbol anlayışına özümseyerek sadece oyunun bir yönünü oynama isteği midir?Günümüz iki yönlü orta saha oyuncularının belki de Türkiye de ki tek örneği Elano’nun,bu ülkeye geldikten sonra nasıl olup da kısa sürede futbol anlayışı Ayhan varileşmiştir.Bunu ona kazandıran ama kendisinden kaybettiren ne yazık ki bu ülkenin çürümüş,kokuşmuş futbola bakış açısıdır.

Bir diğer örneğe bakalım. Bayern Münih Lyon karşısına orta sahada ;

Robben Pranjic Bastian Ribery

 İle sahaya çıkmış.Bizde yapılacak ilk yorum şu; bu orta sahada savaşçı bir adam eksik.Evet Bastian koşar,mücadele eder ama o bölgenin adamı değil.Tam oradaki oyuncunun yapması gereken göstermesi gereken sertliği gösteremez.Onun yerine orada Tymoschuk oynamalı..

Pranjic Heerenveen takımında kimi zaman sol açık kimi zaman forvet arkası oynamış bir oyuncu.Bastian ile Pranjic ikilisiyle göbek oluşturuyor futbol fakiri Van GaalJ (Türk medyası tabiri)Kanatlarda da Robben ve Ribery gibi forvet özellikli iki oyuncu oynatıyor.Olic ile Müller ileri ikili.Yani tamamen futbol oynamaya dönük bir takım.Peki sonuç ne mi?Sonuç Lyon teknik direktörünün maç sonu değerlendirmesi.Bayern Münih o kadar güzel paslaşıyor ki biz topu onlardan alabilmek için onlardan daha fazla efor sarfetmek zorunda kaldık.10 kişi kalmaları bile bir şeyi değiştirmedi..  

İşte aslına her şey bizim için Galatasaray için bu cümlede başlıyor.Frank Riijkaard’ın Galatasaray’ a yerleştirmeye çalıştığı sistem işlediğinde rakip takım teknik direktörleri tarafından yapılacak itirafları bugün Claude Puel yapmıştır.Yarınlarda bizim için başkalarının bunu yapmasını istiyorsak lütfen bizde çok farklı düşünen insanları kendi sığ fikirlerimizde boğmayalım.Bize gelen yabancıları bize benzetmeyelim.Biz onlara benzemeye çalışalım,onlar gibi düşünmeye çalışalım.Kadıköy de fenerbahçeyi yenmek için sahaya 9 savunmacı bir tane savunmacıdan bozma oyun kurucu tello,ilerde bobo oynatan Denizli’yi dahi ilan etmeyelim.Elindeki tüm futbol oynamak isteyen oyuncularla, futbol oynatmaya çalışan insanın gösterdiği iradeyi takdir edelim.Edelim ki onlarda bu iradeyi göstermekten çekinmesin.Türkiye’de işler böyle yürüyormuş demesin.Bunu artık sıkça tekrar edelim.Hatta kendimize felsefe edinelim.Lütfen bize geleni bize benzetmeyin.Çünkü siz  hiç bir şeye benzemiyorsunuz…

Saygılarımla….

PostHeaderIcon Hamalsızlık

Malumunuz, hamal (taşıyıcı) çarşıda, pazarda, ev nakliyelerinde vücut gücünü kullanarak işlerini icra eden emekçi insanlardır.

İşin ve sektörün içeeriği ne olursa olsun, teknoloji hangi seviyede olursa olsun, iş-vücut-kaba güç her zaman gereksinim duyulacak bir aracıdır ve her daim de böyle olacaktır. Gerek bir arı kovanında, gerekse bir otomotiv servisinde, gerekse ekmek fırınlarında… teknoloji, yapay zeka, üstün nitelikler ne kadar ileri seviyede olursa olsun, en ilkel tabiriyle “kas gücüne-kaba güce” ihtiyaç bakidir her daim.

Ufak bir mazi turu yapalım o meşhur 4 yılımıza ve tabii ki o meşhur 4 yılın evveline… Hiç futboldan anlamayan bir insanı bile Galatasarayımızın o 4-5-6 yılda oynadığı futbolu izlemek üzere stada götürdüğünüzde ve ya televizyon başına geçirdiğinizde, en ham hali ile yapacağı 3-5 yorumdan bir tanesi de “yaa şu çocuklara bak formaları sırılsıklam oldu oraya buraya koşmaktan” olacaktır.

Emre-Okan-Suat-Hasan-H. Şükür-Bülent-Fatih… o meşhur 4 yıllık arı kovanının içindeki, işçi arılar. Bir arı kovanının sahibinin (kraliçe) kalitesi, işçi arıların kalitesi ile eş orantılıdır. Dünyanın en zeki kraliçe arısı (Hagi) bile olsanız, işçileriniz gerekli özveriyi göstermiyorlarsa, size kraliçeliğinizin hazzını (Hagi’nin futbol zekası) yaşama ve yaşatma (seyir zevki, resitaller) hakkını kimse vermez, o ortam sağlanamaz. İşçi ve kraliçe arı iş birliğinden sonra da o kovan, güvenlik ve beraberlik açısından en sağlam kovan olma hakkına kavuşmuştur.

Karşı takıma, daha kendi ceza alanlarından çıkmadan baskı uygulandığından, ondan sonra iyice dermansız olarak orta sahamıza gelseler bile, geldikten sonra 3 tane dinamo bücür ile karşılaşan rakip, bizim ceza sahamıza girse bile orada da 2-3 hamleden sonra, kalecimize kadar gelen top kulak memesi kıvamında oluyordu. Bu kadar işçinin ve iş gücünün yanında da on numara resitalleri izleme fırsatı buluyorduk.

Bugün Galatasarayımız hamalsızdır, işçisizdir.

Ne rakip bizim kale önümüze gelirken direniş işçilerimiz var, ne de biz rakip kale önüne giderken hamal işçilerimiz var; hiçbirisi yok.
Çok kabaca bir örnek ile; mesela yapılan 40 pasın 15 tanesi Servet (isim önemli değil; savunma bölgesindeki herhangi bir isim olabilir) ve Jo arasında ise ve bu pas da DİREKT ise, burada oturup düşünmek lazım.

Nehirin bir yakasından diğer yakasına topu “fırlatmak” yerine, acilen emekçi, o köprü üzerinde, geriden ileriye topu taşıyacak hamallara ihtiyacımız var.
İstediğiniz kadar bir holdinge yıldız beyinler ithal edin, holding binasında özverili işçiniz yok ise, o yıldız beyinler beyin olmaktan çıkıp sadece 2 bacak üzerinde ve omuzların üzerinde taşınan bir kafa olmaktan öteye gidemeyecektir.

Saygılar…
GS Ruhu…

PostHeaderIcon Galatasaraylı ve Diğerleri…

Galatasaray’lı olmak”Hangi takımlısın?” sorusunun cevabı değildir. Çünkü Galatasaray’lı olduğun andan itibaren, bu; yaşam felsefen, yaşam tarzın, olaylara bakışın, sosyal hayatın, 24 saatin, okulun, işin… üzerinde etkili olur, “O” olursun; böyledir. Bu durum da başka hiçbir spor kulübünde (dünyada ve ülkemizde) yoktur. Tabii ki bunun yanında Türk örf adetleri ve yetiştirilme tarzının, Anadolusal insan tipinin de etkisi çoktur.

“Başka hiçbir yerde yoktur”dan kastım: takımına aşırı gönül verme, sosyalleşme, takımla yatıp takımla kalkma… vesaire gibi unsurlar DEĞİLDİR. Eğer bu pencereden bakılırsa, o zaman ülkemizden de, dünyadan da örnekler verilebilir.

Aksi iddia ve ispat edilene kadar da bu durum fikr-i sabittir.

Durum, Galatasaray’lılarda böyle iken, bir de bunun kulüp ve spor dalı yönetim tarafı da vardır elbet. Orada da durum aynıdır, aynı olmak zorundadır; çünkü Galatasaray’lılık, Galatasaray’lı olan herkes için aynı oranda ve aynı şekilde hissedilmesi gereken bir duygudur.

Galatasaray’a gönül vererek desteğini gösteren ve “işini” yapan taraftarlar nasıl ki “diğerlerinden” farklı ise, kulüp bazında da düşünceler, yönetim şekilleri ve alınan kararlar diğerlerinden farklı olmak zorundadır. Galatasaray’lı taraftarın hayatı nasıl ki diğerlerinden farklı ise, Galatasaray’ı idare eden birimlerinin de yaptığı işler, düşünceler, hamleler, olaylara bakışı, davranışları diğerlerinden farklı olmak zorundadır.

Transfer konusunda gerek ülkemiz, gerekse de takımımız, birer “Gösteri dünyası için futbolcu alan A.B.D ligi, 8 tane çalışkan kendi öz cevherinin yanına 30 yaş üstü bir, iki eski dev getirerek ağabeylik yaptıran Yunanistan ligi, hem halkını hem de işgücünü sömürerek ülkelerden futbolcu toplayan Fransa, Hollanda ve Belçika ligi” DEĞİLDİR.

E, tabii ki İngiltere, İspanya, İtalya ligi de değildir. O zaman birisine İLLAKİ benzemeye çalışmak, hem olayın doğasına aykırıdır, hem de yanlıştır.

En başta, Türk futbolcusunun aklından “Avrupa’da oynamak” mantalitesi çıkmalıdır. Kulüplerimizde de “23 yaşına kadar getiririm, 10 yaşından itibaren tesislerimde besler özenle büyütür sonra AVRUPA’ya yıldız ihraç ederim” mantalitesi de çıkmalıdır. Bunun yanında Galatasaray; bir Gaziantepspor, Gençlerbirliği de değildir. Yap-İşlet-Elde Tutma-Devret… gibi… O zaman başka bir üslup, başka bir politika lazım.

Avrupa’ya ya da başka yerlere futbolcu gitmesin, oradan da futbolcu gelmesin demiyorum tabii ki. Ama kırsaldan kente SIRF GİTMİŞ OLMAK için giden, umut arayan insanlar gibi, bunu bir hayal ve şiar haline getirmek de, altı boş bir fikirdir.

Tabii ki bu sadece bir takımın düşüncelerinin değişmesi ile olmaz, top yekün ülke futbolunun ve içindeki insanların da gayreti ve emellerinin doğrultusunda olabilecek bir durumdur.

Yeni bir sezon başlarken hedefi nedir Galatasarayımızın? Kendi ligimizde şampiyon olmak, ülke içi müsabakalardaki kupalara sahip olmak ve yurt dışı müsabakalarında da üst noktalarda olup, dünya futbolunun üst noktalarındaki takımlarla mücadele edip, yenmek. Doğru mu? Doğru… O zaman, o üst noktalardaki takımlarla boy ölçüşeceğin vakit, elindeki “Avrupa’ya gitmek istiyorumcu” futbolcunu 22’sinde, arkasından su dökerek o üst noktadaki takımlardan birisine gönderirsen bu işte bir tezatlık doğar mı?

Ya da tam ters pencereden; o üst noktalardaki takımların göndermek istediği futbolcuyu alarak, o üst noktalardaki takımları yenmeye çalışmak istersen bu işte de bir tezatlık doğar mı?

Futbolu ve futbolcumuzu demir perde arkalarına gizleyip; biz onlardan almayalım, onlar da bizden almasın demiyorum tabii ki; lakin biraz daha özen istiyoruz.

Saygılar…
GS Ruhu…

PostHeaderIcon Arda Turan’a Açık Mektup

Sevgili Arda 10 Temmuz 2009 tarihinde hayatımdaki en güzel günlerden biriydi 5 yaşındaki kızımın kardeşinin doğumu ve senin kaptanlık haberindi çünki annesi,kardeşi ve ben doğacak oğlumuza kızımın kardeşine arda ismini koymaya karar verdik.

Kızım melisa her maç izleyişimizde seni gördümü arda ağbi diye yerinden sıçrar ve galatasaray diye bağırırdı ve kardeşinin olacağını ve erkek olacağını duyduktan sonra senin adının olmasını istedi.Evet sevgili arda biz seni böyle sevdik ve böyle bir değer verdik geçenlerde doktor bir arkadaşım son 4 yılda doğan erkek çocuklarının üçte birine arda ismi konuyor dedi aynı geçmişte metin ve turgay isimleri konduğu gibi.

Sana buradan nacizane bir analizim olucak sevgili arda okurmusun haberin olurmu bilmiyorum ama umarım olur.Metin oktay’ı kendime örnek alıyorum dedin hepimiz saygı duyduk gerçekten’de hayatın onunki gibi devam ediyor başta özel hayatın olmak üzere futbolunuda özel hayatınıda tartışmak hakkımıza değil arda ama artık görünüyorki birşeyleri yazmak gerekiyor çünki 20 milyon’dan fazla taraftarı olan bir kulübün sorumlulukları sana ağır gelmeye başladı önce taraftar seni nazikçe uyardı kendine göre haklı sebeplerle gocundun ama sevgili arda bu taraftarın yerinde sen olsan ne yapardın haginin golünden sonra kale arkasından yumruk sallayan arda son iki yılda trubunde olsa ne yapardın tek bir hakaret olmadan yapılan tepkiyi uymazmıydın.

Evet arda kardeşim bugün antremanda olanlar’dan sonra ne kadar haldun bey görevini yapmışta olsa senden bizim bir ricamız var o kale arkasından yumruk sallayan arda turan ol o takımın mağlubiyetinden sonra kalorifer odasında ağlayan arda turan ol kötü oynaya bilirsin ama sen kötü kaptan olamazsın sen floryanın içinde büyümüş o havayı ciğerlerine yerleştirmiş birisin bu yüzden kötü kaptan olamazsın arda turan.

Bundan Sonra umarım Metin Oktay gibi olursun onun yaptıklarını hem özel hayatında yaparsın hemde sahada yaparsın çünki sevgili arda buraya çıkmak değik burada kalıp hele metin oktay olmak çok zor umarım bu olay son nokta olur ve biz gene eski arda turan’ı izleriz. Ali Samiyen’deki Denizli Maçında o pankartı sana boşuna açmadığımızı dosta düşmana ispatlarsın.

Ve son olarak tüm Galatasaraylılara sesleniyorum artık ardayı ne göklere çıkaralım nede yerin dibine sokalım onu oluruna bırakalım ne bizlerin nede çevresindekilerin etkisinde baskısında kalmadan son kararını versin sevgili arda turan kardeşimiz.

Her Şeyin Gönlünüzce Olması Dileğiyle

PostHeaderIcon 2009-2010 Ve Sonrası

          Tüm renktaşlarıma merhabalar. ilk yazıma önce kendimi tanıtarak başlamak istiyorum.adım Orçun Keçeci.  22 yaşında ,doğma büyüme izmirli bir spor akademisi öğrencisiyim.aynı zamanda izmir futbolunun amatör camiasında saygınlığı bulunan bir klüpte antrenörlük yapıyorum.orta okul çağlarımdan beri Galatasarayımızı belki kilometre olarak uzak ama manevi olarak çok yakından takip ediyorum.bundan sonra elde etmiş olduğum izlenimleri yoğunluktan vakit buldukça sitemizden paylaşmaya çalışacağım.

          Takıma gelecek olursak 2009-10 sezonunu artık neredeyse tamamlamış olmamızdan dolayı genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.sezon başında çok iyi olan takımımız şu anki iç açıcı olmayan duruma geldikçe hep suçlu arayıp cezasını kesmek istedik.bu bazen yönetim ,bazen teknik heyet oldu,en sıklıkla da futbolcular (hem de tek tek isim verilerek) günah keçisi oldular.oysa bence ,ortada güzel bir iş varsa her bir birimin payı olduğu gibi ,iyi gitmeyen işlerde de sadece tek bir suçlu yoktur.baştan aşağı herkesin yaptığı bir hata vardır. istediğimiz başarıların gelmesi ise bu hataların giderilmesi ile mevcuttur.
          Adnan Polat’ın yeniden başkanlığa seçilmesine çok sevindim çünkü başkan ve ekibi yaptıkları her yanlıştan ders çıkardıklarını bir sonraki uygulamayı doğru yaparak gösteriyorlar.hem bu ders çıkararak oluşan birikimli ilerleme hem de yönetim kadrosundaki istikrar işin en üst kısmındaki yanlışları azaltacaktır.Rijkaard ve ekibinin %100 kalması gerektiğini ve zaten %100 kalacağını düşünüyorum.nedeni ise gayet açık: bu ekibin kalitesinin önceden ispatlanmış oluşu ve yine istikrar gerekliliği. bugüne kadar her sene t.direktör değiştirdikte ne oldu ?

          İşin teknik kısmına gelince herkes gibi bende  bu takımda bazı gereksiz oyuncuların olduğuna inanıyorum.bence artık önümüzdeki dönemlerde kaleyi iki Türkümüze emanet etmenin vakti geldi.savunmada Hakan Balta’yı artık bir stoper olarak düşünüp iki tarafa da kaliteli bek’lerin alınması lazım.orta alanda oyunun ya sadece hücum yönünü ya da sadece savunma yönünü yapan isimler var.bu yüzden oraya top rakipteyken göstermelik olsun diye değilde ciddi anlamda rakibi rahatsız eden,top bizdeykende çevre kontrolünü yapıp topu ileri yönde kullanmasını bilen bir belki de iki oyuncu gerekiyor.forvette ise teknik ekip sahaya dizilişte tek hedef santraforu tercih ettiği için Baros’un arkasında yedek beklemeyi hazmedebilecek ve Çek oyuncunun yokluğunda onu en az seviyede aratacak birisi gerekiyor.

          Son maçlarda takıma yapılan protestonun haksız olmadığını ama Jo ve özellikle Kaptana yapılanlarda dozajın abartıldığını düşünüyorum.

          BJK-FB derbisinden bize yarayan bir sonuç çıkması ve haftaya Bursayı yenerek tekrar şampiyonluk potasına girmemiz dileğiyle görüşmek üzere.

PostHeaderIcon Karışık Duygular İçinde Manisa Zaferi

Bu akşam eminim tüm galatasaraylı’lar karışık duygular içinde.Keşke Ts,Fb,Sivas maçlarından arzu ettiğimiz sonuçları alsaydık’ta şu duygu karmaşasını yaşamasaydık diyorlardır.Ama yapacak birşey yok yaşanması gerekiyormuş’ki yaşanıyor.

Haftalardır yazdıklarımı gene yazmayacam Manisa maçını yazacam evet bu akşam güzel bir Ege akşamında çok güzel olmasada kritik bir galibiyet aldık Öncelikle Ege Galatasarayı özlemiş bu açıkca belliydi stadyum hınca hınç doluydu bu manisada yıllardır görmeyi arzu ettiğimiz görüntüydü umarım manisalı spor severler bunu sürekli hale getirirler.

Galatasaray maça kontrollü başladı manisanın düşme hattında olması sivasın yani rakibinin bay geçip 3 puanı garintiye alacağı için doğal olarak manisa maça tak başlıyacaktı öylede oldu ve 20 dak gibi hızı kesilmeye başlayan manisa duran toptan bir gol yiyince Galatasaray rahatladı ve oyunu domine etmeye başladı tam herşey düzeldi derken son beş dakika skoru koruma derdi bize bir gol yedirmesine rağmen seson başından beri sevam eden hakem hataları lehimize tecelli edip bize bir avantaj getirdi.Manisanın buz gibi golü güme gitti bunu açıkca söylememiz gerek ama haftalardır öyle abuk hatalar olduki buna şaşmamak lazım.

Evet ilk yarı bu şekilde bitince ikinci yarı diğer deplasmanlar sonuçları hepimize acabı dedirtti ama ikinci yarının başlarıyla ortası arasında gelen gol canerle başlayıp ardanın tekniğiyle filizlenip barosun son vuruşuyla oluşan gol bizi rahatlatmıştıki bu rahatlık fazla diyen mehmet topal rakip yarı sahada yapamadığı vuruşu bizim kaleye yaptı ve gene stresli dakikalar başladı sağolsun elanoda ayağa gelen kısmetleri tepince maçı zar zor ama önemli bir üç puanı alarak kazandık.

Kazandık ama herşey güllük gülistanlıkmı hayır öncelikle arda elano kewell sorunları devam ediyor ve bu takıma disiplkinsizlik olarak yansıyor son dakikalarda ne kadar biz takım olduk deselerde maç içinde bunu gördük diyemeyiz zaten çok birşeyde beklememek lazım haftalardır kazandıkları kondisyonu düzensiz yaşantılarıyla abuk çekişmelerityle harcayan takım bugün halen potadaysa yarışın içindeyse demek takım olsalardı neler olurdu varın siz düşünün.

Yarın derby var Fenerbahçe Beşiktaş derbisi var o maçın skoru bizim posizyonumuzu önümüzdeki bursa maçının stratejisini belirleyecek bu kesin fb kazanırsa çok değişik duygular içinde olucaz görünen o’ki önümüzdeki hafta malum fb medyası fenerbahçe kazanırsa bunları çok işleyecek bursayı ve bizi germek için ellerinden geleni yapacaklar.Yok beşiktaş kazanır yada beraberlik olursa ozaman işler dahada karışacak ve hepimiz kaçan yukarda yazdığım üç maça üzülecez ama sonuçlar ne olursa olsun Galatasaray Bursaspor maçında adına büyüklüğüne layık oynayacaktır bundan kimsenin şüphesi olmasın bu skor fenere yarayacaksada bunu sorun etmeden diğer maçalarını kazanıp kaderine razı olacaktır.

Arkadaşlar iyisiyle kötüsüyle ne yaşanacaksa yaşanacak ama artık bizi yöneten yönetim ve başkanımız Adnan Polat gereken dersi çıkartıp bu takıma büyük zaferler yaşatan camia içindeki herkesden destek alıp paylaşımcı olup o özlenmen galatasarayı yeniden yaratmalı bizi bu karmaşık duygulardan kurtarıp hesap kitap içinde bırakmamalı bu taraftar ne diytorlarsa yapıyor bugün stadyumu dolduruyor yarın mağzaları dolduracak Aslantepede kombine bırakmayacak nasıl loca,vip koltuk bırakmadıysa.

Bizi lütfen layık olduğumuz şekilde yönetin ve bize layık olduğumuz başarıları zaferlewri yaşatın.Sevgili galatasaraylılar Herşeyin gönlünüzce olmasını dileyip yeni bloğumuzun hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Saygılarımla.

PostHeaderIcon Güneşi Gösterin Bize

Evet dün akşam görüldüki iki yıldır görülmek istenmeyen herşey görülmeye başlandı ts,fb ve sivas maçları iki yıldır gözlerimizin önüne serilen sihirli perdeyi indirdi.Ama bugün gördüğüm yönetim ısrarla bunu görmek istemiyor floryada idari kadronun alt yapısında olan bir kaç ismi görevden almışlar.

Bu konuda yönetim umarım tatmin edici bir açıklama yapar burası 10 binden fazla üyesi olan bir kulüp ve 100 lerce sporcusu var böyle bir camiada insanlar dost sohbetlerinde sersenişlerde elbette bulunacak ama gündem değiştirmek yada birilerini suçlu göstermek için bunlar yapılıyorsa çok yazık camianın bir bütün olması gerektiği şu dönemde bunlar tatmin edici sebeplere dayanmazsa gerçekten çok yazık.

Gelelim takıma takımın sorunu çok açık net belli sevgisizlik isteksizlik takım adeta kamplara bölünmüş dün bir 45 dak oynadılar nefesleri kesildi çünki geçen süreçte okadar birbirlerini takip edip kulis yapmaktan düzensiz yaşamaktan aldıkları tüm antremanları yiyip bitirdiler şimdi yumurta kapıya gelincede çuvallayıp kaldılar.

Biz bunu aylardır hatta ben iki yıldır görüyordum skibbe ümit karan lincoln hasan şaş dediler bizde sabır dedik ama şimdi aynı isimler jo elano ayhan servet diyor peki diyenler ne yaptı hiç birşey birtek maç kazandırdılarmı hayır hepsi kaptanın arkasına okadar saklandılarki şimdi kaptan çıkmış ben bunaldım sıkıldım gidecem diyor.Nereye?TFF’nin yayın organı tam saha dergisine.

Durum böyleyken yönetim işin sorumlularını sorgulamak yerine hataları söylemek yerine aşağıda çalışan bir kaç personeli görevden alıyor başlarında bulunan 4 yıldır çalışan adnan sezgine dokunmadan.

Bu durum nasıl düzelir geçmişte nasıl düzeldiyse öyle önce herkes iş ahlakına kavuşturulacak yani yeteneği kısıtlı ama büyük paralar alan yerlibazı oyuncularla yeteneği güçlü ağırlığı yabancı olan oyunculara siz bir takım olursanız hepiniz kazanırsınız denecek lobi faliyeti yapanlara ceza vererek bu işe başlana bilir o şunun kardeşi o bunun adamı demeden herkes hakkına düşeni almalı artık.

Bu taraftar iki hatta üç yıldır Adnan Polat’a büyük destek verdi maddi ve manevi oda iyi transferler yaptı iyi bir takım kurdu ama görülüyorki bu iş takım kurmakla olmuyor ozaman başkanımız en iyi bildiğini yapacak futbolcuya dayalı düzene son verecek ve bu camianın eski neferlerini’de bir şekilde bu potada bulunduracak çünki artık herkes şunu bilmeli geçmişte bazı hatalarda olsada büyükler affetmeli küçüklerde saygısını göstermeli ve bu yüz yıllık kulübü eski şanlı günlerine döndürmeli.

Bu kadar malzemenin olduğu bir ortamda bu kadar güzel mutfağın ve ahçıların olduğu yerde bu yapılmalı ve bizde GÜVEN SABIR İSTİKRAR diyebilmeliyiz.

İşte tüm bunların olabilmesi için bizim sabretmemiz için artık güneşi bize yönetim uygulamalarıyla göstermeliki bizde Aslantepeye giden yolda onlara daha çok destek verecek arzuyu gösterelim.

Herşey Gönlünüzce Olsun Saygılarımla

Ara
Yazarlar

AHMET KILIÇ
FIRAT DURMAZ
BARIŞ CENK AKKAYA
İLHAN İLMENÖZ
SÜHAN CEM UCSOY
İSMAİL ŞEN
MUHSİN MORDENİZ
HASAN YILDIRIM
BAHADIR OĞUZ
NİHAT ONUR
ALİ CAN KUTLU
DOĞUKAN YILDIZ
CAN TÜYSÜZ
SÜLEYMAN ÖKDEM
GÜÇLÜ GÖNÜLERİ

Sosyal Medya
Anket
Dursun Özbek görevine devam etmelimi?
View Results
Bağlantılar